Permanent Holiday

Güzeller güzeli Antalya tatilim sonrasında evde yaptığım bir değişiklik de müzik sistemimde oldu. Ufak dokunuşlarla daha tatlı bir akustik elde ettim. Ama beni ikilemde bırakan ve root olmadan çalışmayan Viper4Android nasıl telefonum için olsaydı keşke diye dertleniyorsam bir gün dedim eee hani Linux hani benim equaliser!! (buraya ekolayzer yazmayı reddediyor bünyem!!)

Alsa kim Pulse ne herkes biliyor olabilir. Açıkçası ben çok hakim değilim o konulara. Geçen gece Telegram gruplarından birinde denk geldiğim bir makalenin peşine düştüm. Buradan öğrenilebilir. Olay şu ki oldukça gelişmiş bir uygulama varmış PulseEffects isimli. Biz Arch çocuğuyuz bize .deb yaramıyor tabi. Ama AUR diye bi depomuz var. Dikkatli kullanıldığında gayet nefis.

Terminalden ;

yükledim ve biraz kurcalayınca ufkum iki katına?? Yok artık Ekşi‘ci piçliğini bıraktım:)

Ayarları dilediğin gibi kaydetmece, canın istedikçe seçip beğenip yüklemece gibi bi özelliği de var. Asıl önemli bir başka konu da bu ayarların mantığı, anlamı, nedeni vs. Klasik martı EQ kafasında değilsek, biraz da ne nedir merak ettiysek zamanında fikrimiz olmuştur zaten. Ama tabi ben benim gibi acemilere anlattığım için kabaca bir anlatım ekleyeceğim. Bu ayarların bir doğrusu yok, en önemli nokta bu, tek önemli nokta bu hatta nokta bu:)

Birimiz bas delisiyiz, kimimiz ziller ve ipler kafasındayız, bazımız vokal duymak isterken bir kısmımız yankılara tav oluyoruz. Yani tamamen beğeni meselesi, deneyerek keşfedilen zaman zaman -değişiklik sevenlerdenseniz- tamamen farklı şekillere girecek bir deneme tahtası bu. Duymayı istediğiniz sesleri arttırıp pek de meraklısı olmadığınız tonları kısarak kendi damak tadınızı bulabilirsiniz.

Bana şu an böylesi güzel geliyor, müziğime yakışıyor

“Somebody called me Sebastian”

Reklamlar

Laid To Rest

 

tuxguitar_3

Yoğun yoğun çalışmalar arası bir haftasonu güzel müzikler, keyifli sohbetler şeklinde geçti/geçiyor. Şimdilerde sansür nedeniyle yine pek çok yer kapalı. Neyse ki zamanında aklıma gelmiş de bir takım platformlara üyelikler almışım. Metal ya da punk bulacaksam aranacağım yerler belli. İfşa edecek miyim? Asla. Zaten dileyene arşivlerim daima açık.

Bu kadar zaman bir köşede beklemede bir 5+1 vardı benim. Sonunda onu hayatıma dahil etmeyi başardım. Tabi ki benim yıllanmış R522 teknolojinin gerisinde kaldı ve yardımla iyi not alabilen parlak zekalı bir öğrenci gibi olsa da o yardım olmadan sınıfta kalacağı kesin gibi. Girişimiz yok, canı sağolsun. Fikir aldım U7 kullanan bir arkadaşımdan. Aslında şekilci biri olmasam da U7 tipini sevmedim işte, gittim  Asus Xonar U5 aldım. Orta belki orta altı bir sistem bendeki, Logitech z506. Ses benim için gayet yeterli yine de ama şu var ki kablo olayı tam bir eziyet olabiliyor. Bir şekilde yerleştirdim salonuma ve bu benim kafamdaki yerleşim değil. Çünkü sistem kablolu. Kablolar kısa. Hep bir masaüstü bilgisayar ya da TV etrafına yerleştirilecekmiş gibi planlanmış. Prizler desen anlamsız yerlere konmuş. 10 metrelik bir üçlü priz koltuğumun arkasından sinsice dönüyor. Karşımda durması gereken Left yanımda. Sub ben burda ne yapıyorum acaba der gibi mahzun. Bir zaman bulunca düzenleyeceğim. Şu ara bulamıyorum.

Neyse neyse.

Peki her zamanki nihai dert ne durumda? Driver var mı? Hadi Windows yine bir şekilde yırtacak peki Linux seven güzel insanlar ne yapacak? Biz iyiyiz, bu kez bize gülsün işte şans:)

Screenshot from 2016-08-21 18-56-30

Screenshot from 2016-08-21 18-58-19

Tak çalıştır. Bu kadar mis, bu kadar çiçek:)

Şimdi zamanında flac bahçesine emek vermenin meyvelerini yeme zamanıdır.

Screenshot from 2016-08-21 19-00-27

Nasıl dünyanın en güzel fire diyen adamı bana göre Steven Edward Duren ise aynı kesinlikte biliyorum ki müziğe çok şey borçluyum. Sadece güzel hisleri ve anları değil güzel insanları da..

Ne mutlu.

Viva la Musica!

Kimi insan yıldızların adını sayarmış ya ezbere, benim de müzik konusunda benzer bi hevesim var. Şöyle söyleyebilirim yeri gelmiş, çalıp söyleyenlerin dışında kimsenin bilmediği şarkılar biriktirmişim. O derece:)

Ve artık kapasitesinin sınırına ulaştı, ortadan 2’ye ayrılmak üzere zavallı talihsiz red klasörü. Benden beklenmeyecek bir titizlikle tüm arşivi yabancı/yerli yani red ve nihi olarak 2 parçaya ayırdığımdan beri evren genişlemeye devam ediyor.

Oysa ben sesini asla unutamayacağım 56k modem ile bilgisayarı downloada bıraktığım, dehşetli telefon faturalarıyla bir aileyi yıkıma götürmenin eşiğinde dolandığım günlerden beri hep aynı şeyi istedim.

Kısmen gerçekleşti belki ama yeterli mi? Yetmeli mi?

Dedim ki bir online depolama alanı bulsam, Dropbox, Wuala, Ubuntu One gibi, bana 100 Gb senindir dese.

Yollasam karşılığında 100 Gb müzik. Herkes dinleyebilse, benim zorla toparladığım her şarkıyı.

Olmuyor elbette. En iyi ihtimal beni tanıyanların hard diski istemesi şimdilik. Sonrası daha da komik.

– ee hangilerini kopyaladın?

– kızım ben bunları hiç tanımıyorum ki!! einstürzende neubauten ne be!!

İşte tam bu yüzden tanıyanlarla ve hard disk nakliyesiyle olacak iş değil.

Last Fm‘in bana bu kadar cazip gelmesinin nedeni de bu.

Elbette ben paylaşmanın yolunu bulamadıysam bulanları öne çıkarmam işe yarayabilir.

Benim daha çok Rhythmbox üzerinde kullandığım Magnatune ve Jamendo mevzularından haberdarsanız bir alternatif de gün itibariyle elime düştü.

Bu ara yakın durmaya çalıştığım Launchpad üzerinde henüz tek satırı çevirilmemiş bir müzik programına denk geldim.

Foobnix.

Oldukça sade ve işlevsel.

Tuhaf olan Vkontakte şekilli girişim. Rusça bir login sayfasına yönlendiriyor.

Default seçeneği bir enteresan üyelikle giriş yaptırıyor sisteme.

Neye göre ve nerede aradığını anlamadığım bir arşivden direkt dinliyoruz.

Tuhaf ama güzel.

2 teması var, uzak durulası iğrençlikte:)

Arşivi çok seri halde yüklüyor, başarılı.

Şarkı sözü ve EQ desteği var.

Ama çok daha çılgını bir Download Manager barındırması.

Yani dinledim, beğendim, insin demek mümkün.

Ama daha daha en uuuuww güzeli?

Android üzerinde çalışması!!

Şekli şemali;

İndirmek için bir tık

Ivan Ivanenko kişisine teşekkürlerimle..

Banshee dile geldi:)

Baştan belirtmeliyim ki aklı başında insan işi değil bu. Bir eklentiyi yükleyebilmek için 3 gün uğraşır mı insan. Üstelik neymiş, şarkı sözlerini gösterecekmiş Banshee. Eee o şarkılar zaten ezberde, bakacak mıyım sanki, hem Rhythmbox var. Ctrl+L kombinasyonuyla zahmetsizce getirir tüm sözleri. Yok ama inat ettim, yüklenecek dedim, yükledim de sonunda:)

Ama öncesinde?

Önce Banshee için şarkı sözlerini getiren bir eklenti yok mu sorusuyla ortaya atlanır, çeşit çeşit dosya indirilir.

Hepsinin eski sürümlerde çalıştığı tek tek öğrenilir.

Ardından günlerdir küfrettiğim eklentinin geliştiricisi Christian‘ın 1.6 sürümü için de bir deneme yaptığını ilan ettiği sayfa bulunur.

Bir heves eklenti indirilir.

Ama hatalardan kurtulmak mümkün değildir.

Bir eklenti için kaç çeşit kütüphane kullanılır be insan evladı, o eksik, bu fazla..

Öyle bir hale geldim ki artık Banshee’yi falan kaldıracağım o derece sinirlenmişim.

Sonunda iki eksik kütüphane kaldı.

sudo apt-get install mono-gmcs

sudo apt-get install libwebkit1.0-cil

komutlarıyla tamamladım tüm eksikleri.

O kadar çok denedim ki kurmak yarım dakikamı falan alıyor artık.

Nasıl?

Uygulamalar>Donatılar>Uçbirim -işlemleri root olarak yapın ki başınız ağrımasın.-

cd /home/irmak/İndirilenler/bansheelyricsplugin-0.8

./configure

make

make install

Programın menüsünden;

Edit > Preferences >Extensions

Buradan eklentiyi enable konumuna getirin.

Baştan söylüyorum çalışmamış olma ihtimali yüksek.

Çünkü defalarca denedim çalışmadı.

Program açıkken yapın tüm yükleme işlemlerini, saçma bir tavsiye gibi görünebilir ama belki etkisi olur.

En azından ben öyle yaptım:)

Tools menüsüne Lyrics şeklinde yerleşecek.

Ve o haliyle hani işte yine çalışmadı dedirtebilir.

Sakin olmalı sağ alt köşede abc görünümlü bir ikon belirecek.

Tıklayınız…

Bir an göründü ya sözler küçük bir mutluluk çığlığı attım, sanki yüzyılın en önemli keşifleri arasına girecek:)

Günlerdir bütün günahlarını topladığım Christian Martellini’ye tekrar teşekkürler.

Enna Media Center

Adından da anlaşıldığı gibi bir değişik çoklu ortam oynatıcısı Enna.

Biraz Türkçe karakter eksiği var, konfigürasyonları tam oturmamış ama ara yüzü çok hoş.

Benim gibi terminale pek ısınamamışlar için kurulum;

Sistem > Yönetim > Yazılım Kaynakları

Diğer Yazılımlar kısmından Ekle bölümü seçilir.

deb http://packages.geexbox.org/ karmic main

Paketi eklenip yenilenir.

Son olarak terminalden verilecek

sudo aptitude install enna

komutuyla program kurulur.

Ve yine forumdan öğrendiğim hava durumu için şehir seçimi;

home/.enna dizinindeki enna.cfg dosyasında

[weather]

city=New York

satırı değiştirilerek yapılabiliyor.

Enna, bana en azından şimdilik bir Amarok alternatifi olamayacak.

Zaten böyle bir alternatif istediğimi de zannetmiyorum.

Exaile, Rhythmbox, Song Bird hatta özel istek üzerine Banshee bile denedim.

Radyolarda en başarılı bulduğum Exaile.

Rhythmbox, Gnome dostu mükemmel uyum-kolay kullanım.

Song Bird sevmedim, sevemedim.

Banshee, eh:)

First and Last and Always, ikimizin şarkısı olsun mu Ubuntu:)