On Thorns I Lay

An itibariyle olduğu gibi bu ara iş yoğunluğundan hep Windows kullanıyorum. Elbette Windows zaman zaman beni de yakalıyor. Şu rahata düşkün yanımdan kavrıyor. Resimleri Paint ile düzenlemelere başladım, GIMP açılana kadar bitiyor bile. Winamp günlerine geri döndüm, en sevdiğim Spirit-Black görünümüyle. Çevirilere bakmıyorum ne zamandır, karma düştükçe düşüyor. Blog yazılacak bir mevzu çıkmıyor çünkü Xubuntu yüzümü unuttu bu ara. Elbette Skyrim heyecanı da tuz biber oldu, Ejderha kesme hevesi her şeyi bastırdı. Bill Amca sevinir oldu..

Nereye kadar?

Geçicidir elbette.

Peki egg mi diyeyim bug mı bilemiyorum ama mesela Winamp alttaki görev çubuğuna sabitlenince simgesi bozuluyor.

Bir de geçen aptallaştıran  yoğunlukta bir işin ortasında fark ettim, Tekla Structures‘da Export current sekmesinin simgesi yerinde durmuyor hiç:)

Mesela çok komik güvenlik ayarları var bu Windows 7‘nin, Administrator falan hikayeden, bizim root gibi değil.

İki hamle yaptım, yer mi diye baktım da geçen gün, hazır bekliyormuş meğer:)

Hayır ben zaten bu saçma işletim sistemini kullanırken hep elim kolum bağlı hissediyorum, bir de şuna erişim yok, burdan sonrası yasaklı diye uyarılar çıkınca iyiden iyiye gıcık oluyorum.

Tamam kaldık burada çıkamıyoruz ama..

En azından açık kaynağa destek olmalı, dedim.

Ve toparladım küçük küçük.

Uzun zamandır PowerAmp sevdası nedeniyle telefonumda da yüzüne bakmadığım Foobnix indi ilk. Ama artık hata bildirmekten bana fenalık geldi gerçekten, Android versiyonu çok usandırıcı oldu. Neyse..

Sonra yine eski dost GIMP kuruldu.

Başkasını bilmem, çöküyor bazı bazı ama gerçekten özledim sıfatını diyip ekledim sevgili Firefox‘u program files klasörüne..

Biraz daha var ama canım Lenovo iş bilgisayarı tabi, abartmamak lazım..

Neyse ..

Gömülü Çelik Hesabı’na devam..

Maleventum!!

 

 

 

Yasak Elma..

Bu ara yasaklar çok konuşuluyor. İnternetteki filtreleme hevesleri ve buna verilen tepkiler her platformda dile getiriliyor. Sansürler üzerine söylemek istediklerimi çok uzun zaman önce tepedeki Sansürsüz İnternet! sayfasına eklemiştim.

Gerisi 15 Mayıs‘ta hep bir ağızdan söyleyeceklerimizdir.

Bu kadar meraklısı mıyım gerçekten özgürlüğün? Her şey sınırsız ve yasaksız olsun isteyebiliyor muyum?

İnsanlık için isterim evet ama sadece kendim için bu kadar cömertlik dilemedim hiç. Ubuntu benim için sanal dünyanın özgürlüğüne açılan ilk kapısıydı. O kapıdan daha paylaşımcı ve insani bir dünyaya adım atacağıma inandım. Elbette bu düşünceyle yürüyen insanlarla tanıştım. Ama çoğu zaman ben eksik ve yetersiz kaldım. Öfkemi dizginleyemedim. Bu düşünceyi hiç taşımayan insanlarla kapıştım. Yıktım, yıkıldım. Yolumu kaybettim, uzaklaştım. Yine de ne için geçtiysem o kapıdan onun için yürümeye devam edebilirim sadece.

Peki şimdi nerededir Ubuntu?

Ara ara hala göz attığım forumda “Ubuntu 11.04 Natty Narwhal – İpuçları, çözümler” başlıklı bir konuda rastladım üstteki resme. Resimde ne görünüyor? Ben artık başka açıdan bakıyorum belli ki. Winamp çakması Audacious ile başlıyoruz. Artık ön tanımlı dayatma Mono projesi Banshee ve Mac OS  X ile benzerliği bizzat kendi kuran AWN. Ben de kullanmıştım bir aralar Cairo-Dock çileden çıkarınca. Kullanışlıdır bu programlar. Ama Mac hakimiyetinden çıkalı çok olmuştur. Bilgisayarımın Windows‘a mahkum yarısında da kullanıyorum benzerini. Aynı bir Mac Os olmuyor ama sistemim. Şimdi denilecek ki “Aman aman nelere takılıyorsun, o ibare henüz bu programı kullanmamış olanlara bir ön bilgi olsun diye eklenmiştir. ” Eee tabi bu kadarını ben de tahmin edebiliyorum. Ama bilgilendirmenin bu şekilde olmasından hoşlanmıyorum. Çünkü o zaman aklıma şöyle bir soru geliyor. Bunu programa ipucu olarak ekleyen kafa, bir panel yapalım aynı Mac OS X gibi olsun. Peki GNOME elmayı yiyince güzelleşiyor mu?

Elmalar senin olsun ben özgürlük istiyorum Ubuntu..