Will to power

Koştum geldim. Hafta sonlarımın öncelikli aktivitesi koruda koşmak oldu. Planlı denilemez ama istikrarlıyım şimdilik. En azından maratona kadar 10k sonunda bayılmayacak bir kondüsyona sahip olabilirsem gayet yeterli. Daha önce tavsiye aldığım bir konuyu gündemime aldım, JS ile uğraşmam gerekti biraz. Bu da yeni işimizle alakalı bir gereklilik oldu. Evet bir de yeni iş var, bu ara gündemim yoğun. Ayrıca uzun zaman bunu fark edememiş olmam üzücü, Everynote benim için çok kullanışlı gerçekten. Mi Band 2 için bir program satın aldım Play Store‘dan. Pek adetim değildir ama öncelikle Rus programcılara saygım var. Kaliteli işler çıkardıklarını düşünüyorum. Ayrıca yerelleştirme imkanı sağlaması hoşuma gitti, her güncellemeyle çevrilecek yeni satırlar eklense de en azından sürüm notları okumak yerine çeviri satırlarından takip ediyorum güncellemeleri. Elbette bir kar-zarar ya da çıkar meselesi değildir ama bazı insanların hayatıma katkısı gerçekten çok belirleyici olabiliyor. Bunun geçirilen zamanla hatta yakınlıkla bile ilgisini kuramayabilirim şu an. Tanıdığım zeki, hırslı, başarılı pek çok insan hayatıyla ilgili hedefler koyup bunlara ulaşmak için çaba gösteriyor. Ama bu çaba bir yerde hayatı kaplıyor, içine sığamayan sapıtıyor. Sığabilen ise o kalıbın şeklini alıyor. Ve onlar nedense hep etkisiz eleman gibi kaldı benim için. Belki benim bu dünya için işaret edildiği şekilde çalışmakla pek ilgili olmayışım ve tüm kainata erişecek bir yol bulmak isteyişim bunun nedeni. Üstelik bana fon müziği olarak Beboyi Yerkı seçen insan tamamen dolu sandığım içimde koca bir boşluk bulup tam oraya yakışan bir şey ayarladığını bilmiyor. Bir hedef koymuş olsa başarmıştı, başarılarıyla gururlanıp egosunu Freudiyen bir hamleyle okşamak istese kendinden memnundu şu an. Oysa sadece idare ediyor. Tutunmaya değil hatta, takılı kaldığı yerden sıyrılıp düşmeye bile mecali yok. Düşse büyük bir rahatlık hissedeceğini umuyor. Benim sabahımda bıraktığı izin derinliği aslında bütünlüğe ulaşmak isteğimin büyüklüğü. Birinin gecesine, kiminin sabahına, acısına, gözyaşına, bu hafta dağıtılacak mamaya, beslenme çantasına, Duru‘nun umuduna, Patnos’taki köy okuluna, Ali İsmail‘in kurduğu hayallere, tren biletlerine, bazen yaşasın diye bırakılmış bir yabani bitkiye.. Karışmak bir ayrıcalık. Dinleyen olursa anlatıyorum, dünya güzel. Ne kadar çirkinse bir o kadar da güzel.

Ve sayesinde pek çok güzel film izledim ucuz ucuz, bir gün sayemde filmler izledi denilebilme ihtimalini buraya bırakıyorum.

Uyabilmeyi istediğim hiç bir kural yok ama hep 7 öğütteki gibi olabilmeyi istedim diyebilirim. Zaman zaman yaklaştım kimi öğütlere ama orda kalabilmeyi becerebildiğim hiç olmadı. Oysa doğa gibi ol denilmiş sadece. Bize ek bir çaba gerektiren şey aslında içeride duruyor.

Denilmiş ya işte, daha basit ve kolay bir gidişat var aslında.

Ama

sen balık değilsin ki

oturup düşüneceksin böylece.

Reklamlar

Permanent Holiday

Güzeller güzeli Antalya tatilim sonrasında evde yaptığım bir değişiklik de müzik sistemimde oldu. Ufak dokunuşlarla daha tatlı bir akustik elde ettim. Ama beni ikilemde bırakan ve root olmadan çalışmayan Viper4Android nasıl telefonum için olsaydı keşke diye dertleniyorsam bir gün dedim eee hani Linux hani benim equaliser!! (buraya ekolayzer yazmayı reddediyor bünyem!!)

Alsa kim Pulse ne herkes biliyor olabilir. Açıkçası ben çok hakim değilim o konulara. Geçen gece Telegram gruplarından birinde denk geldiğim bir makalenin peşine düştüm. Buradan öğrenilebilir. Olay şu ki oldukça gelişmiş bir uygulama varmış PulseEffects isimli. Biz Arch çocuğuyuz bize .deb yaramıyor tabi. Ama AUR diye bi depomuz var. Dikkatli kullanıldığında gayet nefis.

Terminalden ;

yükledim ve biraz kurcalayınca ufkum iki katına?? Yok artık Ekşi‘ci piçliğini bıraktım:)

Ayarları dilediğin gibi kaydetmece, canın istedikçe seçip beğenip yüklemece gibi bi özelliği de var. Asıl önemli bir başka konu da bu ayarların mantığı, anlamı, nedeni vs. Klasik martı EQ kafasında değilsek, biraz da ne nedir merak ettiysek zamanında fikrimiz olmuştur zaten. Ama tabi ben benim gibi acemilere anlattığım için kabaca bir anlatım ekleyeceğim. Bu ayarların bir doğrusu yok, en önemli nokta bu, tek önemli nokta bu hatta nokta bu:)

Birimiz bas delisiyiz, kimimiz ziller ve ipler kafasındayız, bazımız vokal duymak isterken bir kısmımız yankılara tav oluyoruz. Yani tamamen beğeni meselesi, deneyerek keşfedilen zaman zaman -değişiklik sevenlerdenseniz- tamamen farklı şekillere girecek bir deneme tahtası bu. Duymayı istediğiniz sesleri arttırıp pek de meraklısı olmadığınız tonları kısarak kendi damak tadınızı bulabilirsiniz.

Bana şu an böylesi güzel geliyor, müziğime yakışıyor

“Somebody called me Sebastian”

Don’t Eat the Yellow Snow

ys

Mizahın en çok bu hali severim ben, müzikleriyle hayatımı güzelleştiren bir deli adam ile gireceğim konuya.

Denk geldim güncelleme haberi düşmüş nete Kernel sürümü yükselmiş, benim Arch Linux benden komut beklermiş.

Dedim;

pacman -Syu

Ve korktuğum başıma geldi sonunda. Yapamam bunu dedi Archer, hata dedi, unutma ben Linux‘um dedi.

Yalnız o korkutucu finalli full system upgrade hikayelerinden nasıl korkmuşsam artık, baktım da baktım.

Hata şu şekilli

error: failed to commit transaction (conflicting files)

arch linux ca-certificates-utils: /etc/ssl/certs/ca-certificates.crt exists in filesystem

Çok da büyük bir sakatlık yok gibi, zaten AUR depolarına çok yanaşmıyorum aman sistem stabil kalsın aman tepesi atmasın düşüncesiyle. Büyük yanlışlar içinde olamam.  Tabi hemen aradım hatanın karşılığını tavsiyeleri okumaya başladım. Forumdan alıntılarsam bir tane sivri şöyle yapıştırmış tavsiye olarak

man, just

“sudo pacman -Syu –force”

Ha paşama. Şimdi ben bu oyuna gelmem de sebebi daha Arch Linux kurmadan önce bile bu distro hakkında çok okumuş olmam.

Kaldı ki gerek Android‘de gerek Linux sistemlerinde hiç force kullanmadım diyemem elbette. Hatta işime yaradığı da çok olmuştur. Ama kararlılığını bir salak hareketle çok seri şekilde bozabileceğim bir sistem söz konusu. Ve biri de kalkmış “force it baby” diyor. Normali ve doğrusu da bu biliyorum ama konu Arch Linux olunca cidden heyecana kapılmamak, tam anlamıyla öğrenmek gerekiyor. Bir sonraki mesaj ise şu şekilde;

424778940 wrote:

man, just “sudo pacman -Syu –force”

Don’t be an idiot.

Fazla heyecanlı, sabırsız ve aptal olmadım tabi ben de. Hemen bakmam gereken en temel yere kaçtım Latest News gayet açık. Ben de sildim dosyayı tatlı tatlı, tekrar update.

Sonuç ;

Kendime ayıp etmiş gibiyim. Ben bağıran adamı seviyordum.

Can’t Believe It’s True

gtGeçen gün bir makaleye denk geldim. Çağrışımları, ilerisi gerisi biraz kafa ütülemek istiyorum. Konu başlığı Arch Anywhere. Burada yine Arch Linux‘ta her daim kullanışsız bulduğum ama derli toplu duruşuna laf edemeyeceğim formatta toparlanmış. Çok kabaca bahsedersem şunu derim, arama çubuğuna <<simple arch linux install<< yazdığınızda düşeceğiniz yer burası. Yani amaç en sevdiğimiz kullanıcı olan meşhur “son kullanıcı” nın mutluluğu:) Peki madem seçenekler sunulmuş, kolay kurulum yolları çıkarılmış, daha deli mi diğer az da olsa eziyetli yöntemle devam edecek olanlar? Çağrışımları kısmına dokunacağım yer burası işte. Ubuntu günlerimde çok ismini duyduğum ama hiç kurulumda kullanmadığım bir Wubi olayı vardı. Hayır aynı mantık olmadığının farkındayım. O program Windows üzerinden Ubuntu yüklemeye yarayan bir şeydi. Arch Anywhere ise özelleştirilmiş iso düşüncesiyle oluşturulmuş. Her ne kadar Wubi gayet wikilerde yer bulan, anlatılan ve bolca desteklenen bir araç olsa da aptal aptal hatalara neden oluyordu. Yıl oldu 2017 ve her şey düzeldi mi? Zannetmem. Orda bi mantık hatası görüyorum ben çünkü. Yamalamak gibi. İster istemez protez gibi duracaktır yeni sistem.

Arch Anywhere ise çok yeni bir fikir bildiğim kadarıyla, daha duyurulalı fazla olmadı. Bu da denenilmemiş demek, yeterince ağlayan olmamış bilgisayar karşısında, kafalar kırılmamış, kayışlar koparılmamış henüz. Kötülemek ya da soğutmak istemiyorum elbette. Belki aranan kan olacak ve büyük bir boşluk dolduracak. Baştan beri şahsen bir acemi olduğum için Linux‘un mümkün olduğu kadar kolaylaşabilmesinden yanayım. Her ne kadar zorlukları beni olumlu şekilde motive etse de bence herkesin bilgi seviyesini katlama şansından daha makul olacak daha daha daha kolay kurulan, kullanılan, insanlık dostu dağıtımlar.

Ben şans vereceğim yine de, umarım başarılı bir proje olur. Şimdilerde Bug Report kategorisinin tepesindeki ilk konu başlığı !buggy as hell! şeklinde olsa da fikir dünya güzeli.

Bir de konuyla alakası yok. Ben bunun uzun zamandır farkındayım da zaten, tekrarlamak istiyorum sadece. Arada olur ya güzel insanlar karışır hayatımıza. Ben o insanları kaybedip, farkında olmadan her tarafta arayıp, başka şekillerde buluyorum. Tekrar tekrar. Bundan bir başka yerde bahsettim zamanında aslında metafizik hedelere kulak asmam ama yadsıyamayacağım şekilde bazı tecrübeleri öncelikle zihnimde kurdum ve yaşadım. Ve bazı insanların hayatıma dahil olacağını önceden biliyordum. Bir çeşit sağlama mı bu emin değilim fakat o güzel insanları da sevgilerini de aslında ben yaratmış, çağırmış, bulmuş gibi hissediyorum. Yine bir zaman okuduğumda benzeri bende de var demiştim büyük bir şaşkınlıkla. Alıntılarsam;

“Hep onu bekledim. Gelse de onu bekledim. O kadın değildi/erkek değildi. O para değildi. O ölümsüzlük de değildi. Onu bende merak ettim. Onun için yaşadım ona koştum ve onu buldum… Ne mi o? Yaşadıkça bulunan O’na tanjant hayatım.”

Benim de başka bir yanıtım var, bana iyi ki dedirten, içimdeki güzelliği ortaya çıkaran ve kendimden memnun olabilmemi sağlayan her şey orda öylece dursun. Dursun çünkü varlıkları yetti bana, yakınımda olmadıklarında da içimde güzelce koruyup büyütebilmeyi öğrendim.

“Bunu ta başından biliyorum

Durdum bekliyorum, gelme”

Mad World

dd

Zamanın enteresan filmiydi Donnie Darko. Nasılsa bir gün o bile karşıma çıktı bir şekilde. İyice anlatılmış hatta benim gibi acemilere de “Canım sen Arch Linux kullanıyorsun, ağzını değil gözünü açacaksın!” denilmiş. Ben ne yaptım peki?

pacman -Syu

dedim ve bir error dizisiyle karşılaştım.

error: failed to commit transaction (conflicting files) ttf-dejavu: /etc/fonts/conf.d/20-unhint-small-dejavu-sans-mono.conf exists in filesystem

Yani? Arattım bir öneri buldum, Rumence yazıyormuş. Bi şey anlamıyorum ama çıktılara baktım, evet aynı sorun. Ne denilmiş?

pacman -S –force ttf-dejavu

Yapıştırdım hemen, Arch hiç durur mu tabi o da bana yapıştırdı akabinde. Terminal fontumu bozdum mu bi güzel. Neyse ki LxTerminal fontu Mono ama Gnome Terminal başka kafada. Tabi en komik kısmı bu değil, düzeltmenin yollarını arayacağım, olamıyor. Çünkü forumlardaki kod alıntılarında da font Mono iyi mi? Değil tabi, tüm yazılar çiçekli böcekli simgelere dönüştü. Kodu kopyala yapıştırla görüyorum artık. Dedim aferin ilk error mesajıyla, yine doğru düzgün anlamadan yaptın bi saçmalık.

Ama tabi sonrasında sakin ve sabırlı bir araştırmayla düzelttim hatamı. Tek sorun şu ki, ne yaptım nasıl yaptım şu an anlatamıyorum. Biraz karıştı çünkü.

Ama güzel olan yenilenmiş Kernel ve gerisi işte.

time

 

 

Enter Sandman

the-sandman-comic-1280jpg-dbd8061280wjpg-60a2af_1280w

Güncellemeler sonrası enteresan bir durum dikkatimi çekti. Normalde LxTerminal güzel, kibar, ben sevdim onu kullanıyorum. Ama klasik Gnome Terminal ile de sorunum yok. Ara sıra ona geçiyorum. Peki nedir durum? Yan panelde sabitlenmiş Gnome Terminal’e tıklıyorum. Bi halt açılmıyor. Hayda! Bi kaç deneme, bi kaç deneme daha. Yok. Lx’ten gnome-terminal diyorum ki

Error constructing proxy for org.gnome.Terminal:/org/gnome/Terminal/Factory0: Error calling StartServiceByName for org.gnome.Terminal: GDBus.Error:org.freedesktop.DBus.Error.Spawn.ChildExited: Process org.gnome.Terminal exited with status 1

Merhaba ben de Irmak. Manyağa bak, durup dururken.Neyse aynen yapıştırdım aradım hatayı. Bi kere internet çöplük, bunu bilip temkinli yaklaşıyoruz ya her cümleye. İlk sayfada komple locale ayarlarıyla ilgili bi hikayeler anlatılmış. Artık düşe çarpa yuvarlana öğrendim. Hiç umursamadan son sayfaya geçiyorum. İşte bunu yapıyorsunuz ya, bunu yapmanızdan gerçekten nefret ediyorum.

[SOLVED]

Neymiş çözüm?

dbus-launch gnome-terminal

Yok artık ama ya! Sonrası da birileri daha yazmaya çalışmış başlığa, yok efendim konuyu hortlatmayın, çözüldü zaten, daha yazmayın konu kilit.

Böyle mi açayım yani her seferinde Gnome Terminal’ini, bu mudur sizin dahiyane çözüm?

Neyse ki mantıklı bir öneri gelmiş bir başka sayfada gördüm de işime yarattım. ./bashrc dosyasına eklenen

dbus-update-activation-environment –all

satırı ile atlatmış sorunu bir başkası.

screenshot-from-2016-10-31-21-26-27

Sanırsın uzay mekiğinin kantinini bu yıl ben işleteceğim, öyle tatlı, öyle saçma:)

Olsun eğlendiriyor işte hala.

Exit, light
Enter, night

Wish You Were Here

arch

Gelelim güncellemelere. Ubuntu ve Fedora alışkanlıklarının tersine Arch Linux’ta başka bir mantık olduğunu öğrendim. Mesela kontrolsüz güncelleme yapılırsa sistemi ortadan ikiye çatlatabileceğimiz yönünde uyarılar okudum. Hatta çok stabil sistem isteyenler LTS kurmalı diye sıralanan maddelere denk geldim. Öncelikle yeniliklerden haberdar olmanın en emin yolu burası görünüyor.

Neyse asıl önemli olan sistemi güncelledikçe yeni sürüm diye bir olayla uğraşmayacak olmamızmış. Bu gerçekten de korkutulduğu kadar tehlikeli bir duruma neden olabilir çünkü sistemi bir bütün olarak ele alma eğiliminde Arch. Ve ordan burdan paketler programlar denerken dikkatli olmak gerekiyor.

Bazı masaüstleri fazla hoşuma gidiyor ama hiç o kadar güzelini beceremedim. En azından konsol tabanlı bir müzik çalarım olsa? Biraz baktım, cmus çok iyi denilmiş. Yükledim. 1 saniyede yüklenen program yaklaşık 2 saattir çalışamıyordu. Önce yeni adamımız pacman ile

pacman -S cmus

şekilli indirdim. Sonra cmus dedim, aldığım cevaba bak  cmus: connect: permission denied

 Efendim pacman ile kaldır tekrar yükle, klasör ayarlarına chmod +x çakacak kadar ileri gitme. Bakıyorum abuk subuk açıklamalar var nette her zamanki gibi. Dedim pacman kim köpekmiş, github dururken. İndirip derledim. Aynı hata. Tam dedim ki başlarım cmus‘a da müziğine de Linux‘una da Arch‘ına da..

Bi kahve sakinleştirdi ve hiç yapmadığım şeyi, en başta yapmam gereken şeyi yaptım. Github > Issues içerisindeki basit bi arama yeterli oldu. Kapadım bilgisayarı, güncelleme yapmıştım.

Tekrar açtım ve Riverside yeni albüm çıkarmış!:)