Wish You Were Here

arch

Gelelim güncellemelere. Ubuntu ve Fedora alışkanlıklarının tersine Arch Linux’ta başka bir mantık olduğunu öğrendim. Mesela kontrolsüz güncelleme yapılırsa sistemi ortadan ikiye çatlatabileceğimiz yönünde uyarılar okudum. Hatta çok stabil sistem isteyenler LTS kurmalı diye sıralanan maddelere denk geldim. Öncelikle yeniliklerden haberdar olmanın en emin yolu burası görünüyor.

Neyse asıl önemli olan sistemi güncelledikçe yeni sürüm diye bir olayla uğraşmayacak olmamızmış. Bu gerçekten de korkutulduğu kadar tehlikeli bir duruma neden olabilir çünkü sistemi bir bütün olarak ele alma eğiliminde Arch. Ve ordan burdan paketler programlar denerken dikkatli olmak gerekiyor.

Bazı masaüstleri fazla hoşuma gidiyor ama hiç o kadar güzelini beceremedim. En azından konsol tabanlı bir müzik çalarım olsa? Biraz baktım, cmus çok iyi denilmiş. Yükledim. 1 saniyede yüklenen program yaklaşık 2 saattir çalışamıyordu. Önce yeni adamımız pacman ile

pacman -S cmus

şekilli indirdim. Sonra cmus dedim, aldığım cevaba bak  cmus: connect: permission denied

 Efendim pacman ile kaldır tekrar yükle, klasör ayarlarına chmod +x çakacak kadar ileri gitme. Bakıyorum abuk subuk açıklamalar var nette her zamanki gibi. Dedim pacman kim köpekmiş, github dururken. İndirip derledim. Aynı hata. Tam dedim ki başlarım cmus‘a da müziğine de Linux‘una da Arch‘ına da..

Bi kahve sakinleştirdi ve hiç yapmadığım şeyi, en başta yapmam gereken şeyi yaptım. Github > Issues içerisindeki basit bi arama yeterli oldu. Kapadım bilgisayarı, güncelleme yapmıştım.

Tekrar açtım ve Riverside yeni albüm çıkarmış!:)

Time Machine

Hastalığın tadını! çıkarmaya devam, haftanın sonunu evde geçirdim. Güzel güzel özelleştirdiğim Arch Linux bir yana Sality saldırısından yılmış annemin zavallı Vista‘sı diğer yana:)

Bi yandan envai çeşit <Anti< Malware, Rootkit, Spyware programlarıyla aramıza geri döndürmeye çalıştığım Toshiba diğer yanda yeni bir oyuncak kıvamında Arch.

Biraz Arch Linux forumları da gezindim bugün, yazının başlığı aslında ona gönderme. Aralık ayında Linux ile 6 yıl tamamlanmış olacak. Elbette bu sürede bir Mr. Robot, übermensch ya da guru olmadım. Açıkçası olamadım demiyorum çünkü Linux benim için bir eğlence, bir uğraş, bir kafa dağıtma aracı oldu hep. O yüzden çeşitli dağıtımları tatlı tatlı kullandım bu 6 yıllık sürede. GNU/Linux evrenine yakınlaştırabildiğim pek az insan oldu. Çoğu deneyip çakılan, en basit sorunlarda pes eden ve -burası çok önemli- sırf benim ilgi alanıma girdiği için Linux‘a bulaşmaya çalışan arkadaşlarım. Eskiden daha idealist değil fakat daha sığ görüşlüydüm muhtemelen. Benim için önemliydi, herkesle paylaşmak, bu güzel sistemlerin yayılması ve kullanıcı sayısının artması. Açıkçası kaç kişi Linux severmiş, kullanırmış artık umrumda değil. Hayır daha konuyu bile açmak istemiyorum çünkü kazara bir yerden duymuş olanın da olayı Ubuntu ile başlayıp Ubuntu ile bitmiş.

Ubuntu‘yu uzun zaman kullandım. Ubuntu cici, Ubuntu sevimli, Ubuntu rahat. Çok iyi biliyorum. Son sürümü kendi makinamda sanalda denedim. Arkadaşım yüklemişti kendi makinasına, orada da biraz denedim. Yok. Ubuntu kullanıcısıyken de Unity sevmemiştim, hala da sevebilmiş değilim. Benim açımdan tek mesele Unity değildi elbette Ubuntu adasını terk ederken. Ama şu da açık 6 senede hiç bi halt olmadım dedim ya en azından arayüz olmadan Linux kurmayı becerebildim. Çok basit iş belki nice profesyonellere göre ama bana göre büyük iş. Sonuçta dedim ya bir eğlence, bir uğraş, bir kafa dağıtma aracı. Burda attığım her adım bana tatlı geliyor. En komik hatayı bile atlatmak mutlu ediyor beni.

En önemlisi de farklı bir bakış açısı kazandım ben bu 6 yılda. Bambaşka şekillerde değerlendirdim. Hiç alakası olmasa da mesleğime büyük katkısı oldu Linux‘un. Bir döküman gerekti, ben buldum. Olmayacak yerlerden buldum, bilmediğim dillerdeki sayfalardan. Olmayacak yerleri bulmayı, tek kelime anlamadığım satırların arasından istediğimi yakalamayı öğretti bana Linux. Bulduğumu paylaştım, haberdar ettim etrafımı.

Bu da aslında RMS kafasına duyduğum saygı yoksa derdim nedir Baldur’s Gate ile dandik grafiklerle Windows bana fazlasıyla yetiyor. Ama işte o Windows sadece bir işletim sistemiyken şu bizim distrolar birer çim adam tadında.

Yani kimse çıkıp da amanın canım Windows’um , bebeğim Control Panel, sevgilim regedit falan demiyor. Program demiyorum bak, düz sistem. Dümdüz Windows, güzel midir? Sevilesi bir şey midir?

Linux kullanıcılarında ise durum bambaşka, distrosunun gözlerinden öpenler, paket yöneticisine güzellemeler dizenler:) Suladıkça yeşillenen, fazla sularsan ölen, sulamazsan ölen, hatta bazen ne yaparsan yap ölen bir yeşillik gibi. Elbette işin eğlencesinde olan benim gibi kullanıcılar için sözlerim. Gerisinin zaten Bir Aceminin Linux Günlüğünde işi ne:)

Neyse poz ver Pacman:)

arch_pacman_invaders_by_dotvalfar-d5qxpmc

 

 

Ænima

c8ed5c18cde9fab1f41838652baa31aa

Iyi ki fena hastayim da eve kapali kaldim. Evet klavye turkce degil onu cozdum de bi reboot kadar bekleyemedim acikcasi.

Dunyalar guzeli Arch ilk denememde hard disk problemleri nedeniyle cakilmisti. Sonra disk bolundu parcalandi o kisim koseye ayrildi ve Fedora ile devam ettim bir sure. Ama Fedora yavaslari sevimsizlesti, zaten hep bi Arch tavsiyeleri gelirdi bana dedim deneyeyim. Oncelikle Arch wifi kartimi tanimadi. Ya da ben oyle sandim. acikcasi bu kisimdan tam emin degilim hastaligin basiydi toparlayamamis olabilirim. Gittim bi kablo aldim bugun, Hani bolca saydiriyorum ya Linux’a gercek hayat cok mu nefis acaba? Bok nefis afedersiniz. Kablo ottu dukkandan cikarken. Kasaya dondum dedim alarm kalmis uzerinde. Yavsak bunda alarm olmaz hanimefendi dedi benimle kapiya yurudu. Gecirdi kabloyu, Ottu. Yavrum zaten ben manyak miyim sana diyorum ki baska bi sey almadim. Olacagi var ya tabi kutuyu parcaladilar torenle. Kabloyu oylece tuttu kapiya, Hala otuyor. Butun her yeri ote ote gezindim sonuc olarak, Neyse neyse.

Simdi Archlinux kurulum gibi bi aramayla zaten pek cok Turkce kaynak da dokuluyor. Ben iki yazidan yararlandim. Biri daha aciklayiciydi ne yaptigimi da bildim. Digeri de dogru siralamadaydi, Evet o siralama olayi onemli. Bi kac hamle once verilen komut calismazken bi kac hamle sonra duzelebiliyor. Tabi ben yine bi kac kez deneyip yanildim. Benim acimdan kurulumun en delirtici kismi vi oldu. Aslinda vi’den nefret ediyorum diyebilirim. Niye inatla vi kullandigim sorulacak olursa belki biraz anlatimi yapan arkadasa saygim belki de zor da gelse cozebilme istegi. Hayir cok zor degil ama onemli bi dosya editlerken urkutuyor beni, Ve cok nadiren kullandigim icin kullanmam gerektiginde hep komutlarina bakma ihtiyaci duyuyorum.

Neyse yenilik hep iyi gelmistir bana.

Biraz da boylece devam edelim Linux hikayesine.

screenshot-from-2016-10-16-01-21-34

 

Laid To Rest

 

tuxguitar_3

Yoğun yoğun çalışmalar arası bir haftasonu güzel müzikler, keyifli sohbetler şeklinde geçti/geçiyor. Şimdilerde sansür nedeniyle yine pek çok yer kapalı. Neyse ki zamanında aklıma gelmiş de bir takım platformlara üyelikler almışım. Metal ya da punk bulacaksam aranacağım yerler belli. İfşa edecek miyim? Asla. Zaten dileyene arşivlerim daima açık.

Bu kadar zaman bir köşede beklemede bir 5+1 vardı benim. Sonunda onu hayatıma dahil etmeyi başardım. Tabi ki benim yıllanmış R522 teknolojinin gerisinde kaldı ve yardımla iyi not alabilen parlak zekalı bir öğrenci gibi olsa da o yardım olmadan sınıfta kalacağı kesin gibi. Girişimiz yok, canı sağolsun. Fikir aldım U7 kullanan bir arkadaşımdan. Aslında şekilci biri olmasam da U7 tipini sevmedim işte, gittim  Asus Xonar U5 aldım. Orta belki orta altı bir sistem bendeki, Logitech z506. Ses benim için gayet yeterli yine de ama şu var ki kablo olayı tam bir eziyet olabiliyor. Bir şekilde yerleştirdim salonuma ve bu benim kafamdaki yerleşim değil. Çünkü sistem kablolu. Kablolar kısa. Hep bir masaüstü bilgisayar ya da TV etrafına yerleştirilecekmiş gibi planlanmış. Prizler desen anlamsız yerlere konmuş. 10 metrelik bir üçlü priz koltuğumun arkasından sinsice dönüyor. Karşımda durması gereken Left yanımda. Sub ben burda ne yapıyorum acaba der gibi mahzun. Bir zaman bulunca düzenleyeceğim. Şu ara bulamıyorum.

Neyse neyse.

Peki her zamanki nihai dert ne durumda? Driver var mı? Hadi Windows yine bir şekilde yırtacak peki Linux seven güzel insanlar ne yapacak? Biz iyiyiz, bu kez bize gülsün işte şans:)

Screenshot from 2016-08-21 18-56-30

Screenshot from 2016-08-21 18-58-19

Tak çalıştır. Bu kadar mis, bu kadar çiçek:)

Şimdi zamanında flac bahçesine emek vermenin meyvelerini yeme zamanıdır.

Screenshot from 2016-08-21 19-00-27

Nasıl dünyanın en güzel fire diyen adamı bana göre Steven Edward Duren ise aynı kesinlikte biliyorum ki müziğe çok şey borçluyum. Sadece güzel hisleri ve anları değil güzel insanları da..

Ne mutlu.

Sing for the laughter!

9ef436b821195451af9418dfc5ac8da2 linux_rocks_magnet-raf581852291d49d89885d962f33d7475_am0uf_8byvr_324 Fedora 24 olayı bir hayli delirtici oldu açıkçası benim için. Artık güzel ama yorgun makinam hafif donanım arızaları çıkarmaya başladı. Doğrusu şu ki 23 versiyonu birden “disk kayboldu!!” şeklinde bir uyarı vererek kapanırken içimin sesi hard diskin öldüğünü söylemişti. Ve sonra onlarca deneme, kurulmayan distrolar. Linux’a Fedora’ya lanet etmeler:) İşin berbat kısmı şu ki Windows denen nane, bozuk sağlam umursamadan kurulabiliyor. Tabi ki iki gündür tartıştığımız denk gelme/gelmeme meselesi.

İki gün demişken ufak bir Workshop oldu bu haftasonu. Uzun uzun uzzzuuuun zamandır beklenilen İstanbul buluşması sonrası hizmette sınır tanımayan Bay X artık sokak sokak gezen overlokçu modunda dolanıyor:)

Şaka bir yana bu sefer o kadar kararlıydım ki, kurmayacaktım bir daha. Neyse ki dünyanın yarısı umutsuz ve karamsar benim gibi insanlarla dolu olsa da diğer yarısı güler yüzlü, sakin, sabırlı birilerini de barındırıyor. Dengeyi bu sağlıyor olabilir.

Biraz tema desteği görmüş yeni sistemim;

f24

şeklinde görünüyor.

Ufak tefek fark ettiğim değişiklikler oldu ama zaten neleri değiştirdiklerini/eklediklerini/düzelttiklerini yazarlar bir yerlere. Tekrarlamayı çok da gerekli görmüyorum açıkçası. Çok ilginç şeyler öğrendim, işe yarar bilgiler topladım kısa zamanda. Attım kenara yavaş yavaş yüzeye çıkacak. Teşekkürlerimle.

Şimdilik gece uzun, müzik güzel, linux özgür

Arkadaş olalım mı Fedora?:)

New Kids On The Block

Kafamı dağıtmak için hep teknolojiye kaçıyorum ya, öyle bir gün bugün de işte.

Neredeyse her seferinde daha iso inerken ya da upgrade satırları terminalden akarken yazıya başlarım. Yine benzer şekilde yeni sürüm göründü, “Fedora 23“.

Ve elbette demek yine bana hüsran, bana yine hasret var!

Hayır bir taraftan insanlara “Ya gerçekten öyle zor bi şey değil Linux.” diyip de her yeni sürümde böyle taklalara gelmek gerçekten trajikomik.

Iso çalışmıyor. Mis gibi yazdırdım oysa, yine en yavaş hızda yine kontrollü.

Yine uslu uslu başlattım sistemi, açılmadı bile. Hayır yani o çökmelere doyamayan Anaconda’ya bile varamadan geldim yolun sonuna.

Yeni iso, bir deneme daha. Olmuyor olamıyor..

IMG_20151128_154527

 

 

 

 

 

 

 

Mecbur kaldık mı upgrade yapmaya, kaldık.

Efendim önce kullanılmayan config dosyalarını bulup silelim denilmiş. Ben de artık çok temkinliyim ya ne dediyse yaptım, verdim terminale komutları

yum install rpmconf; rpmconf -a

find /etc /var -name ‘*?.rpm?*’

tertemiz.

Efendim kullanılmayan paketler bilmem ne olsunmuş

yum install yum-utils; package-cleanup –leaves

bunup da silinsinmiş

yum remove package-name-and-version

Eksik paketler..

package-cleanup –orphans

Çiçek!

Sonrası iki satır zaten

yum install fedora-upgrade

fedora-upgrade

ve oldu mu? Tabi ki işe yaramadı. Hayır zaten bir kere işe yarasa ereceğim herhalde, o kadar ışıksızım.

Meğer bu önerilen yöntem değilmiş, ne güzel.

Diğer yöntem ise

dnf update –refresh
dnf install dnf-plugin-system-upgrade
dnf system-upgrade download –releasever=23

ve son olarak
dnf system-upgrade reboot
ile sonlanacak.

şimdi o aşamaya geçmek için ara veriyorum.

Neyse ki sonuç?:)

a

Hani artık o kadar renksiz ve umutsuz durumdayım ya, tersine renklensin istedim ekranım.

Böyleyken böyle Fedora.

 

 

Black Magic Woman

 

boogarou-charlie-chaplin

Aslında film arşivlemem, sinemadan pek anladığım da söylenemez. Tavsiyelere göre karmakarışık izlerim. Uzun zaman böyle oldu diyelim yani kısaca. Ama tavsiyeler güzel olursa değerlendiririm. Geç de olsa, söyleyen bile çoktan unutmuş da olsa ben bir köşeye bakkal yazısıyla kaydederim.

Bugün iki film izledim, birini 3 diğerini ise 10 sene önce yazmıştım köşeye. Evet normali bu olmamalı, hayır normali umrumda değil:)

Normalde Android ve Windows üzerinde BSPlayer kullanıyorum. Altyazıları direkt arayıp buluyor, zahmetsiz, pratik.

Ama bilgisayarı Fedora ile açmış bulundum, altyazım da yokmuş. İndirdim, senkronizasyon sorunu var. VLC Player ile zamanlama hatası bulunan altyazılar G ve H tuşları ile senkronize ediliyor biliyorsunuzdur.

Ben bunu hiç beceremiyorum, sabırsızım bir ileri iki geri derken aklıma geldi Subtitle Finder eklentisi vardı VLC için, aynı işi görüyordu.

Peki ne yaptım? Açtım internetten altyazılı halini izledim, onunla uğraşana kadar direkt filmi izlemek daha mantıklı geldi açıkçası:)

O zaman ne anlatacağım? Elbette sonrasında baktım, kolayca öğrendim, burdan amaca uygun bir eklenti indirilir. Benim indirdiğim eklenti ismi VLSub 0.9.13.

Çok basitçe /usr/lib/vlc/lua/extensions/ dizinine zipten çıkan .lua dosyasını kopyalamanızı istiyor.

1- Öyle bir dizin yok

2- O dizinde su olmadan kımıldayamazsınız.

su

diyip şifre yazıp yetkileniriz.

cd /usr/lib ile dizine terminalden geçer

mkdir ile yaratırız dizini

ben yamulmuyorsam

mkdir -p vlc/lua/extensions/

şekilli oluşturdum.

Kopyalama zaten klasik

cp -R /home/irmak/Downloads/vlsub.lua /usr/lib/vlc/lua/extensions/

gibi bir şeyler.

View menüsünün en altına kondu.

ss

Bu arada Compiz Fusion Icon ve Emerald Fedora‘da muhteşem çalıştı Mate Desktop denememle. Terminalim şeffaf, küpüm de 8 köşe.

Gerçek bir mutluluk kucaklıyor beni bu aralar.

Siyah-Beyaz

En büyük Beşiktaş, unutma Fedora!!:)