Enter Sandman

the-sandman-comic-1280jpg-dbd8061280wjpg-60a2af_1280w

Güncellemeler sonrası enteresan bir durum dikkatimi çekti. Normalde LxTerminal güzel, kibar, ben sevdim onu kullanıyorum. Ama klasik Gnome Terminal ile de sorunum yok. Ara sıra ona geçiyorum. Peki nedir durum? Yan panelde sabitlenmiş Gnome Terminal’e tıklıyorum. Bi halt açılmıyor. Hayda! Bi kaç deneme, bi kaç deneme daha. Yok. Lx’ten gnome-terminal diyorum ki

Error constructing proxy for org.gnome.Terminal:/org/gnome/Terminal/Factory0: Error calling StartServiceByName for org.gnome.Terminal: GDBus.Error:org.freedesktop.DBus.Error.Spawn.ChildExited: Process org.gnome.Terminal exited with status 1

Merhaba ben de Irmak. Manyağa bak, durup dururken.Neyse aynen yapıştırdım aradım hatayı. Bi kere internet çöplük, bunu bilip temkinli yaklaşıyoruz ya her cümleye. İlk sayfada komple locale ayarlarıyla ilgili bi hikayeler anlatılmış. Artık düşe çarpa yuvarlana öğrendim. Hiç umursamadan son sayfaya geçiyorum. İşte bunu yapıyorsunuz ya, bunu yapmanızdan gerçekten nefret ediyorum.

[SOLVED]

Neymiş çözüm?

dbus-launch gnome-terminal

Yok artık ama ya! Sonrası da birileri daha yazmaya çalışmış başlığa, yok efendim konuyu hortlatmayın, çözüldü zaten, daha yazmayın konu kilit.

Böyle mi açayım yani her seferinde Gnome Terminal’ini, bu mudur sizin dahiyane çözüm?

Neyse ki mantıklı bir öneri gelmiş bir başka sayfada gördüm de işime yarattım. ./bashrc dosyasına eklenen

dbus-update-activation-environment –all

satırı ile atlatmış sorunu bir başkası.

screenshot-from-2016-10-31-21-26-27

Sanırsın uzay mekiğinin kantinini bu yıl ben işleteceğim, öyle tatlı, öyle saçma:)

Olsun eğlendiriyor işte hala.

Exit, light
Enter, night

Red

1952-94094

Kalan bir zaman olmadığı için aradaki zaman sadece göz atmama imkan veriyor. Ama tabi yakaladım yine de G+ profillerinde paylaşılan güzel bir Conky konfigürasyonunu.

Gnome Shell anlatımını ekliyorum, bana ne diğerlerinden:)

Açılası terminale sırasıyla

wget -O conky-infinity-gs-1.zip http://goo.gl/G4M0s

unzip conky-infinity-gs-1.zip && sudo rm conky-infinity-gs-1.zip

bu direkt anlatımdan elbette.

Ben ziplerimi kendim açarım, terminale dokunmam.

İçine bir imaj dosyası eklenmiş. Sonrası Fotoşşşşşşşşok?

Hayır, GIMP elbette, gayet basit bir kaç ekle çıkar ile sonuç?

Screenshot from 2013-01-04 22:45:21

Emeği geçenlere teşekkürlerimle, tam anlatıma buradan ulaşabilirsiniz.

Quantal Quetzal!!

Reklamlara devam!:)

Evet dünyalar güzeli Ubuntu‘m yeni sürümüyle bilgisayarımdaki yerini aldı. Bu sefer bi değişiklik yapmaya karar verdim. Bi süre Unity ile devam edeceğim. Elbette uzun zamandır Gnome harici bir ortamda dolanmadığım için bir miktar yabancılık çekiyorum.

O yüzden hem araştırıp, hem uygulamaya çalışıp hem de anlatacağım:)

Şu klasik ilk adım yazılarından birini yabancı bir blogda gördüm. Ben bunu hep unutuyorum aslında, kurulum sonrası yazılım kaynakları listesini güncelliyorum sadece. Bir de ekran kartı sürücülerini. Gerisini gerektikçe sıralıyorum. Aslında doğrusu bu değil.

Mesela kalıp bir komut olarak

sudo apt-get install ubuntu-restricted-extras

var ortamda.

DVD zımbırtıları için

sudo apt-get install libdvdread4
sudo /usr/share/doc/libdvdread4/install-css.sh

var.

Sonra güzel bi hatırlatma gelmiş, Amazon gibi ortalıkta hiç görmek istemediğim bir uygulamanın hınzırlığını yok etmek için

sudo apt-get remove unity-lens-shopping

patlatıyorum. Ben biraz daha kurcaladım. dconf Editor içerisinden com-unity-webapps yolunda preauthorized-domains içerisinde de adı geçiyordu. Yuhaladım kaçtı:)

Ardından asıl merak ettiğim program geliyor, Unsettings.

Adını anmaktan <imtina< ettiğim bi platformdan döküman buldum Unity ile ilgili, bu naneden orada da bahsedilmişti.

Biraz daha araştırdım, yararlıymış:)

sudo apt-add-repository ppa:diesch/testing
sudo apt-get update
sudo apt-get install unsettings

komutlarıyla akışıyor.

O ara kaldırılacak paketler vardı, aklıma geldi. Şu Dash zımbrtısına syn yazdım. Syna? Evet aklıma geldi, o kadar zırva program içerisinden Synaptic seçilip kaldırılmıştı. Neyse.

Unsettings kuruldu.

Ve?

Sevgilim olsaydın seni binlerce kez terk etmiştim, neyse ki sadece işletim sistemimsin Ubuntu🙂

Denedim, denedim, denedim. Yok olmuyor bu Unsettings çalışmıyor, Bi MyUnity gördüm koştum, ppa patlak Quantal desteği yokmuş. Efendim biri gambas2 kullanırmış biri gambas3. Onlar kim tanımıyorum elbette, tek anladığım bir önceki sürümde çalışan Unity tweak uygulaması 12.10 ile tarih olmuş. Eee CCSM var, yok mu? Var tabi, biraz kurcalarsam neye benzer?

Simgeleri hoşuma giden uygulamaları attım yana.

Arada bi de paneli saydamlaştırdım işte, bi de şu Dash simgesini mıncıkladım.

Yazıya başlarken ne demiştim, yalan oldu. Baktım daha yolu var bu Unity olayının, geriden Gnome indiriverdim sinsice.

 Noktayı koyduğum an kaçıcam yine tanıdık sulara.

Biterken, Cem Karaca denizleri köpürtüyordu hemen arkada..

Fareli köyün yabancısı

Daha adını hala tek hamlede yazamadığım Ubuntu’nun yeni sürümü Oneiric Ocelot, GNOME3 ve Unity ile hayallerimi parçalarına ayırınca tavsiyelerini hep dinlemeye çalıştığım sevgili yaştahta ‘nın sözüne uydum ve yeni bir iso indirdim.

Bir ara KDE denedim, evdeki bilgisayarlardan birine openSUSE kurdum. Ama işte bayıldığım KDE programları olsa da bana tuhaf geliyor o arayüz. GNOME3 zaten Ati ile anlaşamadı. Unity -bana göre- iğrenç.

Demek ki geleceğe dönüş zamanı ve yeni limanın adı Xfce.

Ben bunu istiyorum işte, sistemim hızlı olsun arkadaş. Ubuntu‘da bunu sevmiştim. Dizüstü bilgisayarımda bile kasmadan, atak, akıllı çalışıyordu. Karmiciğim böyleydi. Çat açılır, pıt kapanırdı. Şimdi ne oluyor, şunu ekleyelim bunu ekleyelim derken sistemi şişiriyorlar. Tamamen gereksiz. Neymiş beğenmeyen eski arayüzle devam edermiş. Nereye kadar?

Peki her şey bildiğim gibi mi?

Elbette hayır, masaüstünü simgelerini uçurmak için

alt+f2

gconf-editor

dedim, beğenmedi:)

xfce4-settings-editor

denilmeliymiş artık.

xfce4-desktop sekmesinden desktop-icons>file-icons bulunup kaldırılmak istenen başlıklara çift tık, enabled işareti kaldırılır.

Pencere düğmelerini sola çekmek için ise aynı ayar penceresinden

xfwm4

bulunur, general>button_layout sekmesinden O|HMC olan sıralama HMC|O olarak değiştirilir.

Ve tabi ki bunları daha önce blog’a eklediğim yazılardaki adımları Xfce ortamına uyarlayarak kendim keşfettim.

Bu bakımdan anlaşılıyor ki Xfce bana hem yeni bi heyecan olacak hem de alternatifleri ekleyerek az da olsa bi faydam dokunabilecek.

Bu da Xubuntu‘m

!Oneiric OcelOt!

Niye böyle oldu bilemiyorum. Ama aslında adam gibi Iso indirmişken kafamda bir soru işareti belirmesi bunu hak ettiğimi gösterir. Neymiş efendim hiç denenmemiş ya hadi bu kez de upgrade edilsinmiş.

Bildiğin acı çektirdi. 10 saat falan sürdü, ben aralarda uyudum uyandım. O hala çırpınıyordu. Zor doğum yani bu..

Aman da aman neler olmuş!! diyemiyorum yine. Ama şu bi gerçek ki Ubuntu‘dan ileride muhteşem hamleler görmek olası değil. Neyse ki mucizelerle dolu bi telefonum, hareketli bir iş yaşamım ve güzel kitaplarım var.

Sevgili ekran kartım ATI‘ nin bir darbesi midir yoksa Ubuntu‘nun bana son numarası mıdır bilemedim. Ama GNOME aç diyorum ekran çarpılıyor, Classic diyorum kararıyor, Hard diyorum daralıyor:)

Gerçekten sinirlerimi alt-üst etti. Sonunda upgrade neymiş insan gibi patlat sda6 temizlensin, kur temizden dedim.

Ve yarım saat sürdü-sürmedi o sevdiğim ses ile açıldı bilgisayarım.

Beğendim mi? Kesinlikle hayır.

Daha mı kullanışlı? Benim için değil.

Alışılır mı? Mecburen.

Stockholm syndrome? İmkan dahilinde değil:)

Günün büyük kısmı Windows ile geçtiği için geç saatlerde de olsa bir GNU/Linux dağıtımında turlamak bana her şeye rağmen keyif veriyor.

Ek olarak başkaları nasıl hissediyor bilemem ama ben

Öldüğüne de, gittiğine de sevindim.”

Yerine daha özgürlükçü insanların doğması ya da gelmesi dileğiyle..

Istanbul (not constantinople)

Depoda gezinirken bir program ismi haklı bir şaşkınlık yarattı.

Istanbul Desktop Session Recorder!

İsminden de anlaşılabileceği gibi bir masaüstü kayıt programı. Görsel dersler ya da anlatımlar hazırlayanların aşina olduğu cisten. Basit ile uyduruk arası bir arayüze sahip bu güzel isimli program tek tuş prensibiyle çalışıyor. Her çeşit masaüstüne uyumlu olduğu söylenen programın en sinir bozucu yanı ise sağ tık-sol tık algısının moron düzeyinde oluşu.

Ama teferruatsız ve sade programlardan hoşlananları sevindirebilir gibi.

Buradan görüntüleyip depodan indirilebilirsiniz..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yasak Elma..

Bu ara yasaklar çok konuşuluyor. İnternetteki filtreleme hevesleri ve buna verilen tepkiler her platformda dile getiriliyor. Sansürler üzerine söylemek istediklerimi çok uzun zaman önce tepedeki Sansürsüz İnternet! sayfasına eklemiştim.

Gerisi 15 Mayıs‘ta hep bir ağızdan söyleyeceklerimizdir.

Bu kadar meraklısı mıyım gerçekten özgürlüğün? Her şey sınırsız ve yasaksız olsun isteyebiliyor muyum?

İnsanlık için isterim evet ama sadece kendim için bu kadar cömertlik dilemedim hiç. Ubuntu benim için sanal dünyanın özgürlüğüne açılan ilk kapısıydı. O kapıdan daha paylaşımcı ve insani bir dünyaya adım atacağıma inandım. Elbette bu düşünceyle yürüyen insanlarla tanıştım. Ama çoğu zaman ben eksik ve yetersiz kaldım. Öfkemi dizginleyemedim. Bu düşünceyi hiç taşımayan insanlarla kapıştım. Yıktım, yıkıldım. Yolumu kaybettim, uzaklaştım. Yine de ne için geçtiysem o kapıdan onun için yürümeye devam edebilirim sadece.

Peki şimdi nerededir Ubuntu?

Ara ara hala göz attığım forumda “Ubuntu 11.04 Natty Narwhal – İpuçları, çözümler” başlıklı bir konuda rastladım üstteki resme. Resimde ne görünüyor? Ben artık başka açıdan bakıyorum belli ki. Winamp çakması Audacious ile başlıyoruz. Artık ön tanımlı dayatma Mono projesi Banshee ve Mac OS  X ile benzerliği bizzat kendi kuran AWN. Ben de kullanmıştım bir aralar Cairo-Dock çileden çıkarınca. Kullanışlıdır bu programlar. Ama Mac hakimiyetinden çıkalı çok olmuştur. Bilgisayarımın Windows‘a mahkum yarısında da kullanıyorum benzerini. Aynı bir Mac Os olmuyor ama sistemim. Şimdi denilecek ki “Aman aman nelere takılıyorsun, o ibare henüz bu programı kullanmamış olanlara bir ön bilgi olsun diye eklenmiştir. ” Eee tabi bu kadarını ben de tahmin edebiliyorum. Ama bilgilendirmenin bu şekilde olmasından hoşlanmıyorum. Çünkü o zaman aklıma şöyle bir soru geliyor. Bunu programa ipucu olarak ekleyen kafa, bir panel yapalım aynı Mac OS X gibi olsun. Peki GNOME elmayı yiyince güzelleşiyor mu?

Elmalar senin olsun ben özgürlük istiyorum Ubuntu..