Can’t Believe It’s True

gtGeçen gün bir makaleye denk geldim. Çağrışımları, ilerisi gerisi biraz kafa ütülemek istiyorum. Konu başlığı Arch Anywhere. Burada yine Arch Linux‘ta her daim kullanışsız bulduğum ama derli toplu duruşuna laf edemeyeceğim formatta toparlanmış. Çok kabaca bahsedersem şunu derim, arama çubuğuna <<simple arch linux install<< yazdığınızda düşeceğiniz yer burası. Yani amaç en sevdiğimiz kullanıcı olan meşhur “son kullanıcı” nın mutluluğu:) Peki madem seçenekler sunulmuş, kolay kurulum yolları çıkarılmış, daha deli mi diğer az da olsa eziyetli yöntemle devam edecek olanlar? Çağrışımları kısmına dokunacağım yer burası işte. Ubuntu günlerimde çok ismini duyduğum ama hiç kurulumda kullanmadığım bir Wubi olayı vardı. Hayır aynı mantık olmadığının farkındayım. O program Windows üzerinden Ubuntu yüklemeye yarayan bir şeydi. Arch Anywhere ise özelleştirilmiş iso düşüncesiyle oluşturulmuş. Her ne kadar Wubi gayet wikilerde yer bulan, anlatılan ve bolca desteklenen bir araç olsa da aptal aptal hatalara neden oluyordu. Yıl oldu 2017 ve her şey düzeldi mi? Zannetmem. Orda bi mantık hatası görüyorum ben çünkü. Yamalamak gibi. İster istemez protez gibi duracaktır yeni sistem.

Arch Anywhere ise çok yeni bir fikir bildiğim kadarıyla, daha duyurulalı fazla olmadı. Bu da denenilmemiş demek, yeterince ağlayan olmamış bilgisayar karşısında, kafalar kırılmamış, kayışlar koparılmamış henüz. Kötülemek ya da soğutmak istemiyorum elbette. Belki aranan kan olacak ve büyük bir boşluk dolduracak. Baştan beri şahsen bir acemi olduğum için Linux‘un mümkün olduğu kadar kolaylaşabilmesinden yanayım. Her ne kadar zorlukları beni olumlu şekilde motive etse de bence herkesin bilgi seviyesini katlama şansından daha makul olacak daha daha daha kolay kurulan, kullanılan, insanlık dostu dağıtımlar.

Ben şans vereceğim yine de, umarım başarılı bir proje olur. Şimdilerde Bug Report kategorisinin tepesindeki ilk konu başlığı !buggy as hell! şeklinde olsa da fikir dünya güzeli.

Bir de konuyla alakası yok. Ben bunun uzun zamandır farkındayım da zaten, tekrarlamak istiyorum sadece. Arada olur ya güzel insanlar karışır hayatımıza. Ben o insanları kaybedip, farkında olmadan her tarafta arayıp, başka şekillerde buluyorum. Tekrar tekrar. Bundan bir başka yerde bahsettim zamanında aslında metafizik hedelere kulak asmam ama yadsıyamayacağım şekilde bazı tecrübeleri öncelikle zihnimde kurdum ve yaşadım. Ve bazı insanların hayatıma dahil olacağını önceden biliyordum. Bir çeşit sağlama mı bu emin değilim fakat o güzel insanları da sevgilerini de aslında ben yaratmış, çağırmış, bulmuş gibi hissediyorum. Yine bir zaman okuduğumda benzeri bende de var demiştim büyük bir şaşkınlıkla. Alıntılarsam;

“Hep onu bekledim. Gelse de onu bekledim. O kadın değildi/erkek değildi. O para değildi. O ölümsüzlük de değildi. Onu bende merak ettim. Onun için yaşadım ona koştum ve onu buldum… Ne mi o? Yaşadıkça bulunan O’na tanjant hayatım.”

Benim de başka bir yanıtım var, bana iyi ki dedirten, içimdeki güzelliği ortaya çıkaran ve kendimden memnun olabilmemi sağlayan her şey orda öylece dursun. Dursun çünkü varlıkları yetti bana, yakınımda olmadıklarında da içimde güzelce koruyup büyütebilmeyi öğrendim.

“Bunu ta başından biliyorum

Durdum bekliyorum, gelme”

Time Machine

Hastalığın tadını! çıkarmaya devam, haftanın sonunu evde geçirdim. Güzel güzel özelleştirdiğim Arch Linux bir yana Sality saldırısından yılmış annemin zavallı Vista‘sı diğer yana:)

Bi yandan envai çeşit <Anti< Malware, Rootkit, Spyware programlarıyla aramıza geri döndürmeye çalıştığım Toshiba diğer yanda yeni bir oyuncak kıvamında Arch.

Biraz Arch Linux forumları da gezindim bugün, yazının başlığı aslında ona gönderme. Aralık ayında Linux ile 6 yıl tamamlanmış olacak. Elbette bu sürede bir Mr. Robot, übermensch ya da guru olmadım. Açıkçası olamadım demiyorum çünkü Linux benim için bir eğlence, bir uğraş, bir kafa dağıtma aracı oldu hep. O yüzden çeşitli dağıtımları tatlı tatlı kullandım bu 6 yıllık sürede. GNU/Linux evrenine yakınlaştırabildiğim pek az insan oldu. Çoğu deneyip çakılan, en basit sorunlarda pes eden ve -burası çok önemli- sırf benim ilgi alanıma girdiği için Linux‘a bulaşmaya çalışan arkadaşlarım. Eskiden daha idealist değil fakat daha sığ görüşlüydüm muhtemelen. Benim için önemliydi, herkesle paylaşmak, bu güzel sistemlerin yayılması ve kullanıcı sayısının artması. Açıkçası kaç kişi Linux severmiş, kullanırmış artık umrumda değil. Hayır daha konuyu bile açmak istemiyorum çünkü kazara bir yerden duymuş olanın da olayı Ubuntu ile başlayıp Ubuntu ile bitmiş.

Ubuntu‘yu uzun zaman kullandım. Ubuntu cici, Ubuntu sevimli, Ubuntu rahat. Çok iyi biliyorum. Son sürümü kendi makinamda sanalda denedim. Arkadaşım yüklemişti kendi makinasına, orada da biraz denedim. Yok. Ubuntu kullanıcısıyken de Unity sevmemiştim, hala da sevebilmiş değilim. Benim açımdan tek mesele Unity değildi elbette Ubuntu adasını terk ederken. Ama şu da açık 6 senede hiç bi halt olmadım dedim ya en azından arayüz olmadan Linux kurmayı becerebildim. Çok basit iş belki nice profesyonellere göre ama bana göre büyük iş. Sonuçta dedim ya bir eğlence, bir uğraş, bir kafa dağıtma aracı. Burda attığım her adım bana tatlı geliyor. En komik hatayı bile atlatmak mutlu ediyor beni.

En önemlisi de farklı bir bakış açısı kazandım ben bu 6 yılda. Bambaşka şekillerde değerlendirdim. Hiç alakası olmasa da mesleğime büyük katkısı oldu Linux‘un. Bir döküman gerekti, ben buldum. Olmayacak yerlerden buldum, bilmediğim dillerdeki sayfalardan. Olmayacak yerleri bulmayı, tek kelime anlamadığım satırların arasından istediğimi yakalamayı öğretti bana Linux. Bulduğumu paylaştım, haberdar ettim etrafımı.

Bu da aslında RMS kafasına duyduğum saygı yoksa derdim nedir Baldur’s Gate ile dandik grafiklerle Windows bana fazlasıyla yetiyor. Ama işte o Windows sadece bir işletim sistemiyken şu bizim distrolar birer çim adam tadında.

Yani kimse çıkıp da amanın canım Windows’um , bebeğim Control Panel, sevgilim regedit falan demiyor. Program demiyorum bak, düz sistem. Dümdüz Windows, güzel midir? Sevilesi bir şey midir?

Linux kullanıcılarında ise durum bambaşka, distrosunun gözlerinden öpenler, paket yöneticisine güzellemeler dizenler:) Suladıkça yeşillenen, fazla sularsan ölen, sulamazsan ölen, hatta bazen ne yaparsan yap ölen bir yeşillik gibi. Elbette işin eğlencesinde olan benim gibi kullanıcılar için sözlerim. Gerisinin zaten Bir Aceminin Linux Günlüğünde işi ne:)

Neyse poz ver Pacman:)

arch_pacman_invaders_by_dotvalfar-d5qxpmc

 

 

Black Magic Woman

 

boogarou-charlie-chaplin

Aslında film arşivlemem, sinemadan pek anladığım da söylenemez. Tavsiyelere göre karmakarışık izlerim. Uzun zaman böyle oldu diyelim yani kısaca. Ama tavsiyeler güzel olursa değerlendiririm. Geç de olsa, söyleyen bile çoktan unutmuş da olsa ben bir köşeye bakkal yazısıyla kaydederim.

Bugün iki film izledim, birini 3 diğerini ise 10 sene önce yazmıştım köşeye. Evet normali bu olmamalı, hayır normali umrumda değil:)

Normalde Android ve Windows üzerinde BSPlayer kullanıyorum. Altyazıları direkt arayıp buluyor, zahmetsiz, pratik.

Ama bilgisayarı Fedora ile açmış bulundum, altyazım da yokmuş. İndirdim, senkronizasyon sorunu var. VLC Player ile zamanlama hatası bulunan altyazılar G ve H tuşları ile senkronize ediliyor biliyorsunuzdur.

Ben bunu hiç beceremiyorum, sabırsızım bir ileri iki geri derken aklıma geldi Subtitle Finder eklentisi vardı VLC için, aynı işi görüyordu.

Peki ne yaptım? Açtım internetten altyazılı halini izledim, onunla uğraşana kadar direkt filmi izlemek daha mantıklı geldi açıkçası:)

O zaman ne anlatacağım? Elbette sonrasında baktım, kolayca öğrendim, burdan amaca uygun bir eklenti indirilir. Benim indirdiğim eklenti ismi VLSub 0.9.13.

Çok basitçe /usr/lib/vlc/lua/extensions/ dizinine zipten çıkan .lua dosyasını kopyalamanızı istiyor.

1- Öyle bir dizin yok

2- O dizinde su olmadan kımıldayamazsınız.

su

diyip şifre yazıp yetkileniriz.

cd /usr/lib ile dizine terminalden geçer

mkdir ile yaratırız dizini

ben yamulmuyorsam

mkdir -p vlc/lua/extensions/

şekilli oluşturdum.

Kopyalama zaten klasik

cp -R /home/irmak/Downloads/vlsub.lua /usr/lib/vlc/lua/extensions/

gibi bir şeyler.

View menüsünün en altına kondu.

ss

Bu arada Compiz Fusion Icon ve Emerald Fedora‘da muhteşem çalıştı Mate Desktop denememle. Terminalim şeffaf, küpüm de 8 köşe.

Gerçek bir mutluluk kucaklıyor beni bu aralar.

Siyah-Beyaz

En büyük Beşiktaş, unutma Fedora!!:)

21st Century Breakdown

rol-tux-scream

Uzun zamandır Windows ile ilgili ilişkim iş yerindeki standart paket programları kullanma düzeyinde olduğu için sanıyorum o günleri unutmuşum. Bilgisayarı aldığım günde içinde bulunan Vista Home Basic yeni yüklemek istediğim program gereksinimlerini karşılayamadığı için yeni bir Windows sürümüne geçeyim dedim. Trajedi serisi burada başladı. Tüm diskleri silip bir Windows kuracaktım, sonrasında yanına da planladığım gibi Arch Linux. Tüm dökümanları yedeklemek, üstüne formatı FAT32 kalmış Harddisk i başka bi yerlere aktarmak, geri toplamak vs sürekli bakamadığım için 2 gün sürdü. Tam her şey tamamlandı dedim ki unutmuşum evet, benim bilgisayar konusunda işim pek yolunda gitmez. Kurulum yarım kaldı ama tabi tüm diskler silindiği için bilgisayarı bir daha açamadım. İşin eğlenceli kısmı ortada bir OS olmadığı gibi CD’den tekrar kurulum da yapamayışım oldu. CD’yi takıyorum, bekliyorum, bekliyorum, bekliyorum. Kuruluma dair bir şey gelmiyor. Sonunda Linux var nasılsa beni kurtarır diye düşünüp Fedora 20 CD’sini sürücüye yolladım. O daha beter bi yenilgiydi, hadi Windows saçmalar da bi Linux Live CD nasıl çalışmaz. Kuruluma geçemiyoruz, logonun her kıvrımını ezberledim. Temiz 2 gün de bununla uğraştım. Ofiste bir arkadaş beceremediğimi görüp bilgisayardan anlayan tanıdığını önerince bende nadiren ortaya çıkan azim görünür hale geldi.

Daha ne USB‘den çalıştırma denemeleri, ne BIOS kurcalamaları, olmuyor seneler sonra bilgisayarcıya gitme fikri de sinirimi bozuyor. Biliyorum saçma bir şeyler söyleyecekler, yok hard disk bozulmuş, efendim bilmem nesi yanmış vs.

Bi an gözüme cd’ler arasından bir isim takıldı, yıllar önce Linux günlerinde dağıttıkları Arch Linux cdsi. Mucize gibiydi açıkçası, başlattım ve çalıştı. Yalnız o psikolojiyle nasıl becerdim bilmiyorum, çatır çatır kurdum 2dk’da. Ama plan bu değildi, tekrar sıfırdan Windows kurulumu komple silinen Arch ve bir süre dokunmayayım ben buna dedim.

Ama içimdeki canavarı durduramıyorum. Onlarca program yüklenmişken maile düştü haberi, biliyodum zaten yeni sürümün yakın olduğunu. Nasılsa misler gibi çalışıyodu. Neredeyse toplamda 10 gün falan bu saçmalıklarla uğraştım. Rahat rahat kursam Fedora 21‘i misler gibi kullansam demem ile torrente saldırmam arasında yaklaşık 1dk zaman farkı oldu:)

Iso geldi, cd alev aldı, ben yine ne bir imaj oluşturayım ne bir backup yapayım demedim Windows için, dan dun Fedora‘ya giriştim.

Şimdi bir kurulum yardımcısı düşünün ki kendisi normalde canavar gibi çalışan dağıtımı kurmayı beceremesin. Anaconda!!

Böyle iğrenç bir şey nasıl hala kullanılıyor bilemiyorum. Bi sürümde hata olur, anlarım. 16 sürümünden beri her denememde bug, bug, bug.

Anaconda‘nın kendi bir bug bence, nasıl kurulumda çökersin arkadaş! Üstelik diskleri sildi ama kuramıyor sistemi. Arada benim zorla çalıştırdığım Windows da öldü mü, açmaya çalışıyor, kişisel bilgisayarın diye başlayan üzgün suratla biten mavi ekranı patlatıp reset atıyor.

Sonra her zamanki gibi işe yaramaz sorun giderelim, onaralım zırvalıkları. Komut satırından boot kurtarma denemeleri, cd ile fix denemeleri.

Şöyle diyebilirim rahatlıkla, o saatten sonra kralı gelse çözüm bulamayacağı kadar çok şey denedim. İşin komik tarafı Fedora‘yı kurmaya çalışıyorum, Anaconda çöküyor, Windows‘u açmaya çalışıyorum boot edemiyor. Arafta kaldım.

Bi deneme daha, Fedora sonda patlatıyor hatayı bootloader kuramamış, aferin gerizekalı.

IMG_20141213_211451

Windows’a kurtarma denemeleri, tık yok.

IMG_20141213_214134:nopm:

Zaten saçma sapan bir sistem, sürücü kilidi evet,

IMG_20141213_212548:nopm:

IMG_20141213_212628:nopm:Artık son durum şuna vardı;

IMG_20141213_215943:nopm:

Kapadım bilgisayarı, uyudum güzel rüyalar gördüm:)

Sabah tüm diskleri uçurup bir Fedora, üstüne Windows, geriye tekrar grub.

Sonunda iki sistemi de düzgün çalıştırmayı başardım.

Windows‘un canı cehenneme elbette, karşınızda Fedora 21🙂

Screenshot from 2014-12-14 11:57:48

Arch Linux seni seviyorum ama hakettiğin ilgiyi sana yakın zamanda gösterebileceğimden emin değilim.

Göklerde Kartal Gibiydim

root_tux_linux_mugHiç aklıma gelmezdi, yani istiyordum elbette ama böyle bir fırsatın oluşacağını tahmin edemiyordum. Bizi Windows‘a köle eden programlara bağımlılığımız devam etse de bir şeyler değişecek çalışma ortamımızda. Bunda benim payım yok belki ama sanırım çok ufak da olsa etkim olmuş olabilir. 10 saat Windows ile geçmeyecek bundan sonra hayatım. Aslında Linux ile başlayacağız güne ve ben gerçekten bunu hayal bile edemiyordum. Başka alternatifler içerisinden bunun tercih edilmesine dediğim gibi bir şekilde katkıda bulundum. En başta işverenim benim normalde Linux kullandığımı hatta severek kullandığımı biliyor. Elbette çok acemi bir kullanıcı da olsam herhangi bir dağıtımı hiç kullanmamış biri için sanki değişik işler yapıyormuşum gibi görünüyor. Çok becerikli ve yetenekli olmadığım aşikar ama hiç bilmeyen sanırım farklı bir izlenime kapılıyor. Bu aslında benim Linux‘a duyduğum sempatiden kaynaklı, etrafımdaki insanlara da bu şekilde yansıtıyorum. Ve sanki dünyanın en güzel sistemleriyle oynuyormuşum gibi duruyor. Biliyorum bunu. Çünkü derdini çeksem de lanetlemiyorum. Hoş görüyorum hatta çoğu zaman kimseye göstermediğim hoşgörüyü dağıtımlara gösteriyorum.

Bu bir yanda kalsın. Türkçe döküman bulamadım. Aslında İngilizcesi de yeterli ama kısaca tekrarlayacağım. Fedora‘mda VMWare View Clientkullanmam gerekti. Genel bir yanılgıdır, ben artık yemiyorum. Öncelikle Windows için özelleştirilmiş bir programın download bölümünde Linux için bağlantı verilmiş olabilir. Bunu görünce hah dememek lazım. Çünkü çoğunlukla o linkler bozuk, 64 bit desteği yok ya da Linux denilen şey sadece Ubuntu‘yu kapsıyor. Sonuçta bir .deb benim işime yaramıyor artık. İstediğim .rpm ortalıkta görünmüyor, .gz, .tar.gz eskisi kadar kolay derlenmiyor ve bağımlılıklar bir noktadan sonra insanı programı kurmaktan vazgeçirecek noktaya ulaşabiliyor. Denilebilir ki zilyon tane dağıtım var, her program üreticisi dağıtıma göre bunu ayırmaya çalışsa olacak iş değil. Bu bana bir çözüm sunmuyor işte. Benim makinamda Fedora yüklü. VMWare View Client bana Linux için 2 seçenek sunmuş. 2 seçenek de Ubuntu kullandığımı varsayıyor. Seçeneklere karşılık olarak; hayır bu programı kullanmak için sistemimi değiştirecek değilim, evet bu programı kullanmam gerekiyor diyorum. Çözüm yine Google ve yardımsever insanlık:)

Launchpad üzerinden gerekli dosyaları toparlıyoruz. Yeni sürümle anlatım .1 geride kalmış, düzenleyelim.

vmware-view-client_2.1.0.orig.tar.gz
vmware-view-client_2.1.0-0ubuntu0.13.10.debian.tar.gz

dosyalarını indiriyoruz. Ben bu aralarda başka şeyler de yaptım. Bende eksik 1 değil maalesef. Ama sıralamıyorum çünkü muhtemelen bana özel aksilikler. Termialden

yum install freerdp-libs.i686 atk.i686 gdk-pixbuf2.i686 llibXtst.i686 gtk2.i686 libpng12.i686 libxml2.i686 zenity

Ardına paketli dosyaları çıkarmak için
tar xzvf vmware-view-client_2.0.0.orig.tar.gz
tar –strip-components=1 -xzvf vmware-view-client_2.0.0-0ubuntu0.13.10.debian.tar.gz */vmware-view-client-vmware.png

Ya da terminalden hoşlanılmıyorsa çift tık extract:)

sudo mkdir -p /opt/vmware/vmware-view-client

Dizine klasör, ardından

sudo mv vmware-view-client-2.1.0/usr/* /opt/vmware/vmware-view-client
sudo mv vmware-view-client-vmware.png /usr/share/icons/default/vmware-view.png

paketten çıkan dosyaları taşıdık. Özellikle şu simge taşıma işinin başta yapılması akıllıca olmuş.

/opt/vmware-view-client/bin dizininde ister terminalden ister root olunmuş nautilustan bir .sh oluşturmak gerekiyor. Bir başka .deb dosyasından çıktı bu ama sonuncuda eksikti. Oluşturulan Text dosyası içerisine

#!/bin/sh
export VIEWPATH=/opt/vmware/vmware-view-client
export PATH=$PATH:$VIEWPATH/bin
export LD_LIBRARY_PATH=$LD_LIBRARY_PATH:$VIEWPATH/lib:$VIEWPATH/lib/vmware
$VIEWPATH/bin/vmware-view

yazdık, kaydettik, ismini de vmware-view.sh yaptık.

Scripti yetkilendirelim

chmod +x /opt/vmware-view-client/bin/vmware-view.sh

ya da önce dizine geçin terminalden sadece

chmod +x vmware-view.sh

şeklinde gerisini getirin.

Son olarak

/usr/share/applications/ dizininde içeriği

[Desktop Entry]
Type=Application
Name=VMware View
Comment=Connect to VMware View environment
Icon=/usr/share/icons/default/vmware-view.png
Exec=/opt/vmware/vmware-view-client/bin/vmware-view.sh
Terminal=false
Categories=Network;RemoteAccess;

şekilli bir text dosyası oluşturun. Adını da vmware-view.desktop olarak kaydedin.

Dediğim gibi basit anlatımlar bile nedense bana kabus olabiliyor.

Ben sürekli libpng12.so.0 eksik diye bir hata aldım sonunda. Başka eksikler de buldum. Sonra paketler, paketler…

Bir sürü şey denedim, tam delirmeme yakın çözüldü:) Umarım herkes için kolay olur. Yazı için teşekkürlerimizle,

Sonuç;

Screenshot from 2013-11-13 01:34:48

Normali “herkes gibi” Windows kullanmak. Bir .exe dosyası indirip 3-4 next ile kurmak programı. Çok iyi biliyor, anlıyor da değilim ama deli gibi saatlerce uğraşıyorum. Yapınca mutlu oluyorum ki bu da aslında komik. Linux’tan anlayan herhangi biri için çok basit işler. Ama yine de düşünüyorum, birleştiriyorum, kaydırıyorum, çarpıştırıyorum. Aynı sona ulaşıyorum. Zaman geçiyor, tarihler değişiyor. Flashlar patlarken havalarda bir gece telefonumu bozdum, çok değil birkaç gün önce. Arama yapamayacak hale geldi ki bahsettiğim bir telefon olduğu için koma hali de diyebiliriz bu duruma. Birkaç saat sonra insanüstü çabalarla kendine getirdim. Defalarca Ubuntu, Xubuntu, gNewSense, Fedora, utanmadan OpenSuse bozdum bozdum düzelttim. Mesele teknoloji olunca bozulanlar maddi kayba bile uğratsa büyük bir sorun olmuyor benim için. Sanırım bir insan ömrünü neye vermeli diye sordum kendime bir zaman. Aslında özenle korumaya uğraştığım pek çok şey art arda parçalanınca Linux‘a geçtim ben. Beni oyalayacak, mutlu edecek, benim yüzümden bozulacak ama bana karşılığında beni üzecek kadar sorun çıkarmayacak, nedensizce bozulacak ama yine de uzaklaştırmak istemeyeceğim, eğlenceli, özgür, yardımsever, muhalif bir şeyler aradım.

4 gün sonra bir kapıyı kapatışımın 4. yılı olacak. Bunu bir fotoğrafın tarihinden görüyorum. Böylesi çok daha iyi oldu.

İyi ki Linux var ve ben ona bulaştım. Şimdi yayılma zamanı Fedora😉

Köprü Ortasında

Artık bilgisayarım her sürüm sonu olduğu gibi tükenme ve tıkanma aşamasına girdi. Yakın sürüm Quantal Quetzal bana kurtuluş olacak çünkü genellikle hard diskte çöplüğe dönüşme sürecinden bu şekilde kurtulabiliyorum. İnternet bağlantımın korkunç kötü olması beni çıldırtmasa betalardan tırmanmaya çoktan başlamıştım. Şimdilik beklemedeyim. Peki nedir ne olacaktır 12.10?

Gnome 3 yeni sürümle gerçekten gözümü kamaştırdı, takip ettiğim kadarıyla akıllı çevreler bu değişimden hoşlanmadı bildiğin cephe almalar, ben Fedora‘ya geçtim, yok ergen işi, aptallara göre söylemleri türedi.

Zaten yeterince antipatik görünen ukalalar, sağda solda destekçileri..

Açıkçası ben soldan beliren menüye o kadar alıştım ki iş bilgisayarımda bile oraya hareketleniyorum ara ara.

Menüleri bana gayet civcivli geldi, üstelik extensions.gnome.org  olayı bence gerçekten çok başarılı. Hiç mi sıkıntı çıkarmadı?

Kaç kere, kaç ayrı şekilde hatta. Ama fikir güzel ve her zaman gelişim zaman alır.

Peki benim uzak kalmayı tercih ettiğim Unity cephesi ne durumda?

Bana hitap etmiyor, bu kesin. Ara ara yokluyorum çünkü, acaba alışır mıyım, acaba sevilesi mi diye.

Yok olmadı, zorlamanın gereği yok.

Gerçi yeni sürümlerle Unity iyiden iyiye gelişiyor gibi gibi.

—————————————-

Sonrası?

Bir aya yakındır taslakta bekliyormuş.

Hatta bu taslaklarda bekleyen onlarca yazıdan sadece biri.

Neden böyle olduğu çok belli gerçi benim açımdan ama yine de tekrarlamaktan sakınca duymayacağım.

Bi türlü duraklama dönemine giremedik.

Haliyle huysuzum, yorgunum.

Ve bitmeyen yoğunluk nedeniyle keyifsizim.

Ara ara telefonu kurcalıyorum ama bilgisayarımla ilgilenemiyorum açıkçası.

En son Windows‘ta kullandığım bi programı Wine ile yüklemeye çalıştım.

Her şey tamam oldu. Patch kısmı olayı batırdı. Ve aylar öncesinin hikayesi bu ama nasılsa geçen gün otobüste aptal aptal şerit çizgisine bakarken birden bire anladım hata mesajının sebebini.

Çok saçmaymış.

Daha da saçma olan çözümü kesin olarak bildiğim halde uygulamadım henüz.

Bekletiyorum.

Muhtemelen yeni sürüm sonrası patlatacağım kafamda şekillenen tüm çözüm önerilerini.

Şimdilik susuz bir ırmak gibi bekliyorum yağmuru.

Sen beni o zaman gör, Ubuntu🙂

Amarok Re

İş nedeniyle yine Windows üzerinde çalışıyorum. Last Fm müzik çalarımda Winamp ile gösterince hoşlanmıyorum arkadaş. Beni Linux eksenine sokan bi Amarok vardı, bakalım güncellemeler ne alemde dedim. Oldukça iyi durumda yeni versiyon. Ben Windows için ilk denemeye girişmiştim ya felaketti tabi. Zaten Foobnix günden güne moral bozucu şekilde kötüleşiyor. Özellikle Windows versiyonu beni çıldırtan bir Türkçe karakter sorunu patlattı. Ben yerli arşivini oraya hiç atmamışım meğer, ondan fark etmemişim bu zamana kadar. Ivan’a yazdım, bakalım çözülecek mi. Ama tek güzelliği Android versiyonunda artık küfrettiren kapanırken çökme mevzusu -büyük ihtimalle benim yüzlerce defa hata raporu yollamam nedeniyle- çözüldü.

Neyse Amarok‘a geri dönersek, güzel bir Chet Baker seçmecesi yollamıştı bir arkadaş. Geri ben Charlie Parker‘dan yana kullanırım tercihimi her zaman ama haydi dedim açalım. Kadınların kullandığı bir terim değildir bu ama durum için yerinde olacak. Dakika 1, gol 1.

Daha ilk şarkı, tıkladım ve çöktü. Şimdi bu program Linux‘ta mükemmel mi çalışırdı da Windows‘a gelince afalladı? Alakası yok. Efendim flac formatıyla yaşadığı sorunlar diziliymiş meğer arama motorlarında. Bazısı güncellemelerle düzeltmiş, kimisi hala çırpınmaktaymış. Sorunlar Linux üzerinde de ortak yani. Windows için güncelleme kaç ay sonra gelir tahmin bile edemiyorum.

İşte ben bunu başka programlarda da gördüm. Her platformu destekleme hevesiyle işe yaramaz uygulamalar çıkarıyorlar. O iş öyle olmuyor ama. Sadece bir müzik programı tamam. Ama elbette haklı olarak kolay değil bu programları çalışır hale getirebilmek. Bence en güzeli tek platforma yoğunlaşılması. Eee o zaman hedeOS ayazda mı kalsın? Kalsın arkadaş. Böyle ne oldu ki şimdi. Muhteşem bir hata mesajı daha Eq çalışmıyormuş. Yarım saat daha kurcalasam bug report wizard kendi kendini imha edecek. Çöp mü diyelim şimdi, koca Amarok. Ben olsam kullanmam Windows üzerinde. Zaten Windows yapısı itibariyle hatalı bir sistem. Kapanır, kitlenir, saçmalar, hatalar verir. Bir de üzerine bu çıkmalı mı? Yani 0.3.5 sürümündeki müzik programını bile kurcalarken bunu işe yaramaz görüyorsam gerçekten öyle sanırım.

Tek platform diyorum ısrarla.

Ve güzel bir şarkıyla uyutuyorum kendimi.