Ohne Dich

Bu biraz yaklaşım meselesi, biraz da tecrübelerin sonucu aslında. Ben şu an şu dakika bi şeye girişsem genelde o iş yolunda gitmez:) Zamanla çözerim, yoluna sokarım ama çabaladıkça batanlardanım aslına bakılırsa. Biraz durmam lazım. Bataklığın kurumasını bekleyip sonra çıkmalıyım, acele edince iyice kontrolü kaybediyorum. Sonunda yorgun ve usanmış bir halde kenara bırakıyorum her şeyi.

Bi kaç haftadır işlerim deli yoğun, güzelim Arduino’m ile takılamıyorduk. Sabah tertemis bir gün olsun dedim gayet basit, ilkel bir proje olan ortam sıcaklığı ölçme projesinin devresini kurdum. Kodu da satır satır anlatabilirim, zaten 16 satır toplamı. Fakat ancak..

Monitor bi sayı gösteriyor ki, imkansız. Tabi ben coder değilim ama Linux kullanıcısı olarak duruma aşinayım. Dedim kesin bir yerler atlanmış, bi sıfır eksik, bi değer kayıp. Bu sanırım 20. denemem falandır Arduino ile. Verilen kodların çoğunda hata vardı, bir kısmını deneye deneye düzelttim. Bir kısmı için ortalıkta kod aradım. Ama bu sefer kod %100 doğru, her yerden doğruladım. Üstelik tamamen anlamışım. Devre zaten basit. Acaba sensörde kutup hatası mı yaptım diyorum. Bi de tersini denedim. Tamam değer değişti ama hala makul değil. Kablolar kısa olsun denildi, değiştirdim. Denedim, denedim, denedim.

Yabancı bir anlatıma dikkatle baktım, bi de o şekil yazdım kodu, aynı. Akla gelmez ama sondaki bir youtube yorumu ile anladım durumu.

“sensoru cıkardım gene sıcaklık olctu”

Benden önce bir paket de iş yerimdeki bi arkadaş almıştı. Sensörleri evirdik çevirdik, şu heralde bu, bu heralde şu. Şimdi bu sensörler mini mini yaratıklar. Birbirine çok benzeyenleri var üstelik. Ve ben ayrıntı görmekte delice zorlanan bir insanım çünkü hep bütüne yönelik bir bakışım var. Tabi başka bi benzer sensör ile deneyince de değerler okudum, yanlış değerler:)

Neyse evim 21° C.

Sonrası 4’lük ekran ve pille istediğim yere taşınabilir olması tabi. Chai Tea Latte sonrası deneyeceğim onu, şimdilik arrivederci!

 

Reklamlar

Just a perfect day

Güzeller güzeli Arduino‘m geldi. Kargoyu haber veren hatun kişi yine panikle “Çin’den paketiniz var” dedi telefonda. Uçarak indim aşağı:)

Hiç bilmiyorum, neyin ne olduğunu nasıl bu kadar yanlış anlayabilir insanlar. Hayır yavrum ortada perfect bi şey yok, salak mısın diyesim geliyordu, demedim. Fona attım müziğimi, kafamı meşgul etmeye uğraştım sadece. Geçen sene bu zamanlar.. Aslında tam dengelenir gibi oluyorum, tekrar beliriyor. Neden? Çok alkol ve boşluk şeklinde geliyor cevabı.

Çok zaman önce okumuştum,

Hoffnung ist in Wahrheit das übelste der Übel, weil sie die Qual der Menschen verlängert.

anlamış gibiydim aslında ama yaşamadan anlaşılmıyormuş.
void loop() //her seferinde belki, acaba, yoksa

Hayır aslında cevap gayet açık, sadece devam edeceksin. Pedalladıkça düşmeyeceksin.

Onu deniyorum, minik adımlarla programlıyorum Arduino‘mu. 5 bantlı dirençleri renk koduna göre ayırabiliyorum artık. Bir de şöyle denesem, acaba böyle ne olacak diye diye eğleniyorum. Aslında bir bakıma tekrar kendime döndüm, merakım, hevesim, heyecanım yenilendi. 2018’e kendime sarılıp gireceğim.

Tam olarak bu şekilde başlamıştı Linux maceram. Motivasyonumun kaynakları pek keyifli olmasa da sonuçları hep iyi ki dedirtti.

Bu da benim yorumum olsun:)

Just a Perfect Day

 

 

 

Lioness

Oyuna devam:)

Kendin pişir kendin ye sitelerinin en tatlılarından biri bence burası.

Geçen seneden bir kısmı bozuk yılbaşı ışıklarından var elimde. Aslında tamirini nasıl yapacağımı öğrenmiştim ama uğraşmadım. Henüz ulaşmayan, muhtemelen bir süre daha beni bekletecek olan Arduino‘m için başlangıcı onunla yapmayı planlıyorum. Hazır güzel bağlanmış renkli bir led demeti var elimde bunu değerlendirmek istiyorum. Neler yapılabileceğine baktım, 4×4, 5×5 vs vs pek çok boyuta göre hazırlanmış led küpleri projeleri inceledim. Zor değil ama kolay da sayılmaz. Lehim işi var öncelikle. Havya ya da multimetre olmadan bi tık şekilli işlere girişmem imkansız. O yüzden tamamlanmış devreler işime gelecek. Tabi tüm ledleri patlatmamak için de direnç meselesi önemli. Birkaç tane kitap buldum, biri oldukça güzel anlatımlar içeriyor. Arada ne zamandır her açılışta güncelleme isteyen pdf düzenleyicimi son sürümüne getirdim.

Buraya not düşmüş olayım AUR paketlerinden yüklemiştim, Master PDF Editor gayet iş görüyor. Arada Linux haberlerini Telegram’dan kontrol ediyorum, açıkçası çok yararını gördüm Linuxgram kanalının. Yine orada denk geldim de  Gradio yükledim. İnternet radyolarını severim, bunu da sevdim.

Biraz tema, simge, duvar kağıdı düzenlemesi yaptım. Ve fark ettim ki ben hiç Arch Linux‘tan yakınmıyorum. Ciddi ciddi alıştım, benimsedim bu dağıtımı ben. Bir program indirirken .rpm ya da .deb paketlerinin sıralanmış olması zerre sinirimi bozmuyor. Çok hızlı şekilde .tar.gz ile çözüme ulaşıyorum.

İyi olmama sevinebilirsiniz yani, iyiyim:)

 

Ribbons

Öncelikle bir şeyi bozmak konusunda efsaneyim ben. Söz konusu olan bozulup bir daha çalışmaması muhtemel bir Arduino olunca dedim tabi yıl olmuş neredeyse 2018. Bunun bir simülasyonu çoktan yapılmıştır. Önce denerim tatlı tatlı, sonra üzülmem. Tabi ufak ufak elektrik bilgilerimi de yeniliyorum. Kimler fazla akıma maruz kalır, direncim, diyotum, potansiyometrem neydi bakınıyorum. Hep bir çeşit bulmaca gibi gelmiştir o yüzden ayrı severim bu işleri. Yine internet derya deniz, İngilizce-Türkçe pek çok proje, ders, video sıralanıyor. Ama bu benim acemi günlüğüm, ben ne yapıyorum onu anlatayım. Yol haritası niyetine. Gün itibariyle siparişimi verdim malzemeleri, şimdi gelene kadar her şeyine hakim olmak istiyorum. Malum Çin’den gelene kadar:)

Benim Arduino bu şekilde, karar anımla beraber öğrendiklerim ise elbette ilk başta kart üzerinde yazılanların anlamları oldu. Belirttiğim gibi pek çok nefis anlatım var, ben de fazlasıyla yararlanacağım. Tavsiye her pinin amacını, kullanılış şeklini, dijital, analog, pwm terimlerinin mantığını kabaca bir tur gözden geçirmek.

Sonra yine aşırı yüklemeden kaçınarak devre elemanlarına biraz bakındım. Ve bu işi simüle etmenin yollarını araştırdım. Değişik amaçlı, görünümlü pek çok program var ama çok kullanılanların birincisi sanıyorum Fritzing.

Online kullanıma imkan veren Circuits de başarılı aslında ama Fritzing Linux ile de sorunsuz çalıştığı ve Açık Kaynak Kodlu olduğu için en birinci. Kurulumu çok basit yine bir bash dosyası, tekrarlamaya gerek yoktur.

2009 Aralık – 2017 Aralık yani 8 senedir yazıyorum.

Çok pişmanlığım var ama pek çok kişiden de özür diledim yaptıklarım ve yapamadıklarım için.

Yine de bazı söylenmemiş sözlerim içime dert olarak kalacak, öylece bırakmak zorundayım üstelik.

Bazen bir parmağımı kesip atmak kadar ağrılı oldu insanları hayatımdan çıkarmak, bazen kangren parmaklarla da yaşayabilirim dedim ve ağrısı hiç geçmez oldu.

Bazen tek bir cümle yeter. Mutlu etmeye ya da tekrar tekrar bok etmeye.

Tercih meselesi Linux, sadece tercih..

Never Comes To Day

Bazen diyorum bu pek de mantıklı değil, sonra diyorum ama demek genlerimde var. Ve kesin olan şu ki kendimi durduracak değilim. Bu işe bulaşmayı çok daha önceden düşünüyordum aslında. Yani yazı şimdi yazılıyor olsa bile düşüncesi olgunlaşmış durumda. Elbette Arduino alacaksam bu bir Made in China versiyonu olmalı dedim. Yani görsel aldatmamalı benim 2560 bu görseldeki olmayacak. Çünkü çok daha ucuz, çünkü hakkaten kalite farkı var diyene çok gülerim. Teknoloji söz konusu olunca İtalya mı Çin mi diye sorulmaz bile:)

Devam edersek siparişi yarın vereceğim, umarım bu sefer aksilik çıkmadan tatlı tatlı gelecek. Öncesinde hazırlık aşaması. Linux için kurulum yaptım, kısaca özetlersem

cd /home/irmak/Documents/arduino-1.8.5-linux64/arduino-1.8.5

içerde bir install.sh dosyası var. Ben sürükle bırak yapıyorum hep terminale

./install.sh

yazıp enter a basarsanız

Böyle bir arayüz var. Arduino USB bağlantılı bir çocuk olduğu için izin gerekiyormuş porta.

ls -l /dev/ttyACM*

burda dursun bu, * nedir ben biliyorum:)

chmod a+rw /dev/ttyACM0

şekilli bir izin vereceğiz ilerde.

usermod -a -G dialout irmak

Bu da burda dursun, logout-login sonrası tamam olacak denilmiş.

Şimdi normalde bir inşaat mühendisi olarak benim devre kartlarıyla ne işim olabilir? İşim yok açıkçası, sadece biraz oyalanmak istiyorum. Tabi elektronikten anlamıyorum, yazılımdan da. Ama benim anlamıyor halim ya da acemiliğim sıfır değildir aslında. Dahası elektrik de elektronik de çok eğlenceli geliyor bana. Ve bir şeyi ispat etme, terfi etme, sınıf geçme gibi dertlerim olmadığı için benim uğraşmaktan mutlu ama hırstan uzak halimle çok uyuşacak. İyi de UNO neyime yetmiyor da MEGA istiyorum?

Üstelik zibilyon tane sensör içeren bir kit?

Niye dahili Wi-Fi olan bir anakart alıp gerisini toparlamıyorum, ESP8266 ekleriz bir de diyorum. Hatta micro usb girişi olanı var:)

Hepsi böylece dursun, malzemelerim gelene kadar. Ben o ara okurum, izlerim, öğrenirim pek çok şeyi.

Kafam dağılır, dağılır, dağılsın..

Feathergun in the Garden of the Sun

 

Yine gündemin midemi bulandırdığı bir sabah Twitter‘da denk gelmiştim.

Bizden gittiğine en çok üzüldüğümüz şey milyon dolarlar değildi, Ali İsmail’di.

Benim için hepsinin sevgisi de acısı da aynıdır.Ve ne zaman umudumu kaybedecek gibi olsam düşmana inat bir gün fazla yaşamak borcu yakama yapışıyor.

Bir zamandır koşuyorum. Bahsetmiştim. Çok lazım değil gibiydi ama ihtiyacım varmış hayata karışmaya. Bir de negatifliklerden kurtulmaya.. Koştukça uzaklaştım, geride bıraktım, yakınlaştım.

İyi ki diye başlayan cümlelerimiz var şimdi.

Arada parasız kaldığımda söylerim, piyasadan alacaklarımı toplayabilsem:)

Kendim için bir şey istemek pek adetim sayılmaz, fakat mesele bu sefer başka..

Bu sene 12 Kasım İstanbul Maratonu’nda kaybettiğimiz tüm dostlarımızın anısına, Ali İsmail Korkmaz kardeşimin ailesinin kurduğu ALİKEV‘in Burs Fonu projesini desteklemek istedim.
YARA İZİni YAŞAM İZİne dönüştürmeye, bir gencin ışığı olmaya, birlikte destek olalım mı?
Ben Alikev Burs Fonu için koşarken sen de bu güzel amaca ortak olarak destek verip 5, 10, 50, 100, 500, 1.000TL hiç fark etmez bağışınla katkıda bulunursan beni, Ali Ismail‘in düşlerine ortak olan herkesi ve desteğinle eğitim hayatına devam edebilecek üniversite öğrencilerini çok mutlu edersin.
Çok güvenli ve basit bir sistemle aracısız ve direkt vakfın hesabına gönderilecek şekilde
bağlantısındaki Online Bağış Yap kısmına tıklayarak kampanyama destek olabilirsin.
Dayanışma ile güçlüyüz
Düşlere güç verelim

Will to power

Koştum geldim. Hafta sonlarımın öncelikli aktivitesi koruda koşmak oldu. Planlı denilemez ama istikrarlıyım şimdilik. En azından maratona kadar 10k sonunda bayılmayacak bir kondüsyona sahip olabilirsem gayet yeterli. Daha önce tavsiye aldığım bir konuyu gündemime aldım, JS ile uğraşmam gerekti biraz. Bu da yeni işimizle alakalı bir gereklilik oldu. Evet bir de yeni iş var, bu ara gündemim yoğun. Ayrıca uzun zaman bunu fark edememiş olmam üzücü, Everynote benim için çok kullanışlı gerçekten. Mi Band 2 için bir program satın aldım Play Store‘dan. Pek adetim değildir ama öncelikle Rus programcılara saygım var. Kaliteli işler çıkardıklarını düşünüyorum. Ayrıca yerelleştirme imkanı sağlaması hoşuma gitti, her güncellemeyle çevrilecek yeni satırlar eklense de en azından sürüm notları okumak yerine çeviri satırlarından takip ediyorum güncellemeleri. Elbette bir kar-zarar ya da çıkar meselesi değildir ama bazı insanların hayatıma katkısı gerçekten çok belirleyici olabiliyor. Bunun geçirilen zamanla hatta yakınlıkla bile ilgisini kuramayabilirim şu an. Tanıdığım zeki, hırslı, başarılı pek çok insan hayatıyla ilgili hedefler koyup bunlara ulaşmak için çaba gösteriyor. Ama bu çaba bir yerde hayatı kaplıyor, içine sığamayan sapıtıyor. Sığabilen ise o kalıbın şeklini alıyor. Ve onlar nedense hep etkisiz eleman gibi kaldı benim için. Belki benim bu dünya için işaret edildiği şekilde çalışmakla pek ilgili olmayışım ve tüm kainata erişecek bir yol bulmak isteyişim bunun nedeni. Üstelik bana fon müziği olarak Beboyi Yerkı seçen insan tamamen dolu sandığım içimde koca bir boşluk bulup tam oraya yakışan bir şey ayarladığını bilmiyor. Bir hedef koymuş olsa başarmıştı, başarılarıyla gururlanıp egosunu Freudiyen bir hamleyle okşamak istese kendinden memnundu şu an. Oysa sadece idare ediyor. Tutunmaya değil hatta, takılı kaldığı yerden sıyrılıp düşmeye bile mecali yok. Düşse büyük bir rahatlık hissedeceğini umuyor. Benim sabahımda bıraktığı izin derinliği aslında bütünlüğe ulaşmak isteğimin büyüklüğü. Birinin gecesine, kiminin sabahına, acısına, gözyaşına, bu hafta dağıtılacak mamaya, beslenme çantasına, Duru‘nun umuduna, Patnos’taki köy okuluna, Ali İsmail‘in kurduğu hayallere, tren biletlerine, bazen yaşasın diye bırakılmış bir yabani bitkiye.. Karışmak bir ayrıcalık. Dinleyen olursa anlatıyorum, dünya güzel. Ne kadar çirkinse bir o kadar da güzel.

Ve sayesinde pek çok güzel film izledim ucuz ucuz, bir gün sayemde filmler izledi denilebilme ihtimalini buraya bırakıyorum.

Uyabilmeyi istediğim hiç bir kural yok ama hep 7 öğütteki gibi olabilmeyi istedim diyebilirim. Zaman zaman yaklaştım kimi öğütlere ama orda kalabilmeyi becerebildiğim hiç olmadı. Oysa doğa gibi ol denilmiş sadece. Bize ek bir çaba gerektiren şey aslında içeride duruyor.

Denilmiş ya işte, daha basit ve kolay bir gidişat var aslında.

Ama

sen balık değilsin ki

oturup düşüneceksin böylece.