Göklerde Kartal Gibiydim

root_tux_linux_mugHiç aklıma gelmezdi, yani istiyordum elbette ama böyle bir fırsatın oluşacağını tahmin edemiyordum. Bizi Windows‘a köle eden programlara bağımlılığımız devam etse de bir şeyler değişecek çalışma ortamımızda. Bunda benim payım yok belki ama sanırım çok ufak da olsa etkim olmuş olabilir. 10 saat Windows ile geçmeyecek bundan sonra hayatım. Aslında Linux ile başlayacağız güne ve ben gerçekten bunu hayal bile edemiyordum. Başka alternatifler içerisinden bunun tercih edilmesine dediğim gibi bir şekilde katkıda bulundum. En başta işverenim benim normalde Linux kullandığımı hatta severek kullandığımı biliyor. Elbette çok acemi bir kullanıcı da olsam herhangi bir dağıtımı hiç kullanmamış biri için sanki değişik işler yapıyormuşum gibi görünüyor. Çok becerikli ve yetenekli olmadığım aşikar ama hiç bilmeyen sanırım farklı bir izlenime kapılıyor. Bu aslında benim Linux‘a duyduğum sempatiden kaynaklı, etrafımdaki insanlara da bu şekilde yansıtıyorum. Ve sanki dünyanın en güzel sistemleriyle oynuyormuşum gibi duruyor. Biliyorum bunu. Çünkü derdini çeksem de lanetlemiyorum. Hoş görüyorum hatta çoğu zaman kimseye göstermediğim hoşgörüyü dağıtımlara gösteriyorum.

Bu bir yanda kalsın. Türkçe döküman bulamadım. Aslında İngilizcesi de yeterli ama kısaca tekrarlayacağım. Fedora‘mda VMWare View Clientkullanmam gerekti. Genel bir yanılgıdır, ben artık yemiyorum. Öncelikle Windows için özelleştirilmiş bir programın download bölümünde Linux için bağlantı verilmiş olabilir. Bunu görünce hah dememek lazım. Çünkü çoğunlukla o linkler bozuk, 64 bit desteği yok ya da Linux denilen şey sadece Ubuntu‘yu kapsıyor. Sonuçta bir .deb benim işime yaramıyor artık. İstediğim .rpm ortalıkta görünmüyor, .gz, .tar.gz eskisi kadar kolay derlenmiyor ve bağımlılıklar bir noktadan sonra insanı programı kurmaktan vazgeçirecek noktaya ulaşabiliyor. Denilebilir ki zilyon tane dağıtım var, her program üreticisi dağıtıma göre bunu ayırmaya çalışsa olacak iş değil. Bu bana bir çözüm sunmuyor işte. Benim makinamda Fedora yüklü. VMWare View Client bana Linux için 2 seçenek sunmuş. 2 seçenek de Ubuntu kullandığımı varsayıyor. Seçeneklere karşılık olarak; hayır bu programı kullanmak için sistemimi değiştirecek değilim, evet bu programı kullanmam gerekiyor diyorum. Çözüm yine Google ve yardımsever insanlık:)

Launchpad üzerinden gerekli dosyaları toparlıyoruz. Yeni sürümle anlatım .1 geride kalmış, düzenleyelim.

vmware-view-client_2.1.0.orig.tar.gz
vmware-view-client_2.1.0-0ubuntu0.13.10.debian.tar.gz

dosyalarını indiriyoruz. Ben bu aralarda başka şeyler de yaptım. Bende eksik 1 değil maalesef. Ama sıralamıyorum çünkü muhtemelen bana özel aksilikler. Termialden

yum install freerdp-libs.i686 atk.i686 gdk-pixbuf2.i686 llibXtst.i686 gtk2.i686 libpng12.i686 libxml2.i686 zenity

Ardına paketli dosyaları çıkarmak için
tar xzvf vmware-view-client_2.0.0.orig.tar.gz
tar –strip-components=1 -xzvf vmware-view-client_2.0.0-0ubuntu0.13.10.debian.tar.gz */vmware-view-client-vmware.png

Ya da terminalden hoşlanılmıyorsa çift tık extract:)

sudo mkdir -p /opt/vmware/vmware-view-client

Dizine klasör, ardından

sudo mv vmware-view-client-2.1.0/usr/* /opt/vmware/vmware-view-client
sudo mv vmware-view-client-vmware.png /usr/share/icons/default/vmware-view.png

paketten çıkan dosyaları taşıdık. Özellikle şu simge taşıma işinin başta yapılması akıllıca olmuş.

/opt/vmware-view-client/bin dizininde ister terminalden ister root olunmuş nautilustan bir .sh oluşturmak gerekiyor. Bir başka .deb dosyasından çıktı bu ama sonuncuda eksikti. Oluşturulan Text dosyası içerisine

#!/bin/sh
export VIEWPATH=/opt/vmware/vmware-view-client
export PATH=$PATH:$VIEWPATH/bin
export LD_LIBRARY_PATH=$LD_LIBRARY_PATH:$VIEWPATH/lib:$VIEWPATH/lib/vmware
$VIEWPATH/bin/vmware-view

yazdık, kaydettik, ismini de vmware-view.sh yaptık.

Scripti yetkilendirelim

chmod +x /opt/vmware-view-client/bin/vmware-view.sh

ya da önce dizine geçin terminalden sadece

chmod +x vmware-view.sh

şeklinde gerisini getirin.

Son olarak

/usr/share/applications/ dizininde içeriği

[Desktop Entry]
Type=Application
Name=VMware View
Comment=Connect to VMware View environment
Icon=/usr/share/icons/default/vmware-view.png
Exec=/opt/vmware/vmware-view-client/bin/vmware-view.sh
Terminal=false
Categories=Network;RemoteAccess;

şekilli bir text dosyası oluşturun. Adını da vmware-view.desktop olarak kaydedin.

Dediğim gibi basit anlatımlar bile nedense bana kabus olabiliyor.

Ben sürekli libpng12.so.0 eksik diye bir hata aldım sonunda. Başka eksikler de buldum. Sonra paketler, paketler…

Bir sürü şey denedim, tam delirmeme yakın çözüldü:) Umarım herkes için kolay olur. Yazı için teşekkürlerimizle,

Sonuç;

Screenshot from 2013-11-13 01:34:48

Normali “herkes gibi” Windows kullanmak. Bir .exe dosyası indirip 3-4 next ile kurmak programı. Çok iyi biliyor, anlıyor da değilim ama deli gibi saatlerce uğraşıyorum. Yapınca mutlu oluyorum ki bu da aslında komik. Linux’tan anlayan herhangi biri için çok basit işler. Ama yine de düşünüyorum, birleştiriyorum, kaydırıyorum, çarpıştırıyorum. Aynı sona ulaşıyorum. Zaman geçiyor, tarihler değişiyor. Flashlar patlarken havalarda bir gece telefonumu bozdum, çok değil birkaç gün önce. Arama yapamayacak hale geldi ki bahsettiğim bir telefon olduğu için koma hali de diyebiliriz bu duruma. Birkaç saat sonra insanüstü çabalarla kendine getirdim. Defalarca Ubuntu, Xubuntu, gNewSense, Fedora, utanmadan OpenSuse bozdum bozdum düzelttim. Mesele teknoloji olunca bozulanlar maddi kayba bile uğratsa büyük bir sorun olmuyor benim için. Sanırım bir insan ömrünü neye vermeli diye sordum kendime bir zaman. Aslında özenle korumaya uğraştığım pek çok şey art arda parçalanınca Linux‘a geçtim ben. Beni oyalayacak, mutlu edecek, benim yüzümden bozulacak ama bana karşılığında beni üzecek kadar sorun çıkarmayacak, nedensizce bozulacak ama yine de uzaklaştırmak istemeyeceğim, eğlenceli, özgür, yardımsever, muhalif bir şeyler aradım.

4 gün sonra bir kapıyı kapatışımın 4. yılı olacak. Bunu bir fotoğrafın tarihinden görüyorum. Böylesi çok daha iyi oldu.

İyi ki Linux var ve ben ona bulaştım. Şimdi yayılma zamanı Fedora😉

My Immortal

2 ileri 1 geri sanki. Nerden çıkardıysam yeni Ati sürücüsünü bi kursam dedim. Bi hata mesajı patlattı fglrx sürücülerini kaldır eskidir diye.

Hiç umrumda olmadı –force dedim kuruldu.Ama sen misin zorla sürücü kuran. Compiz yamuldu. Sonra bi saçmalık daha yaptım, şu Gnome3 olayı çözüldü mü acaba dedim, elim değmişken fglrx kaldırıp şimdi düzeltirmiyim görüntüyü dedim.

Bi forumdan diğerine zıpladım

sudo service lightdm stop

denilmiş. Yazdım. Yazmamalıydım. Ben ne yaptım?

Yeniden başlatırız? Başlattım. Xubuntu ekranı göründü, silikleşmeye başladı, daha+daha+daha!!

Ve bembeyaz.

Öylece çakılıyor.

Neler denedim yok, durumu gitgide ağırlaşıyor..

Dedim ömrü bu kadarmış. E madem Gnome3 derdi de çözülmüş bir şekilde ve elini Ubuntu dedim. İnternetten de güncellemeleri yapsın dedim. Çaaatttt.

Downloading 00:00

Burada kalıyoruz.

Hadi baştan, bu sefer download etmesin dedim. İyi de formatlamadım ben ama temiz kalır sanıyordum. Bi açtım … e bu benim ilk bozduğum Ubuntu zaten. Hani çıldırıp da Xubuntu‘ya geçmiştim. Bu bildiğin sakat ama düzeltilecek yanı kalmamış. Kurcaladım biraz. Olacak gibi değil. Lanet edip Xubuntu cdsini kapıyorum. Install+download yok aynı tanıdık melodi

Downloading 00:00

2 saat oldu sonunda Ubuntu kuruldu.

Evet kabul ediyorum bu tamamen benim salaklığım, ustalardan defalarca duyduğum halde bilmediğim komutları sazan gibi çalıştırmamalıydım.

Kafamı toplayıp önerilen yazıyı okudum. Doğrusu ilkinde okumamıştım, direkt komutu patlattım, 2 saatim çöp oldu.

Bi kere mevzunun Gnome3‘le hiç alakası yokmuş. Üstelik anlatılan çözüm beni ilk yönlendiren forumdaki yazıda geçen ekran kartı için de değilmiş.

Sakin kalmaya çalışıyorum ama gerçekten zor, döndüm şöyle bi forumu doğru düzgün çözüm önerisi yok. Üstelik herkes bi şey önermiş, hiç birinden olumlu dönüş yok. Hayır bi çözümü olmayabilir şu an için, hep iyi niyete bağlamak isteyebiliriz hatta tüm yardım denemelerini. Ama sonuçta ben de Linux kullanıyorum. Arkadaşlarımdan bi soru gelince saçma sapan sallamıyorum. Kimseyi de kara ekranlarla başbaşa bırakmıyorum.

Neyse nefret ettiğim Unity ve saatlerce sürece updateler ile yeni Ubuntu

Race With Devil

 

Bu aralar ülkemizdeki sorunların yanı sıra takip ettiğim bir olay da pek çok internet sitesinin ekran karartmasına kadar varan SOPA-PIPA mevzusu. Oldukça sıkıntılı yaptırımlara neden olabilecek bu yeni nesil sansür kafasını da her türlü bilginin ve verinin özgürce erişime açık olmasını şiddetle savunan pek çok insan karşı çıkıyor. İnternette yeterince açıklayıcı bilgiler var, ben yarım yamalak aktarmak istemiyorum. Özetle yine teliftir, haktır, emektir konularını ısıtıp ısıtıp yedirmeye çalışacaklar. Hatta işi vicdani boyuttan artık hukuki boyuta taşıyıp hepimizi üzmek isteyecekler. Çok sevimsiz diyeceğim ama yasakların sonunu-sınırını tahmin edemiyorum artık.

Aslında ben bunu aylar önce öğrenmiştim ilk, ya http://www.fsf.org ya da http://www.gnu.org/ senatöre sesinizi duyurum, imza atın şekilli bi pop-up açmıştı. Nedir ne değildir okumuştum o zaman. Keyifsiz, kahrolsun demekten vazgeçmeyen ama yine, yeniden ve daima sadece kendi kahrolan bir neslin çocuklarıyız. Hoş değil tabi..

Neyse, Xubuntu’ma dönelim. Bi kaç denedim, olmadı pes edecek gibiydim ki bugün halllettim. Aslında “burada terminal aç” şekilli sağ tuş olayı canavar. Ama ben her ne kadar 10 parmak bilmese de klavyede uçuşmayı seven bir insanım. Terminale kendi uydurduğum <Shift>+<Up> kombinasyonuyla ulaşmak istiyorum.

Her makul insan gibi Settings>Settings Manager>Keyboard yolunu izliyorum önce. Hemen bi Aplication Shortcuts çekiyorum yan sekmeden.

Ee yavrum buraya bi şey eklenmiyor? Sağlık olsun diyip bu sefer Settings>Settings Editor yoluna sapıyorum.

Adamlar açık açık yazmış arkadaş xfce4-keyboard-shortcuts

Elbette hayat benim için kolay değil, hiç olmayacak:)

2 soru var, ilki daha zor benim için. Komut ne olmalı? Nasılsa bu zor sorunun cevabını bulmak kolay oldu benim için. Alttaki dünyalar güzeli panelde terminal simgesi bana bakıyordu çünkü. Bi sağ tık bi Properties, bi çift tık Terminal Emulator simgesine..

Ve komut benimdir exo-open –launch TerminalEmulator

Nasılsa kolay kısmı bana kabus olmayı başardı. Elbette bunu yoğun bi gün sonu yorgun kafayla kurcalamış olmamın etkisi büyük. Diğer kısayollardan birini kendime referans alıp benzer bi dizilimi name satırına ekledim. Ama dikkat eksikliği fena tabi, referans aldığım komut 3 tuş kombinasyonundan oluşuyormuş, dikkat ettemişim ve name satırına, ona benzetip /commands/custom/<Shift><Up> şeklinde eklemişim. Tabi sonrasında pek çok küfürlü cümle:) Onu ekle, bunu çıkar. Yok arkadaş bi kısayol bile ekleyemiyorum bu nasıl dünya!! Bıraktım bunu böylece..

Taa ki biraz önce yine terminale işim düşene kadar daha uğraşmadım. Ya bu niye olmadı ki üzüntüsü, baksam mı bi daha düşüncesi. Ve yarım saniyede aydınlanış:)

Toparlarsak Xfce‘de terminale kısayol eklemek için

Settings>Settings Editor

xfce4-keyboard-shortcuts

custom içerisine New Property şekilli eklenecek kısayol

name satırı: /commands/custom/<Shift>Up

value satırı: exo-open –launch TerminalEmulator

Hafifledik mi?

Ama bir şey daha var, elbette ustalar için komiktir anlattıklarım ama ben acemiyim o yüzden sıkıntı yok.

Xfce-Compiz Fusion iş birliğini çözmüştüm burada. Çözülmeyen tek sorun pencerelerin ekranın en üst kenarına yapışmasıydı açıldığında. Üstte panel var, haliyle altta kalıyor pencere. Bi kaç kere ne olacak dedim move komutuyla taşıdım, sonra bi sinirlendim xfwm4 –replace ile geçmişe geri döndüm. Hiç uğraşmamıştım. Bugün onu da hallettim.

Her makul insan gibi v2 ccsm açıldı, Windows Management başlığı bulundu. Herhalde Grid olmalı dedim. Etkinleştirdim, beceremedim.

Place Windows?

Placement Mode için Smart seçtim, gerçekten zekiymiş anında düzene girdi pencerelerim.

Daha da hafifledik mi?

Öyleyse özgürlüğümüzü kısıtlamaya çalışan her baskıcı beyine, sahip oldukları gücü onlara kazandıran çarpık sistemlere cevabımızı dileyen

Nihat Behram dörtlüklerinden öğrenir, dileyen hep kuzeyi gösteren bir yıldızın sesinden dinler..

On Thorns I Lay

An itibariyle olduğu gibi bu ara iş yoğunluğundan hep Windows kullanıyorum. Elbette Windows zaman zaman beni de yakalıyor. Şu rahata düşkün yanımdan kavrıyor. Resimleri Paint ile düzenlemelere başladım, GIMP açılana kadar bitiyor bile. Winamp günlerine geri döndüm, en sevdiğim Spirit-Black görünümüyle. Çevirilere bakmıyorum ne zamandır, karma düştükçe düşüyor. Blog yazılacak bir mevzu çıkmıyor çünkü Xubuntu yüzümü unuttu bu ara. Elbette Skyrim heyecanı da tuz biber oldu, Ejderha kesme hevesi her şeyi bastırdı. Bill Amca sevinir oldu..

Nereye kadar?

Geçicidir elbette.

Peki egg mi diyeyim bug mı bilemiyorum ama mesela Winamp alttaki görev çubuğuna sabitlenince simgesi bozuluyor.

Bir de geçen aptallaştıran  yoğunlukta bir işin ortasında fark ettim, Tekla Structures‘da Export current sekmesinin simgesi yerinde durmuyor hiç:)

Mesela çok komik güvenlik ayarları var bu Windows 7‘nin, Administrator falan hikayeden, bizim root gibi değil.

İki hamle yaptım, yer mi diye baktım da geçen gün, hazır bekliyormuş meğer:)

Hayır ben zaten bu saçma işletim sistemini kullanırken hep elim kolum bağlı hissediyorum, bir de şuna erişim yok, burdan sonrası yasaklı diye uyarılar çıkınca iyiden iyiye gıcık oluyorum.

Tamam kaldık burada çıkamıyoruz ama..

En azından açık kaynağa destek olmalı, dedim.

Ve toparladım küçük küçük.

Uzun zamandır PowerAmp sevdası nedeniyle telefonumda da yüzüne bakmadığım Foobnix indi ilk. Ama artık hata bildirmekten bana fenalık geldi gerçekten, Android versiyonu çok usandırıcı oldu. Neyse..

Sonra yine eski dost GIMP kuruldu.

Başkasını bilmem, çöküyor bazı bazı ama gerçekten özledim sıfatını diyip ekledim sevgili Firefox‘u program files klasörüne..

Biraz daha var ama canım Lenovo iş bilgisayarı tabi, abartmamak lazım..

Neyse ..

Gömülü Çelik Hesabı’na devam..

Maleventum!!

 

 

 

New Apks On The Block

 

Daha önce böyle birşeylerden bahsedildiğini duymuştum ama denememiştim. Ubuntu Yazılım Merkezi’nde aylak aylak gezinirken gözüme ilişti. Bir bakalım dedim. Hayır ben Luakit deli işi sanırdım da henüz ELinks görmediğim içinmiş meğer:)

Eski alışkanlık sanırım, bir yahoo yazdı parmaklarım, gülüçtü, mailleri bile göremedim..

G+ zaten kafadan kayıp:)

Bu sitenin görünümü ise;

 

Tuhaf, eski zamanları hatırlatır gibi..

Neyse ki ikinci keşfim daha işe yarar oldu. Yüklediğim bi programı kaybedip menülerde dolanırken rastladım.

Accessories içerisinde bir Application Finder varmış meğer, bayıldım. Kısayolunu bilemedim sadece, o da olsa süper:)

Aslında görüp, beğenip, bahsetmeyi unuttuğum pek çok program var. Mesela Minitube var, çok sevilesi..

Enteresan bir keşif olarak Geany var, alternatif kabul edilebilir mi bilemiyorum ama var mı? Var işte:)

Çok şaşırtıcı güzellikte bir program daha keşfettim, Darktable Photo Workflow Software.

 

Behzat Ç. başladı, şimdilik hoşçakal Xubuntu..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Manantial!!

Gerçekten çok yoğun, uykusuz ve haliyle yorucu geçen bir hafta sonrası yazmaya ancak vakit bulabiliyorum. Bundan tam 3 gün önce doğum günümü ve Linux’la tanışmamın 2. yılını kutladım. Çok keyif alarak kullandığım bir sistem bu. Elbette keyfin en önemli kaynağı çoğu zaman ayrı değerlendirilmeye çalışılan GNU kavramı ve bu kavramın önümüze çıkardığı çoktan seçmeli güzel yol. Defalarca tekrar ettiğim, tekrar etmekten bıkmayacağım en önemli şey bu çünkü benim için. Free Software deniliyor ya, bizim dilimizdeki daha anlamlı karşılığıyla Özgür Yazılım her şey bir yana çok insanca bir fikir. O yüzden Ubuntu‘nun yeni numaraları bana keyif vermedi açıkçası. Xubuntu ile kendimi daha rahat ve gösterişsiz hissettim. Elbette her zaman söylediğim gibi daha az görselliğin olmasını diliyor değilim. Ama hala ön tanımlılarda Banshee ismi görüyorum. Severek kullandığım programlar depoya atılıyor.  Bu Precise Pangolin neye benzer artık bilemiyorum. Ben Xubuntu ile devam edecek gibiyim. Hafta bu kadar yormasaydı Alfa 1 ile atacaktım kendimi serin sulara ama halim kalmadı açıkçası. Belki gelecek hafta..

Meraklısı buyursun elbette:)

Expect The Unexpected

Xubuntu ile yeni komutlar çok zorlamıyor açıkçası.

Ne oldu mesela?

sudo gedit /etc/apt/sources.list
[sudo] password for irmak: 
sudo: gedit: command not found

Hmm, gedit yok burada galiba.

Xfce ne ile düzenletirmiş? Mousepad. Kurdum.

sudo mousepad /etc/apt/sources.list

Tamamdır.

Peki şu media dizininin bir kısa yolu?

sudo gigolo

Open terminal here” diye bi olay var sağ tık menümde, ben bunu Ubuntu‘da görmedim. Eklemenin yolları varmış Ubuntu forumlarından buldum sonra. Ama Xubuntu‘da ön tanımlı. Ve buna bayıldım.

Neyse biraz da Android’den bahsedelim.

Sevgilim S2‘de root sonrası bayılarak kullandığım yegane program No Moar Powah!

Hatta bu programın root olmama etkisi büyük bile diyebilirim:)

Severek kullandığım diğer bi pratik icat Quickdroid. Mono projesini duyana kadar kullandığım GNOME-Do benzeri bir program bu

Beni şaşırtan bir başka güzel program ise Elixir.

Bunun E2 şekilli bir versiyonu var, bi de meraklısına Widget paketleri var. Aman da aman:)

Beni hasta eden diğer bi program Louder Volume Hack. Telefonu daha çok ses çıkarsın isteyenlere:)

En kullanışlı bulduğum Widget şüphesiz Extended Controls.

Anlık mesajlaşma programım uzun zamandır imo.

Renklere ve şekillere bağlı bir algı sistemim olduğu için en sevdiğim pil göstergesi BatteryLife.

Dahası?

Sonraya kalsın.

Bugün Behzat Ç. varmış ona takılalım Xubuntu🙂