The Final Truth

Geçenlerle Gnome 3- ATI iş birliği dünyamı karartırken fark etmiştim. Gün itibariyle bilgisayarı açınca hatırladım. Şu benim sevimli kısayolum Alt+F2 kaybolmuş nedense. Bir yerlerden okudum. Aktarayım.

Keyboard>System>Show the run command prompt

yoluna kısayolu Alt+F2 olarak belirlemek yeterli.

Türkçeleştirirsek

Klavye>Sistem>Komut istemi satırını göster 

gibi bir şeyler olmalı:)

Sonra?

Gnome 3 paneli biraz daha değişik ve tabi her zaman özelleştirmelerden yana olan topluluk hemen ona da temalar uydurmaya başlamış.

Pek çok anlatım yakaladım.

Gimp yüklü bir bilgisayarla terminalden bir

sudo gimp /usr/share/gnome-shell/theme/panel-border.svg

patlatılırsa panelde istenilen düzenleme yapılabilir.

Yok ben fontudur, yazı boyutudur kurcalamak istiyorum denilirse

/usr/share/gnome-shell/theme/gnome-shell.css

bu da .css dosyası.

Söylememe gerek yoktur ama yine de belirteyim, yedek almadan değişiklik yapmak risklidir. Sonra panel bozulur, düzelmez, kaybolur.

Yedeği yoksa üzülürsünüz:)

Son olarak enteresan bir konu dikkatimi çekti, widget kullanımı için Gnome 3 üzerinde KDE plasma çalıştırmaktan bahsedilmiş.

Denemedim, sorun çıkarır mı emin değilim ama

sudo apt-get install plasma-desktop plasma-scriptengine-python

Alt+F2

plasma-desktop

şekilli yol gösterilmiş.

Şöyle ki her kernel güncellemesinde Gnome 3 uçuyor bende. Aynı kahrolası driver ile defalarca kurulum yaptım. Artık ezberden giriyorum terminale.

Durum böyle olunca hadi bi de üstüne KDE çakayım diyemiyorum. Ama yeni sürüm öncesi deneyeceğim.

Şimdilik uslu kal Ubuntu

Amarok Re

İş nedeniyle yine Windows üzerinde çalışıyorum. Last Fm müzik çalarımda Winamp ile gösterince hoşlanmıyorum arkadaş. Beni Linux eksenine sokan bi Amarok vardı, bakalım güncellemeler ne alemde dedim. Oldukça iyi durumda yeni versiyon. Ben Windows için ilk denemeye girişmiştim ya felaketti tabi. Zaten Foobnix günden güne moral bozucu şekilde kötüleşiyor. Özellikle Windows versiyonu beni çıldırtan bir Türkçe karakter sorunu patlattı. Ben yerli arşivini oraya hiç atmamışım meğer, ondan fark etmemişim bu zamana kadar. Ivan’a yazdım, bakalım çözülecek mi. Ama tek güzelliği Android versiyonunda artık küfrettiren kapanırken çökme mevzusu -büyük ihtimalle benim yüzlerce defa hata raporu yollamam nedeniyle- çözüldü.

Neyse Amarok‘a geri dönersek, güzel bir Chet Baker seçmecesi yollamıştı bir arkadaş. Geri ben Charlie Parker‘dan yana kullanırım tercihimi her zaman ama haydi dedim açalım. Kadınların kullandığı bir terim değildir bu ama durum için yerinde olacak. Dakika 1, gol 1.

Daha ilk şarkı, tıkladım ve çöktü. Şimdi bu program Linux‘ta mükemmel mi çalışırdı da Windows‘a gelince afalladı? Alakası yok. Efendim flac formatıyla yaşadığı sorunlar diziliymiş meğer arama motorlarında. Bazısı güncellemelerle düzeltmiş, kimisi hala çırpınmaktaymış. Sorunlar Linux üzerinde de ortak yani. Windows için güncelleme kaç ay sonra gelir tahmin bile edemiyorum.

İşte ben bunu başka programlarda da gördüm. Her platformu destekleme hevesiyle işe yaramaz uygulamalar çıkarıyorlar. O iş öyle olmuyor ama. Sadece bir müzik programı tamam. Ama elbette haklı olarak kolay değil bu programları çalışır hale getirebilmek. Bence en güzeli tek platforma yoğunlaşılması. Eee o zaman hedeOS ayazda mı kalsın? Kalsın arkadaş. Böyle ne oldu ki şimdi. Muhteşem bir hata mesajı daha Eq çalışmıyormuş. Yarım saat daha kurcalasam bug report wizard kendi kendini imha edecek. Çöp mü diyelim şimdi, koca Amarok. Ben olsam kullanmam Windows üzerinde. Zaten Windows yapısı itibariyle hatalı bir sistem. Kapanır, kitlenir, saçmalar, hatalar verir. Bir de üzerine bu çıkmalı mı? Yani 0.3.5 sürümündeki müzik programını bile kurcalarken bunu işe yaramaz görüyorsam gerçekten öyle sanırım.

Tek platform diyorum ısrarla.

Ve güzel bir şarkıyla uyutuyorum kendimi.

Fareli köyün yabancısı

Daha adını hala tek hamlede yazamadığım Ubuntu’nun yeni sürümü Oneiric Ocelot, GNOME3 ve Unity ile hayallerimi parçalarına ayırınca tavsiyelerini hep dinlemeye çalıştığım sevgili yaştahta ‘nın sözüne uydum ve yeni bir iso indirdim.

Bir ara KDE denedim, evdeki bilgisayarlardan birine openSUSE kurdum. Ama işte bayıldığım KDE programları olsa da bana tuhaf geliyor o arayüz. GNOME3 zaten Ati ile anlaşamadı. Unity -bana göre- iğrenç.

Demek ki geleceğe dönüş zamanı ve yeni limanın adı Xfce.

Ben bunu istiyorum işte, sistemim hızlı olsun arkadaş. Ubuntu‘da bunu sevmiştim. Dizüstü bilgisayarımda bile kasmadan, atak, akıllı çalışıyordu. Karmiciğim böyleydi. Çat açılır, pıt kapanırdı. Şimdi ne oluyor, şunu ekleyelim bunu ekleyelim derken sistemi şişiriyorlar. Tamamen gereksiz. Neymiş beğenmeyen eski arayüzle devam edermiş. Nereye kadar?

Peki her şey bildiğim gibi mi?

Elbette hayır, masaüstünü simgelerini uçurmak için

alt+f2

gconf-editor

dedim, beğenmedi:)

xfce4-settings-editor

denilmeliymiş artık.

xfce4-desktop sekmesinden desktop-icons>file-icons bulunup kaldırılmak istenen başlıklara çift tık, enabled işareti kaldırılır.

Pencere düğmelerini sola çekmek için ise aynı ayar penceresinden

xfwm4

bulunur, general>button_layout sekmesinden O|HMC olan sıralama HMC|O olarak değiştirilir.

Ve tabi ki bunları daha önce blog’a eklediğim yazılardaki adımları Xfce ortamına uyarlayarak kendim keşfettim.

Bu bakımdan anlaşılıyor ki Xfce bana hem yeni bi heyecan olacak hem de alternatifleri ekleyerek az da olsa bi faydam dokunabilecek.

Bu da Xubuntu‘m

Istanbul (not constantinople)

Depoda gezinirken bir program ismi haklı bir şaşkınlık yarattı.

Istanbul Desktop Session Recorder!

İsminden de anlaşılabileceği gibi bir masaüstü kayıt programı. Görsel dersler ya da anlatımlar hazırlayanların aşina olduğu cisten. Basit ile uyduruk arası bir arayüze sahip bu güzel isimli program tek tuş prensibiyle çalışıyor. Her çeşit masaüstüne uyumlu olduğu söylenen programın en sinir bozucu yanı ise sağ tık-sol tık algısının moron düzeyinde oluşu.

Ama teferruatsız ve sade programlardan hoşlananları sevindirebilir gibi.

Buradan görüntüleyip depodan indirilebilirsiniz..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Xcast

Gün itibariyle “sadece” Windows üzerinde çalışan dangalak program Kies ile fark ettiğim bir şeyden bahsetmek istiyorum. Güzel telefonum Samsung Monte podcast hizmetlerinden faydalanmama olanak sağlıyormuş. Evet yeni fark ettim.. Ve ardından telefona podcast akıtacağım siteleri araştırmaya başladım.

Saçma ve gereksiz bir kaç Türkçe siteden sonra PodOmatic isimli bir adrese denk geldim.

Kategorilerden damak tadıma uygun pek çok kayıt buldum. Ardından da Ubuntu‘da ‘yalnız’ podcast için hangi programı kullanabileceğime baktım. Doğrudur standart müzik çalarlarımız zaten bu hizmeti sağlıyor. Rhythmbox, Banshee ve diğerleri.. 6-7 tane müzik çalar programım var. Ama yüklemeye doyamıyorum, benden müziği çıkarsalar sadece iskelet sistemim kalacak gibi geriye.

1 numara Yamipod

Bildiğin sevimsiz bu ama..

Terminalden çalışsa grafik arayüzü bile olmasa olurmuş. O kadar saçma.

KDE tercih etmesem de programlarını hep sevmişimdir.

BPConf ‘da KDE için bir alternatif.

Kurulumu standart derleme adımlarıyla

cd kpodder-version

./configure

make

make install

Linux Powered yazısıyla gönlümü fetheden program ise elbette MythStream ve minik kardeşi StreamTuned.

Depo

Ve ille de GNOME, yine de GNOME denilirse

gPodder sahnedeki yerini alır.

Her zamanki gibi sempatik, alıştığımız arayüz. Depoda da bulunuyor üstelik.

Her ne kadar Ipod katkısı diye görmek mümkünse de podcast kaçırılmaması gereken bir eğlencedir.

Funkhouse Europa! Ben çalıyorum sen söyle Ubuntu

Böyleyken Böyle

 

Rhythmbox gerçekten çok rahat bir müzik çalar. Ama o da ne? Irmak sıkılmış.. Ubuntu Yazılım Merkezi’nde Bangarang isimli player gözüme takıldı. Bir kere de düzgün çalışan programlar beni bulsun, yok arkadaş.

Bangarang is unable to access the Nepomuk Semantic Desktop repository. Media library, rating and play count functions will be unavailable.

KDE işte..

Nepomuk nedir bilmiyorum ki, Synaptic‘ten arattım buldum, yükledim. Hayır, çalışmıyor. Sanırım KDE programlarını GNOME üzerinde çalıştırmak konusunda zorluyorum inatla. Ama zorlamamalıyım. Komik olan depodaki programın çalışmaması sanırım. Derlesem ne eksik anlıyorum en azından ama kurulum sonrası çıkan bir hata kutucuğu yararlı olmuyor. Neyse lanet edilip yeni player arayışına devam edilir.

2. durak Bluemindo, çok hafif. Hatta fazla hafif bile denilebilir. İkonu hoş ama. Direkt concentration camp‘i yani WC dilinde D: sürücümü ekletti bana. İçinde kayboldu ve kapandı birden bire. Bir süre kullanacağım bakalım ne derece iş görür.

3. denemem Decibel Player arşivimi görünce derhal çöktü. Klasör yerine dosya eklemekten bahsediyor utanmadan.  Ağlata ağlata yükledim arşivin bir kısmını. Gerisine uğraşamayacağım bir süre daha. Bir kaç eklentisi var, last fm scrobber şarkı çalınca kimlik soruyor(muş).  Tag’ler düzenlenmiyor. Tag editing şekilli açıklamaların değerini anladım bir anda.

Ve sonunda istediğim player belirdi.

gmusicbrowser.

Gtk+ candır, canandır, canımdır.

Merak edilirse mutlaka denensin, buradan buyrun hatta.

KDE

Bayram öncesine hiç yakışmayan bir mutsuzluk.. Oldukça zor ve uykusuz geçen bir gece sonrasında KDE sayfasını açtım. “Kendime doğum günü hediyesi” diyerek kurmuştum Ubuntu’yu bilgisayarıma, bundan 1 sene kadar önce. Hayatımdan bütün <insanlığı< çıkarıp tamamen yalnız kalmayı seçmiştim. Bu değişimin bir parçasıydı benim için Linux. Bir süre tamamen soyut ve mutlu yaşadım. Zaman geçti, korkularım biraz olsun dağıldı. Yaralarımı sardım ve insanlara kalbimde tekrar bir yer açtım. Şimdi o kalbi zamanında paramparça etmemiş olmanın acısını ve pişmanlığını yaşıyorum.

Her neyse..

sudo apt-get install kubuntu-kde4-desktop

Komutuyla KDE’ye adım attım. Çıldırtan Compiz sorununa da bir çözüm bulamadığım için bir süre bununla oyalanmak iyi olabilir düşüncesindeyim.

Şeffaflık Windows 7’yi anımsatıyor denilebilir ama geniş bir bakış açısıyla bunun MS tekelinde olmadığı da elbette savunulabilir.

Panelleri oldukça kullanışlı, nedense Amarok burada bile benden nefret etti. Rhythmbox  açtım şaka gibi.

Resim görüntüleyicisinin ismini bir kaç gün önce öğrenmiştim, Gwenview inanılmaz başarılı. Kopete bir Pidgin gibi olabilir mi? Zannetmiyorum ama yine de WLM aratmaz bana.

Uygulamaların çoğu zaten tanıdır, Ubuntu üzerinde kullandım çoğunu. Mesela bir Ktorrent vazgeçilmezdi.

Biraz daha zaman geçsin iyiden iyiye alışacağım.

İlk görünümüm

Who killed Mr. Moonlight?

Bir fikrin var mı Kubuntu…