wh*t if g*d sm*ked cann*bis?

Çok severek kullanmaya devam ettiğim Foobnix, dünyalar güzeli telefonum S2’de programı her kapatışımda çöküyor. Windows’ta aynı hikaye. Bir de sayfalarca hata kaydı çıkarıyor. Ama bana ne şarkılar dinletti hakkını vermek zorundayım.

Özellikle Dolores‘ten bir Aerials çok keyifliydi tekrarlı bir işin rutine bulaşmış keyifsizliğinin tam orta yerinde.

İstanbul bir miktar genişledi sanki, sonra tekrar eski boyutlarına döndü. Pidgin’e baktım, mikrofonuna ‘maya‘ ismini veren, uzun zamandır Strawberry Field‘de yaşamayı isteyen, vapura hayali üst kaç çıkabilen 3 arkadaş listeledi.

Dedim ki ya tamam bu yeni sürümlerle anlaşamadım. Compiz Fusion bile çalışmadı, gergin olmam normal.

Ama niye denemeyi bıraktım?

Ve dün gecenin kör bi saati ehhhh dedim.

Bir türlü görünmeyen pencere kenarlıkları tek bir tik ile gelirmiş meğer.

Şimdi bu saçma şeyi görme ya da hatırlama ihtimalim o kadar düşüktü ki..

Ben hep kahrolası ekran kartıma suç buldum. Oysa ATI gayet çalışkan.

İş ayarlardaymış.

Sevgili Google sonunda derdime derman bir kaç satır listeledi.

Hep orada mıydı yoksa yeni bir mevzu mu bilemedim, bunu işaretlediğimi hiç hatırlamıyorum.CCSM içerisinde bir Windows Decoration varmış ve o bende işaretli değilmiş. Hatta Scale ve Move bile işaretli değilmiş.

Bu mudur?

Kurduğumdan beri çalışmayan Compiz’in tek derdi buymuş.

Zamanında denenmiş ve nefret edilmiş Cairo-Dock‘a bir şans daha vermek geldi bu mutlu anın sonunda.

O da ne? Güzelleşmiş bu tatlım, nefis olmuş, sevilesi olmuş.

Yaşasın galiba..

Enteresan bir raslantı ekleyeyim son olarak. Yıllar sonra eve ilk kez bir Chip dergisi girmiş. Babam almış.

Elime aldım dergiyi, vay vay hem de yeni sayı Eylül 2011.

Kapağa baktım, itici..

İsteksiz, gelişigüzel bir sayfa açtım.

“Ayın web siteleri”

Tebrik, alkış, kıyamet.

GLOBAL DISASTER

🙂

Yasak Elma..

Bu ara yasaklar çok konuşuluyor. İnternetteki filtreleme hevesleri ve buna verilen tepkiler her platformda dile getiriliyor. Sansürler üzerine söylemek istediklerimi çok uzun zaman önce tepedeki Sansürsüz İnternet! sayfasına eklemiştim.

Gerisi 15 Mayıs‘ta hep bir ağızdan söyleyeceklerimizdir.

Bu kadar meraklısı mıyım gerçekten özgürlüğün? Her şey sınırsız ve yasaksız olsun isteyebiliyor muyum?

İnsanlık için isterim evet ama sadece kendim için bu kadar cömertlik dilemedim hiç. Ubuntu benim için sanal dünyanın özgürlüğüne açılan ilk kapısıydı. O kapıdan daha paylaşımcı ve insani bir dünyaya adım atacağıma inandım. Elbette bu düşünceyle yürüyen insanlarla tanıştım. Ama çoğu zaman ben eksik ve yetersiz kaldım. Öfkemi dizginleyemedim. Bu düşünceyi hiç taşımayan insanlarla kapıştım. Yıktım, yıkıldım. Yolumu kaybettim, uzaklaştım. Yine de ne için geçtiysem o kapıdan onun için yürümeye devam edebilirim sadece.

Peki şimdi nerededir Ubuntu?

Ara ara hala göz attığım forumda “Ubuntu 11.04 Natty Narwhal – İpuçları, çözümler” başlıklı bir konuda rastladım üstteki resme. Resimde ne görünüyor? Ben artık başka açıdan bakıyorum belli ki. Winamp çakması Audacious ile başlıyoruz. Artık ön tanımlı dayatma Mono projesi Banshee ve Mac OS  X ile benzerliği bizzat kendi kuran AWN. Ben de kullanmıştım bir aralar Cairo-Dock çileden çıkarınca. Kullanışlıdır bu programlar. Ama Mac hakimiyetinden çıkalı çok olmuştur. Bilgisayarımın Windows‘a mahkum yarısında da kullanıyorum benzerini. Aynı bir Mac Os olmuyor ama sistemim. Şimdi denilecek ki “Aman aman nelere takılıyorsun, o ibare henüz bu programı kullanmamış olanlara bir ön bilgi olsun diye eklenmiştir. ” Eee tabi bu kadarını ben de tahmin edebiliyorum. Ama bilgilendirmenin bu şekilde olmasından hoşlanmıyorum. Çünkü o zaman aklıma şöyle bir soru geliyor. Bunu programa ipucu olarak ekleyen kafa, bir panel yapalım aynı Mac OS X gibi olsun. Peki GNOME elmayı yiyince güzelleşiyor mu?

Elmalar senin olsun ben özgürlük istiyorum Ubuntu..

Cairo Dock vs Rocket Dock

Her ne kadar paralı olsa da her programın bir şekilde kullanımının mümkün(!) olduğu Windows’ta hala en çok sevdiğim programcık şüphesiz Rocket Dock. Zaten bana kalsa başlat menüsünü silmeye uğraşıyordum hala. Gereksiz ve yorucu 4 hamleyle istediğim müzik dosyasını açmaktansa masaüstünü derli-toplu görmek isteyen benim gibi takıntılılar için bu programlar gayet sempatik.
Herhangi bir Windows programı kadar kullanımı basit ama oldukça kullanışlı bir docklet programı bu.
Beni çileden çıkaran tek yönü attığım binlerce ikonun hepsini önizlemelerde göstermemiş olmasıydı.

Windows’ta özelleştirdiğim şekliyle görünümü tam olarak şu şekilde

Oldukça kalabalık görünüyor olabilir. Ama ekranın eninin yeterince uzun olması durumu kurtarıyor.

Cairo Dock ise tam bir baş belası oldu benim için. Elbette nedeni benim beceriksizliğim ama açıkçası o da hiç yardımcı olmadı:)
Sonunda isyan edip derdimi foruma kadar yazdım

“Bütün ayarlarını ters-yüz ettiğim Cairo Dock artık kapanmıyor.
Sürekli ayar sayfası çıkıyor.
Kapatıyorum,1sn geçmeden tekrar çıkıyor..
Ortada bir docklet de yok.
Ne yaptıysam o da kayboldu üstelik.
Kapatmak için programı kaldırmak zorunda kalıyorum.”

Resmen taciz ediyor küçücük program, sinir-stres sahibi oldum.
Üstelik ne yaptıysam o arka plandaki siyahlığı gideremedim. Zaten o ayarları bozma hikayesinin çıkış noktası da buydu.
rm -r /home/kullanıcı_adı/.config/cairo-dock

dedi bir ses:)
Yapılandırma dosyalarım böyle temizlendi.
Ve sorunsuz yeni kurulumla %50 kafam rahatladı.
Geri kalan %50 için ise cevap bulabilmeyi beklemiyordum ki…

“Cairo -dock un seceneklerınde system`e tıklayın en altta iki çentiği işaretleyin mutlaka siyahlık gitmiştir.”

Forumları sevmek için bir neden daha:)

Çok uğraşmadığım ilk konfigürasyonu için;

düzenlenecek bir şeyler var.
Tam oturmadı henüz.
Ama şirin görünüyor.
Penguenlerin Gücü Adına..