Time Machine

Hastalığın tadını! çıkarmaya devam, haftanın sonunu evde geçirdim. Güzel güzel özelleştirdiğim Arch Linux bir yana Sality saldırısından yılmış annemin zavallı Vista‘sı diğer yana:)

Bi yandan envai çeşit <Anti< Malware, Rootkit, Spyware programlarıyla aramıza geri döndürmeye çalıştığım Toshiba diğer yanda yeni bir oyuncak kıvamında Arch.

Biraz Arch Linux forumları da gezindim bugün, yazının başlığı aslında ona gönderme. Aralık ayında Linux ile 6 yıl tamamlanmış olacak. Elbette bu sürede bir Mr. Robot, übermensch ya da guru olmadım. Açıkçası olamadım demiyorum çünkü Linux benim için bir eğlence, bir uğraş, bir kafa dağıtma aracı oldu hep. O yüzden çeşitli dağıtımları tatlı tatlı kullandım bu 6 yıllık sürede. GNU/Linux evrenine yakınlaştırabildiğim pek az insan oldu. Çoğu deneyip çakılan, en basit sorunlarda pes eden ve -burası çok önemli- sırf benim ilgi alanıma girdiği için Linux‘a bulaşmaya çalışan arkadaşlarım. Eskiden daha idealist değil fakat daha sığ görüşlüydüm muhtemelen. Benim için önemliydi, herkesle paylaşmak, bu güzel sistemlerin yayılması ve kullanıcı sayısının artması. Açıkçası kaç kişi Linux severmiş, kullanırmış artık umrumda değil. Hayır daha konuyu bile açmak istemiyorum çünkü kazara bir yerden duymuş olanın da olayı Ubuntu ile başlayıp Ubuntu ile bitmiş.

Ubuntu‘yu uzun zaman kullandım. Ubuntu cici, Ubuntu sevimli, Ubuntu rahat. Çok iyi biliyorum. Son sürümü kendi makinamda sanalda denedim. Arkadaşım yüklemişti kendi makinasına, orada da biraz denedim. Yok. Ubuntu kullanıcısıyken de Unity sevmemiştim, hala da sevebilmiş değilim. Benim açımdan tek mesele Unity değildi elbette Ubuntu adasını terk ederken. Ama şu da açık 6 senede hiç bi halt olmadım dedim ya en azından arayüz olmadan Linux kurmayı becerebildim. Çok basit iş belki nice profesyonellere göre ama bana göre büyük iş. Sonuçta dedim ya bir eğlence, bir uğraş, bir kafa dağıtma aracı. Burda attığım her adım bana tatlı geliyor. En komik hatayı bile atlatmak mutlu ediyor beni.

En önemlisi de farklı bir bakış açısı kazandım ben bu 6 yılda. Bambaşka şekillerde değerlendirdim. Hiç alakası olmasa da mesleğime büyük katkısı oldu Linux‘un. Bir döküman gerekti, ben buldum. Olmayacak yerlerden buldum, bilmediğim dillerdeki sayfalardan. Olmayacak yerleri bulmayı, tek kelime anlamadığım satırların arasından istediğimi yakalamayı öğretti bana Linux. Bulduğumu paylaştım, haberdar ettim etrafımı.

Bu da aslında RMS kafasına duyduğum saygı yoksa derdim nedir Baldur’s Gate ile dandik grafiklerle Windows bana fazlasıyla yetiyor. Ama işte o Windows sadece bir işletim sistemiyken şu bizim distrolar birer çim adam tadında.

Yani kimse çıkıp da amanın canım Windows’um , bebeğim Control Panel, sevgilim regedit falan demiyor. Program demiyorum bak, düz sistem. Dümdüz Windows, güzel midir? Sevilesi bir şey midir?

Linux kullanıcılarında ise durum bambaşka, distrosunun gözlerinden öpenler, paket yöneticisine güzellemeler dizenler:) Suladıkça yeşillenen, fazla sularsan ölen, sulamazsan ölen, hatta bazen ne yaparsan yap ölen bir yeşillik gibi. Elbette işin eğlencesinde olan benim gibi kullanıcılar için sözlerim. Gerisinin zaten Bir Aceminin Linux Günlüğünde işi ne:)

Neyse poz ver Pacman:)

arch_pacman_invaders_by_dotvalfar-d5qxpmc

 

 

Çift Jandarma!!

Tatili avantaja çevirme çabasıyla günü Ubuntu‘yla devam ettirdim. Önceki yazıda bahsettiğim gibi Unity pek civcivli olmuş. Ama hala beni yakalayıp duvara çarpmayı başaramadı. Ben masaüstü küpünü bir görsel heyecandan çok ekranlara sığdıramadığım uygulamaları düzenlemek için kullanıyordum. Bu çıktı belki GNOME 3 ile alışkanlıklarımdan. Ama ekranın sol üst köşesine uçuşum geldi, uygulamalara pıtır pıtır ulaşmalarım geldi ki sırf bu nedenden GNOMEDo bana evrenin yarısını vermiş gibiydi bi ara. Sonra MONO dediler, hem üzüldüm, hem sildim.. Yerine beni yavaşlatmayan güzellikler geldi ama. Çok aktif bi kullanıcı olduğumdan falan değil elbette ama nasılsa tüm uygulamaları enteresan bir hızda hata raporlarıyla donatmayı başarıyorum.

Her neyse, eve döndüm ve ufak tefek süsledim evimi bayram öncesi:)

Simgeler çok hoşuma gitti öncelikle

gksu nautilus

ile root değişikliklerine izin var tabi..

usr/share/themes

usr/share/icons

Hem bi shell teması buldum, hem simgeleri değiştirdim. Hem pencere kenarlıklarını yonttum.

Tam istediğim şekle girdi.

Sonra?

İşte bu hafta okuduğum bir kitap beni müzikleriyle de mutlu etti.

Umarım 1 kişiyi daha mutlu edebilir. Buradan buyrun..

 

Quantal Quetzal!!

Reklamlara devam!:)

Evet dünyalar güzeli Ubuntu‘m yeni sürümüyle bilgisayarımdaki yerini aldı. Bu sefer bi değişiklik yapmaya karar verdim. Bi süre Unity ile devam edeceğim. Elbette uzun zamandır Gnome harici bir ortamda dolanmadığım için bir miktar yabancılık çekiyorum.

O yüzden hem araştırıp, hem uygulamaya çalışıp hem de anlatacağım:)

Şu klasik ilk adım yazılarından birini yabancı bir blogda gördüm. Ben bunu hep unutuyorum aslında, kurulum sonrası yazılım kaynakları listesini güncelliyorum sadece. Bir de ekran kartı sürücülerini. Gerisini gerektikçe sıralıyorum. Aslında doğrusu bu değil.

Mesela kalıp bir komut olarak

sudo apt-get install ubuntu-restricted-extras

var ortamda.

DVD zımbırtıları için

sudo apt-get install libdvdread4
sudo /usr/share/doc/libdvdread4/install-css.sh

var.

Sonra güzel bi hatırlatma gelmiş, Amazon gibi ortalıkta hiç görmek istemediğim bir uygulamanın hınzırlığını yok etmek için

sudo apt-get remove unity-lens-shopping

patlatıyorum. Ben biraz daha kurcaladım. dconf Editor içerisinden com-unity-webapps yolunda preauthorized-domains içerisinde de adı geçiyordu. Yuhaladım kaçtı:)

Ardından asıl merak ettiğim program geliyor, Unsettings.

Adını anmaktan <imtina< ettiğim bi platformdan döküman buldum Unity ile ilgili, bu naneden orada da bahsedilmişti.

Biraz daha araştırdım, yararlıymış:)

sudo apt-add-repository ppa:diesch/testing
sudo apt-get update
sudo apt-get install unsettings

komutlarıyla akışıyor.

O ara kaldırılacak paketler vardı, aklıma geldi. Şu Dash zımbrtısına syn yazdım. Syna? Evet aklıma geldi, o kadar zırva program içerisinden Synaptic seçilip kaldırılmıştı. Neyse.

Unsettings kuruldu.

Ve?

Sevgilim olsaydın seni binlerce kez terk etmiştim, neyse ki sadece işletim sistemimsin Ubuntu🙂

Denedim, denedim, denedim. Yok olmuyor bu Unsettings çalışmıyor, Bi MyUnity gördüm koştum, ppa patlak Quantal desteği yokmuş. Efendim biri gambas2 kullanırmış biri gambas3. Onlar kim tanımıyorum elbette, tek anladığım bir önceki sürümde çalışan Unity tweak uygulaması 12.10 ile tarih olmuş. Eee CCSM var, yok mu? Var tabi, biraz kurcalarsam neye benzer?

Simgeleri hoşuma giden uygulamaları attım yana.

Arada bi de paneli saydamlaştırdım işte, bi de şu Dash simgesini mıncıkladım.

Yazıya başlarken ne demiştim, yalan oldu. Baktım daha yolu var bu Unity olayının, geriden Gnome indiriverdim sinsice.

 Noktayı koyduğum an kaçıcam yine tanıdık sulara.

Biterken, Cem Karaca denizleri köpürtüyordu hemen arkada..

Köprü Ortasında

Artık bilgisayarım her sürüm sonu olduğu gibi tükenme ve tıkanma aşamasına girdi. Yakın sürüm Quantal Quetzal bana kurtuluş olacak çünkü genellikle hard diskte çöplüğe dönüşme sürecinden bu şekilde kurtulabiliyorum. İnternet bağlantımın korkunç kötü olması beni çıldırtmasa betalardan tırmanmaya çoktan başlamıştım. Şimdilik beklemedeyim. Peki nedir ne olacaktır 12.10?

Gnome 3 yeni sürümle gerçekten gözümü kamaştırdı, takip ettiğim kadarıyla akıllı çevreler bu değişimden hoşlanmadı bildiğin cephe almalar, ben Fedora‘ya geçtim, yok ergen işi, aptallara göre söylemleri türedi.

Zaten yeterince antipatik görünen ukalalar, sağda solda destekçileri..

Açıkçası ben soldan beliren menüye o kadar alıştım ki iş bilgisayarımda bile oraya hareketleniyorum ara ara.

Menüleri bana gayet civcivli geldi, üstelik extensions.gnome.org  olayı bence gerçekten çok başarılı. Hiç mi sıkıntı çıkarmadı?

Kaç kere, kaç ayrı şekilde hatta. Ama fikir güzel ve her zaman gelişim zaman alır.

Peki benim uzak kalmayı tercih ettiğim Unity cephesi ne durumda?

Bana hitap etmiyor, bu kesin. Ara ara yokluyorum çünkü, acaba alışır mıyım, acaba sevilesi mi diye.

Yok olmadı, zorlamanın gereği yok.

Gerçi yeni sürümlerle Unity iyiden iyiye gelişiyor gibi gibi.

—————————————-

Sonrası?

Bir aya yakındır taslakta bekliyormuş.

Hatta bu taslaklarda bekleyen onlarca yazıdan sadece biri.

Neden böyle olduğu çok belli gerçi benim açımdan ama yine de tekrarlamaktan sakınca duymayacağım.

Bi türlü duraklama dönemine giremedik.

Haliyle huysuzum, yorgunum.

Ve bitmeyen yoğunluk nedeniyle keyifsizim.

Ara ara telefonu kurcalıyorum ama bilgisayarımla ilgilenemiyorum açıkçası.

En son Windows‘ta kullandığım bi programı Wine ile yüklemeye çalıştım.

Her şey tamam oldu. Patch kısmı olayı batırdı. Ve aylar öncesinin hikayesi bu ama nasılsa geçen gün otobüste aptal aptal şerit çizgisine bakarken birden bire anladım hata mesajının sebebini.

Çok saçmaymış.

Daha da saçma olan çözümü kesin olarak bildiğim halde uygulamadım henüz.

Bekletiyorum.

Muhtemelen yeni sürüm sonrası patlatacağım kafamda şekillenen tüm çözüm önerilerini.

Şimdilik susuz bir ırmak gibi bekliyorum yağmuru.

Sen beni o zaman gör, Ubuntu🙂

három, tre, tatlo, tri, trois, tres, trys, trzy, τρία, üç

Evet neredeyse teknolojisi eskidi ve ben daha yeni..

Olmayacak şey sonunda oldu. Nefretimden binlerce kez payına düşeni almış sevimsiz ekran kartım ATI Radeon HD 4650 sonunda yüzümü güldürdü gün itibariyle.

Son çöküşün ardından eziyetli bir Ubuntu kurulumu gerçekleştirmiştim. Kurmadım. Ne sahipli ne sahipsiz hiç bir sürücüyü. Ama aklım Gnome3 dalgasında.

4 komut yazdım sırayla.

sudo add-apt-repository ppa:gnome3-team/gnome3

gksu apt-get update

sudo apt-get install gnome-shell

Bi umutsuz restart

Vuhahahah!!

Çok güzelmiş arkadaş, aydınlandım resmen.

Peki şu küçültmece düğmeleri. Bunda yokmuş.

Oldururuz:)

Benim küçük sevgilim gconf-editor kurulu değilse, hemen Ubuntu Software Center’dan kurulsun.

Configuration Editor oldu onun adı şimdi:)

Açılsın

desktop>gnome>shell>windows 

yolundan button layout

isteğe göre şekillensin.

close,minimize,maximize:menu

dedim ben sevdiğim şekilde.

Unity çöpmüş daha iyi anladım.

Ve Gnome 3 bayıldım sana.

Yine sevdirdin kendini Ubuntu🙂

Fareli köyün yabancısı

Daha adını hala tek hamlede yazamadığım Ubuntu’nun yeni sürümü Oneiric Ocelot, GNOME3 ve Unity ile hayallerimi parçalarına ayırınca tavsiyelerini hep dinlemeye çalıştığım sevgili yaştahta ‘nın sözüne uydum ve yeni bir iso indirdim.

Bir ara KDE denedim, evdeki bilgisayarlardan birine openSUSE kurdum. Ama işte bayıldığım KDE programları olsa da bana tuhaf geliyor o arayüz. GNOME3 zaten Ati ile anlaşamadı. Unity -bana göre- iğrenç.

Demek ki geleceğe dönüş zamanı ve yeni limanın adı Xfce.

Ben bunu istiyorum işte, sistemim hızlı olsun arkadaş. Ubuntu‘da bunu sevmiştim. Dizüstü bilgisayarımda bile kasmadan, atak, akıllı çalışıyordu. Karmiciğim böyleydi. Çat açılır, pıt kapanırdı. Şimdi ne oluyor, şunu ekleyelim bunu ekleyelim derken sistemi şişiriyorlar. Tamamen gereksiz. Neymiş beğenmeyen eski arayüzle devam edermiş. Nereye kadar?

Peki her şey bildiğim gibi mi?

Elbette hayır, masaüstünü simgelerini uçurmak için

alt+f2

gconf-editor

dedim, beğenmedi:)

xfce4-settings-editor

denilmeliymiş artık.

xfce4-desktop sekmesinden desktop-icons>file-icons bulunup kaldırılmak istenen başlıklara çift tık, enabled işareti kaldırılır.

Pencere düğmelerini sola çekmek için ise aynı ayar penceresinden

xfwm4

bulunur, general>button_layout sekmesinden O|HMC olan sıralama HMC|O olarak değiştirilir.

Ve tabi ki bunları daha önce blog’a eklediğim yazılardaki adımları Xfce ortamına uyarlayarak kendim keşfettim.

Bu bakımdan anlaşılıyor ki Xfce bana hem yeni bi heyecan olacak hem de alternatifleri ekleyerek az da olsa bi faydam dokunabilecek.

Bu da Xubuntu‘m

Hair Of The Dog

 

Teknolojiyi seviyorum, teknoloji için harcadığım para umrumda bile olmuyor. Yeniliklere bayılıyorum. Linux ve peşinden Android heyecanımı hep sürekli tuttu. Birilerinin beni şaşırtmasından hoşlanıyorum Ama Ubuntu tadımı son sürümüyle fena halde kaçırdı.

Uzun zamandır Natty Narwhal efektsiz açılıyordu başlangıçta. Dedim bir Compiz vardı. Demez olaydım. Her sürümde yapmam gereken zorunlu güncelleştirmeler. Canım ekran kartım ATI‘nin bitmek bilmez kaprisleri. Ve yok mümkün değil çalışmıyor Compiz. Daha önce 3 sürümde çalıştırmamış olsam kendimden şüphe edeceğim.

Dedim bakalım Unity cephesinde neymiş durum. Normal Ubuntu açılışını seçtim. Ne ara?

Hatırlamıyorum ama bi ara Unity diye bi şey kalmasın istemişim, komple kaldırmışım:)

Sağlık olsun, neyse ki konsol var.

sudo synaptic 

var..

Yükle ve patlat bi ctrl+alt+backspace

Açıldı. Peki Compiz?

Yarısı çalışıyor işte ablası. Yani bi yamuldu ekran, tamam pencereler sallandı, küp de bir kaç kişi daha el atsa dönecek gibi.

Ama kenarlıklar içler acısı. Grafikler kaydı. Olacak gibi değil.

Bir sonraki sürüm çevirisinde Unity paketine bakmadım bile.

Mümkün olsa onu da komple kaldırırdım.

Hiç iyi görmüyorum bu tavırlarını, sabrımın sınırına çok yaklaştık.

Yakında kanatlanacaksın, üç vakte kadar diyelim.

Hazırlıklı ol Ubuntu..