Closer

photo_2016-11-27_20-00-53

Spotify değil benim olayım fakat hala Last.Fm kullanıyorum müziklerimi toparlamak için. Peki Arch Linux ile hayatıma dahil ettiğim terminal müzik çaları cmus buna uyum sağlayabilecek mi? Aur içerisinden çektim bu sefer paketi.

yaourt cmus

dedim terminalimden. Sıralandı seçenekler. aur/cmusfm 0.3.1-1 paketi tam da istediğim şey. Kurdum tatlı tatlı.

Minik bir ayar gerekiyor kurulum sonrası.

cmusfm init

denildi, aşina olduğum izin bağlantısıyla uygulamaya gerekli izni verdim.

Son olarak cmus penceresinden

:set status_display_program=cmusfm

şekilli bir komut daha ekledim ve

screenshot-from-2016-11-27-21-30-13

Basit ama mutluluk verici. Ama yine de bi h değil, hiç değil..

Mad World

dd

Zamanın enteresan filmiydi Donnie Darko. Nasılsa bir gün o bile karşıma çıktı bir şekilde. İyice anlatılmış hatta benim gibi acemilere de “Canım sen Arch Linux kullanıyorsun, ağzını değil gözünü açacaksın!” denilmiş. Ben ne yaptım peki?

pacman -Syu

dedim ve bir error dizisiyle karşılaştım.

error: failed to commit transaction (conflicting files) ttf-dejavu: /etc/fonts/conf.d/20-unhint-small-dejavu-sans-mono.conf exists in filesystem

Yani? Arattım bir öneri buldum, Rumence yazıyormuş. Bi şey anlamıyorum ama çıktılara baktım, evet aynı sorun. Ne denilmiş?

pacman -S –force ttf-dejavu

Yapıştırdım hemen, Arch hiç durur mu tabi o da bana yapıştırdı akabinde. Terminal fontumu bozdum mu bi güzel. Neyse ki LxTerminal fontu Mono ama Gnome Terminal başka kafada. Tabi en komik kısmı bu değil, düzeltmenin yollarını arayacağım, olamıyor. Çünkü forumlardaki kod alıntılarında da font Mono iyi mi? Değil tabi, tüm yazılar çiçekli böcekli simgelere dönüştü. Kodu kopyala yapıştırla görüyorum artık. Dedim aferin ilk error mesajıyla, yine doğru düzgün anlamadan yaptın bi saçmalık.

Ama tabi sonrasında sakin ve sabırlı bir araştırmayla düzelttim hatamı. Tek sorun şu ki, ne yaptım nasıl yaptım şu an anlatamıyorum. Biraz karıştı çünkü.

Ama güzel olan yenilenmiş Kernel ve gerisi işte.

time

 

 

Enter Sandman

the-sandman-comic-1280jpg-dbd8061280wjpg-60a2af_1280w

Güncellemeler sonrası enteresan bir durum dikkatimi çekti. Normalde LxTerminal güzel, kibar, ben sevdim onu kullanıyorum. Ama klasik Gnome Terminal ile de sorunum yok. Ara sıra ona geçiyorum. Peki nedir durum? Yan panelde sabitlenmiş Gnome Terminal’e tıklıyorum. Bi halt açılmıyor. Hayda! Bi kaç deneme, bi kaç deneme daha. Yok. Lx’ten gnome-terminal diyorum ki

Error constructing proxy for org.gnome.Terminal:/org/gnome/Terminal/Factory0: Error calling StartServiceByName for org.gnome.Terminal: GDBus.Error:org.freedesktop.DBus.Error.Spawn.ChildExited: Process org.gnome.Terminal exited with status 1

Merhaba ben de Irmak. Manyağa bak, durup dururken.Neyse aynen yapıştırdım aradım hatayı. Bi kere internet çöplük, bunu bilip temkinli yaklaşıyoruz ya her cümleye. İlk sayfada komple locale ayarlarıyla ilgili bi hikayeler anlatılmış. Artık düşe çarpa yuvarlana öğrendim. Hiç umursamadan son sayfaya geçiyorum. İşte bunu yapıyorsunuz ya, bunu yapmanızdan gerçekten nefret ediyorum.

[SOLVED]

Neymiş çözüm?

dbus-launch gnome-terminal

Yok artık ama ya! Sonrası da birileri daha yazmaya çalışmış başlığa, yok efendim konuyu hortlatmayın, çözüldü zaten, daha yazmayın konu kilit.

Böyle mi açayım yani her seferinde Gnome Terminal’ini, bu mudur sizin dahiyane çözüm?

Neyse ki mantıklı bir öneri gelmiş bir başka sayfada gördüm de işime yarattım. ./bashrc dosyasına eklenen

dbus-update-activation-environment –all

satırı ile atlatmış sorunu bir başkası.

screenshot-from-2016-10-31-21-26-27

Sanırsın uzay mekiğinin kantinini bu yıl ben işleteceğim, öyle tatlı, öyle saçma:)

Olsun eğlendiriyor işte hala.

Exit, light
Enter, night

Wish You Were Here

arch

Gelelim güncellemelere. Ubuntu ve Fedora alışkanlıklarının tersine Arch Linux’ta başka bir mantık olduğunu öğrendim. Mesela kontrolsüz güncelleme yapılırsa sistemi ortadan ikiye çatlatabileceğimiz yönünde uyarılar okudum. Hatta çok stabil sistem isteyenler LTS kurmalı diye sıralanan maddelere denk geldim. Öncelikle yeniliklerden haberdar olmanın en emin yolu burası görünüyor.

Neyse asıl önemli olan sistemi güncelledikçe yeni sürüm diye bir olayla uğraşmayacak olmamızmış. Bu gerçekten de korkutulduğu kadar tehlikeli bir duruma neden olabilir çünkü sistemi bir bütün olarak ele alma eğiliminde Arch. Ve ordan burdan paketler programlar denerken dikkatli olmak gerekiyor.

Bazı masaüstleri fazla hoşuma gidiyor ama hiç o kadar güzelini beceremedim. En azından konsol tabanlı bir müzik çalarım olsa? Biraz baktım, cmus çok iyi denilmiş. Yükledim. 1 saniyede yüklenen program yaklaşık 2 saattir çalışamıyordu. Önce yeni adamımız pacman ile

pacman -S cmus

şekilli indirdim. Sonra cmus dedim, aldığım cevaba bak  cmus: connect: permission denied

 Efendim pacman ile kaldır tekrar yükle, klasör ayarlarına chmod +x çakacak kadar ileri gitme. Bakıyorum abuk subuk açıklamalar var nette her zamanki gibi. Dedim pacman kim köpekmiş, github dururken. İndirip derledim. Aynı hata. Tam dedim ki başlarım cmus‘a da müziğine de Linux‘una da Arch‘ına da..

Bi kahve sakinleştirdi ve hiç yapmadığım şeyi, en başta yapmam gereken şeyi yaptım. Github > Issues içerisindeki basit bi arama yeterli oldu. Kapadım bilgisayarı, güncelleme yapmıştım.

Tekrar açtım ve Riverside yeni albüm çıkarmış!:)

Time Machine

Hastalığın tadını! çıkarmaya devam, haftanın sonunu evde geçirdim. Güzel güzel özelleştirdiğim Arch Linux bir yana Sality saldırısından yılmış annemin zavallı Vista‘sı diğer yana:)

Bi yandan envai çeşit <Anti< Malware, Rootkit, Spyware programlarıyla aramıza geri döndürmeye çalıştığım Toshiba diğer yanda yeni bir oyuncak kıvamında Arch.

Biraz Arch Linux forumları da gezindim bugün, yazının başlığı aslında ona gönderme. Aralık ayında Linux ile 6 yıl tamamlanmış olacak. Elbette bu sürede bir Mr. Robot, übermensch ya da guru olmadım. Açıkçası olamadım demiyorum çünkü Linux benim için bir eğlence, bir uğraş, bir kafa dağıtma aracı oldu hep. O yüzden çeşitli dağıtımları tatlı tatlı kullandım bu 6 yıllık sürede. GNU/Linux evrenine yakınlaştırabildiğim pek az insan oldu. Çoğu deneyip çakılan, en basit sorunlarda pes eden ve -burası çok önemli- sırf benim ilgi alanıma girdiği için Linux‘a bulaşmaya çalışan arkadaşlarım. Eskiden daha idealist değil fakat daha sığ görüşlüydüm muhtemelen. Benim için önemliydi, herkesle paylaşmak, bu güzel sistemlerin yayılması ve kullanıcı sayısının artması. Açıkçası kaç kişi Linux severmiş, kullanırmış artık umrumda değil. Hayır daha konuyu bile açmak istemiyorum çünkü kazara bir yerden duymuş olanın da olayı Ubuntu ile başlayıp Ubuntu ile bitmiş.

Ubuntu‘yu uzun zaman kullandım. Ubuntu cici, Ubuntu sevimli, Ubuntu rahat. Çok iyi biliyorum. Son sürümü kendi makinamda sanalda denedim. Arkadaşım yüklemişti kendi makinasına, orada da biraz denedim. Yok. Ubuntu kullanıcısıyken de Unity sevmemiştim, hala da sevebilmiş değilim. Benim açımdan tek mesele Unity değildi elbette Ubuntu adasını terk ederken. Ama şu da açık 6 senede hiç bi halt olmadım dedim ya en azından arayüz olmadan Linux kurmayı becerebildim. Çok basit iş belki nice profesyonellere göre ama bana göre büyük iş. Sonuçta dedim ya bir eğlence, bir uğraş, bir kafa dağıtma aracı. Burda attığım her adım bana tatlı geliyor. En komik hatayı bile atlatmak mutlu ediyor beni.

En önemlisi de farklı bir bakış açısı kazandım ben bu 6 yılda. Bambaşka şekillerde değerlendirdim. Hiç alakası olmasa da mesleğime büyük katkısı oldu Linux‘un. Bir döküman gerekti, ben buldum. Olmayacak yerlerden buldum, bilmediğim dillerdeki sayfalardan. Olmayacak yerleri bulmayı, tek kelime anlamadığım satırların arasından istediğimi yakalamayı öğretti bana Linux. Bulduğumu paylaştım, haberdar ettim etrafımı.

Bu da aslında RMS kafasına duyduğum saygı yoksa derdim nedir Baldur’s Gate ile dandik grafiklerle Windows bana fazlasıyla yetiyor. Ama işte o Windows sadece bir işletim sistemiyken şu bizim distrolar birer çim adam tadında.

Yani kimse çıkıp da amanın canım Windows’um , bebeğim Control Panel, sevgilim regedit falan demiyor. Program demiyorum bak, düz sistem. Dümdüz Windows, güzel midir? Sevilesi bir şey midir?

Linux kullanıcılarında ise durum bambaşka, distrosunun gözlerinden öpenler, paket yöneticisine güzellemeler dizenler:) Suladıkça yeşillenen, fazla sularsan ölen, sulamazsan ölen, hatta bazen ne yaparsan yap ölen bir yeşillik gibi. Elbette işin eğlencesinde olan benim gibi kullanıcılar için sözlerim. Gerisinin zaten Bir Aceminin Linux Günlüğünde işi ne:)

Neyse poz ver Pacman:)

arch_pacman_invaders_by_dotvalfar-d5qxpmc

 

 

Ænima

c8ed5c18cde9fab1f41838652baa31aa

Iyi ki fena hastayim da eve kapali kaldim. Evet klavye turkce degil onu cozdum de bi reboot kadar bekleyemedim acikcasi.

Dunyalar guzeli Arch ilk denememde hard disk problemleri nedeniyle cakilmisti. Sonra disk bolundu parcalandi o kisim koseye ayrildi ve Fedora ile devam ettim bir sure. Ama Fedora yavaslari sevimsizlesti, zaten hep bi Arch tavsiyeleri gelirdi bana dedim deneyeyim. Oncelikle Arch wifi kartimi tanimadi. Ya da ben oyle sandim. acikcasi bu kisimdan tam emin degilim hastaligin basiydi toparlayamamis olabilirim. Gittim bi kablo aldim bugun, Hani bolca saydiriyorum ya Linux’a gercek hayat cok mu nefis acaba? Bok nefis afedersiniz. Kablo ottu dukkandan cikarken. Kasaya dondum dedim alarm kalmis uzerinde. Yavsak bunda alarm olmaz hanimefendi dedi benimle kapiya yurudu. Gecirdi kabloyu, Ottu. Yavrum zaten ben manyak miyim sana diyorum ki baska bi sey almadim. Olacagi var ya tabi kutuyu parcaladilar torenle. Kabloyu oylece tuttu kapiya, Hala otuyor. Butun her yeri ote ote gezindim sonuc olarak, Neyse neyse.

Simdi Archlinux kurulum gibi bi aramayla zaten pek cok Turkce kaynak da dokuluyor. Ben iki yazidan yararlandim. Biri daha aciklayiciydi ne yaptigimi da bildim. Digeri de dogru siralamadaydi, Evet o siralama olayi onemli. Bi kac hamle once verilen komut calismazken bi kac hamle sonra duzelebiliyor. Tabi ben yine bi kac kez deneyip yanildim. Benim acimdan kurulumun en delirtici kismi vi oldu. Aslinda vi’den nefret ediyorum diyebilirim. Niye inatla vi kullandigim sorulacak olursa belki biraz anlatimi yapan arkadasa saygim belki de zor da gelse cozebilme istegi. Hayir cok zor degil ama onemli bi dosya editlerken urkutuyor beni, Ve cok nadiren kullandigim icin kullanmam gerektiginde hep komutlarina bakma ihtiyaci duyuyorum.

Neyse yenilik hep iyi gelmistir bana.

Biraz da boylece devam edelim Linux hikayesine.

screenshot-from-2016-10-16-01-21-34

 

Laid To Rest

 

tuxguitar_3

Yoğun yoğun çalışmalar arası bir haftasonu güzel müzikler, keyifli sohbetler şeklinde geçti/geçiyor. Şimdilerde sansür nedeniyle yine pek çok yer kapalı. Neyse ki zamanında aklıma gelmiş de bir takım platformlara üyelikler almışım. Metal ya da punk bulacaksam aranacağım yerler belli. İfşa edecek miyim? Asla. Zaten dileyene arşivlerim daima açık.

Bu kadar zaman bir köşede beklemede bir 5+1 vardı benim. Sonunda onu hayatıma dahil etmeyi başardım. Tabi ki benim yıllanmış R522 teknolojinin gerisinde kaldı ve yardımla iyi not alabilen parlak zekalı bir öğrenci gibi olsa da o yardım olmadan sınıfta kalacağı kesin gibi. Girişimiz yok, canı sağolsun. Fikir aldım U7 kullanan bir arkadaşımdan. Aslında şekilci biri olmasam da U7 tipini sevmedim işte, gittim  Asus Xonar U5 aldım. Orta belki orta altı bir sistem bendeki, Logitech z506. Ses benim için gayet yeterli yine de ama şu var ki kablo olayı tam bir eziyet olabiliyor. Bir şekilde yerleştirdim salonuma ve bu benim kafamdaki yerleşim değil. Çünkü sistem kablolu. Kablolar kısa. Hep bir masaüstü bilgisayar ya da TV etrafına yerleştirilecekmiş gibi planlanmış. Prizler desen anlamsız yerlere konmuş. 10 metrelik bir üçlü priz koltuğumun arkasından sinsice dönüyor. Karşımda durması gereken Left yanımda. Sub ben burda ne yapıyorum acaba der gibi mahzun. Bir zaman bulunca düzenleyeceğim. Şu ara bulamıyorum.

Neyse neyse.

Peki her zamanki nihai dert ne durumda? Driver var mı? Hadi Windows yine bir şekilde yırtacak peki Linux seven güzel insanlar ne yapacak? Biz iyiyiz, bu kez bize gülsün işte şans:)

Screenshot from 2016-08-21 18-56-30

Screenshot from 2016-08-21 18-58-19

Tak çalıştır. Bu kadar mis, bu kadar çiçek:)

Şimdi zamanında flac bahçesine emek vermenin meyvelerini yeme zamanıdır.

Screenshot from 2016-08-21 19-00-27

Nasıl dünyanın en güzel fire diyen adamı bana göre Steven Edward Duren ise aynı kesinlikte biliyorum ki müziğe çok şey borçluyum. Sadece güzel hisleri ve anları değil güzel insanları da..

Ne mutlu.