One of My Turns

Uzun zaman oldu baktım geçmişe 2009 dedi.

Bir Ubuntu One vardı, zamanında müjde gibi sevindirerek gelmişti bilgisayarlarımıza.

Burada anlatmışım o zamanlar.

Ubuntu kullanmıyorum artık, ama takibe devam ediyorum.

Geçen gün bir mail düştü, kapatıyoruz şekilli.

Yıllardır Dropbox kullanıyorum, arada şifreleri bir kaç kez hacklendi.

Özellikle iş için hep yedekte.

Kapasite doldu mu keşfettim, Box kullanıyorum, senkronizasyon sistemi iğrenç.

Ubuntu One daha sempatik bir şeydi, Ubuntu‘ya özel, Linux tadında.

Hem paylaşılmış arşivler var içinde ordan çıkarıp alıyoruz, ikon setleri var, fotoğraflar var, oyunlar var.

Sadece Linux kullanan arkadaşlarımın bildiği bir iletişim şekli, yani şu hep eleştirilen, güvensiz ve tehlikeli bulunan cloud sistemine bi bu programda güvendim sanki.

Sonra ne oldu?

Kapatıyoruz.

Denilmiş ki alın dosyalarınızı kapatmadan.

Kapanınca silinsin o halde..

Böyleyken böyle

 

 

 

 

Reklamlar

Viva la Musica!

Kimi insan yıldızların adını sayarmış ya ezbere, benim de müzik konusunda benzer bi hevesim var. Şöyle söyleyebilirim yeri gelmiş, çalıp söyleyenlerin dışında kimsenin bilmediği şarkılar biriktirmişim. O derece:)

Ve artık kapasitesinin sınırına ulaştı, ortadan 2’ye ayrılmak üzere zavallı talihsiz red klasörü. Benden beklenmeyecek bir titizlikle tüm arşivi yabancı/yerli yani red ve nihi olarak 2 parçaya ayırdığımdan beri evren genişlemeye devam ediyor.

Oysa ben sesini asla unutamayacağım 56k modem ile bilgisayarı downloada bıraktığım, dehşetli telefon faturalarıyla bir aileyi yıkıma götürmenin eşiğinde dolandığım günlerden beri hep aynı şeyi istedim.

Kısmen gerçekleşti belki ama yeterli mi? Yetmeli mi?

Dedim ki bir online depolama alanı bulsam, Dropbox, Wuala, Ubuntu One gibi, bana 100 Gb senindir dese.

Yollasam karşılığında 100 Gb müzik. Herkes dinleyebilse, benim zorla toparladığım her şarkıyı.

Olmuyor elbette. En iyi ihtimal beni tanıyanların hard diski istemesi şimdilik. Sonrası daha da komik.

– ee hangilerini kopyaladın?

– kızım ben bunları hiç tanımıyorum ki!! einstürzende neubauten ne be!!

İşte tam bu yüzden tanıyanlarla ve hard disk nakliyesiyle olacak iş değil.

Last Fm‘in bana bu kadar cazip gelmesinin nedeni de bu.

Elbette ben paylaşmanın yolunu bulamadıysam bulanları öne çıkarmam işe yarayabilir.

Benim daha çok Rhythmbox üzerinde kullandığım Magnatune ve Jamendo mevzularından haberdarsanız bir alternatif de gün itibariyle elime düştü.

Bu ara yakın durmaya çalıştığım Launchpad üzerinde henüz tek satırı çevirilmemiş bir müzik programına denk geldim.

Foobnix.

Oldukça sade ve işlevsel.

Tuhaf olan Vkontakte şekilli girişim. Rusça bir login sayfasına yönlendiriyor.

Default seçeneği bir enteresan üyelikle giriş yaptırıyor sisteme.

Neye göre ve nerede aradığını anlamadığım bir arşivden direkt dinliyoruz.

Tuhaf ama güzel.

2 teması var, uzak durulası iğrençlikte:)

Arşivi çok seri halde yüklüyor, başarılı.

Şarkı sözü ve EQ desteği var.

Ama çok daha çılgını bir Download Manager barındırması.

Yani dinledim, beğendim, insin demek mümkün.

Ama daha daha en uuuuww güzeli?

Android üzerinde çalışması!!

Şekli şemali;

İndirmek için bir tık

Ivan Ivanenko kişisine teşekkürlerimle..

Ubuntu One

Bir tuhaf deneme daha. Ubuntu One var bilgisayarımda. Duruyor ama işe yaratamıyorum.

Derken başlıyoruz;

sudo apt-get install ubuntuone-client-tools

O ara bir ortalık karışacak sayfalar açılacak, panik yok.

Ubuntu One klasörü bulunur.

İçine paylaşılacak dosya atılır.

https://one.ubuntu.com

burada görülecek her şey zaten.

Bir de senkronizasyon olayı var

u1sync –authorize

Gele gele Nobody Loves Me..

Pes doğrusu:)