Možná?

Efendim bu ara blogdan çok uzakta iş-güç telaşındayım. Sevgili Ubuntu‘m yüzümü unuttu. Güncellemeler birikti. Bilgisayarım aramıza giren soğukluk yüzünden şaşkın. Ama fakat..

Boş durdum denilemez. Her ne kadar çoğunlukla bilgisayarla alakalı bir şeylerle uğraşıyor olsam da aslında heyecanla Simmo‘dan gelecek haberi bekliyoruz. Ben ve güzel telefonum Monte. İçimdeki sinir bozucu ses yine kafa karıştırsa ve beni vazgeçirmeye çalışsa da..

Bekliyorum..

We-travel mevzusunu çalıştırdım. Nedense TKfe beni çileden çıkaracak gibi bu ara. Gish‘e sardım. Yollar boyu düşmüyor telefon elimden. Ve radyo tiyatrosu.. Adını bilmediğim birinin yaklaşık 1451 km uzaktan yolladığı cd ile sabahlarıma eşlik ediyor.

Evet artık qwerty ile şenlenen telefonumu biraz daha az daha zorlamak istiyorum. Bilmem ne mod değil hevesim. O iş neşeli bitmez genelde. Vista görünümlü Xp‘den iyi hatırlıyorum bu tip modifikasyonları. Genelde bug doludur. Ben nedense o buglardan sadece 1’ini bile fark etsem takıntı olur, dünyam kararır.  Eskilerde SE vardı bende çok enteresan bi özelliğini keşfetmiştim. Arayan telefonu açmadığımı sanıyordu yani ona hala bekleme tonu gelirken ben onun sesini alabiliyordum. Telekulak diye ben buna derim:)

Dahası var ama dahasından kime ne. Ben eğlendim. Hep eğlenmek oldu zaten niyetim. Şimdi de öyle.

Eğlenirken öğreniyorum tabi, TIR kelimesini açabiliyor olmak bile mutluluk verici.

Bir de sansürden nefret ediyorum. Dileyen biplesin ben küfrederim Ubuntu.

Düşey Geçiş

Hani aylardır GNU/Linux, özgür yazılım diye anlatıp duruyorum ya..

Hani konferanslardır, kitaplardır, programlardır uğraşıyorum ya..

Bir anda Windows XP yüklü bir bilgisayara mecburi düşey geçiş yapınca sarsıldım. İşin kötü tarafı mı demeli bilmiyorum aslında Windows ile bir alakam yok. Sabah açılan 3 program gün boyunca ekranda tam sayfa. Masaüstünü açılış ve kapanış anları hariç görmüyorum 10 saat boyunca. Ama yok işte, aylardır beni kişisel bilgisayarımda da Vista’ya mahkum eden Autocad ve Sap2000 için adam akıllı alternatifler yok. Bu ikiliye bir de şu haliyle (bknz: lisans şartları) sadece Windows 98’de çalışan tarihi eser programımız FrameCad eklenince iyice sarpa sardı benim özgür sistemlere dönüş çabalarım. En azından bir .dwg görüntüleyicim olsa ona bile sevineceğim. Ama saçma sapan .exe’lere yönlendirdi tüm Google aramalarım.

Şu kadar zaman öğrendiklerime yeni bir şeyler ekleyebilme imkanım fazlasıyla kısıtlandı. En azından, Ubuntu içerisinde hiç hoşlanmadığım halde Wine denemeleri yapacak gibiyim. Mümkün olsa bu programların GNU/Linux alternatiflerinin yaratılması için uğraşsam. Programcı değilim ki kafamdakileri kodlara dökebileyim. Ama birileri bunu yaparsa şahsen çok mutlu olacağım. Bir zaman sonra mutlaka. O zamana kadar Wine ve VirtualBox en iyi seçenekler.