Mad World

dd

Zamanın enteresan filmiydi Donnie Darko. Nasılsa bir gün o bile karşıma çıktı bir şekilde. İyice anlatılmış hatta benim gibi acemilere de “Canım sen Arch Linux kullanıyorsun, ağzını değil gözünü açacaksın!” denilmiş. Ben ne yaptım peki?

pacman -Syu

dedim ve bir error dizisiyle karşılaştım.

error: failed to commit transaction (conflicting files) ttf-dejavu: /etc/fonts/conf.d/20-unhint-small-dejavu-sans-mono.conf exists in filesystem

Yani? Arattım bir öneri buldum, Rumence yazıyormuş. Bi şey anlamıyorum ama çıktılara baktım, evet aynı sorun. Ne denilmiş?

pacman -S –force ttf-dejavu

Yapıştırdım hemen, Arch hiç durur mu tabi o da bana yapıştırdı akabinde. Terminal fontumu bozdum mu bi güzel. Neyse ki LxTerminal fontu Mono ama Gnome Terminal başka kafada. Tabi en komik kısmı bu değil, düzeltmenin yollarını arayacağım, olamıyor. Çünkü forumlardaki kod alıntılarında da font Mono iyi mi? Değil tabi, tüm yazılar çiçekli böcekli simgelere dönüştü. Kodu kopyala yapıştırla görüyorum artık. Dedim aferin ilk error mesajıyla, yine doğru düzgün anlamadan yaptın bi saçmalık.

Ama tabi sonrasında sakin ve sabırlı bir araştırmayla düzelttim hatamı. Tek sorun şu ki, ne yaptım nasıl yaptım şu an anlatamıyorum. Biraz karıştı çünkü.

Ama güzel olan yenilenmiş Kernel ve gerisi işte.

time

 

 

Reklamlar

Time Machine

Hastalığın tadını! çıkarmaya devam, haftanın sonunu evde geçirdim. Güzel güzel özelleştirdiğim Arch Linux bir yana Sality saldırısından yılmış annemin zavallı Vista‘sı diğer yana:)

Bi yandan envai çeşit <Anti< Malware, Rootkit, Spyware programlarıyla aramıza geri döndürmeye çalıştığım Toshiba diğer yanda yeni bir oyuncak kıvamında Arch.

Biraz Arch Linux forumları da gezindim bugün, yazının başlığı aslında ona gönderme. Aralık ayında Linux ile 6 yıl tamamlanmış olacak. Elbette bu sürede bir Mr. Robot, übermensch ya da guru olmadım. Açıkçası olamadım demiyorum çünkü Linux benim için bir eğlence, bir uğraş, bir kafa dağıtma aracı oldu hep. O yüzden çeşitli dağıtımları tatlı tatlı kullandım bu 6 yıllık sürede. GNU/Linux evrenine yakınlaştırabildiğim pek az insan oldu. Çoğu deneyip çakılan, en basit sorunlarda pes eden ve -burası çok önemli- sırf benim ilgi alanıma girdiği için Linux‘a bulaşmaya çalışan arkadaşlarım. Eskiden daha idealist değil fakat daha sığ görüşlüydüm muhtemelen. Benim için önemliydi, herkesle paylaşmak, bu güzel sistemlerin yayılması ve kullanıcı sayısının artması. Açıkçası kaç kişi Linux severmiş, kullanırmış artık umrumda değil. Hayır daha konuyu bile açmak istemiyorum çünkü kazara bir yerden duymuş olanın da olayı Ubuntu ile başlayıp Ubuntu ile bitmiş.

Ubuntu‘yu uzun zaman kullandım. Ubuntu cici, Ubuntu sevimli, Ubuntu rahat. Çok iyi biliyorum. Son sürümü kendi makinamda sanalda denedim. Arkadaşım yüklemişti kendi makinasına, orada da biraz denedim. Yok. Ubuntu kullanıcısıyken de Unity sevmemiştim, hala da sevebilmiş değilim. Benim açımdan tek mesele Unity değildi elbette Ubuntu adasını terk ederken. Ama şu da açık 6 senede hiç bi halt olmadım dedim ya en azından arayüz olmadan Linux kurmayı becerebildim. Çok basit iş belki nice profesyonellere göre ama bana göre büyük iş. Sonuçta dedim ya bir eğlence, bir uğraş, bir kafa dağıtma aracı. Burda attığım her adım bana tatlı geliyor. En komik hatayı bile atlatmak mutlu ediyor beni.

En önemlisi de farklı bir bakış açısı kazandım ben bu 6 yılda. Bambaşka şekillerde değerlendirdim. Hiç alakası olmasa da mesleğime büyük katkısı oldu Linux‘un. Bir döküman gerekti, ben buldum. Olmayacak yerlerden buldum, bilmediğim dillerdeki sayfalardan. Olmayacak yerleri bulmayı, tek kelime anlamadığım satırların arasından istediğimi yakalamayı öğretti bana Linux. Bulduğumu paylaştım, haberdar ettim etrafımı.

Bu da aslında RMS kafasına duyduğum saygı yoksa derdim nedir Baldur’s Gate ile dandik grafiklerle Windows bana fazlasıyla yetiyor. Ama işte o Windows sadece bir işletim sistemiyken şu bizim distrolar birer çim adam tadında.

Yani kimse çıkıp da amanın canım Windows’um , bebeğim Control Panel, sevgilim regedit falan demiyor. Program demiyorum bak, düz sistem. Dümdüz Windows, güzel midir? Sevilesi bir şey midir?

Linux kullanıcılarında ise durum bambaşka, distrosunun gözlerinden öpenler, paket yöneticisine güzellemeler dizenler:) Suladıkça yeşillenen, fazla sularsan ölen, sulamazsan ölen, hatta bazen ne yaparsan yap ölen bir yeşillik gibi. Elbette işin eğlencesinde olan benim gibi kullanıcılar için sözlerim. Gerisinin zaten Bir Aceminin Linux Günlüğünde işi ne:)

Neyse poz ver Pacman:)

arch_pacman_invaders_by_dotvalfar-d5qxpmc

 

 

Ænima

c8ed5c18cde9fab1f41838652baa31aa

Iyi ki fena hastayim da eve kapali kaldim. Evet klavye turkce degil onu cozdum de bi reboot kadar bekleyemedim acikcasi.

Dunyalar guzeli Arch ilk denememde hard disk problemleri nedeniyle cakilmisti. Sonra disk bolundu parcalandi o kisim koseye ayrildi ve Fedora ile devam ettim bir sure. Ama Fedora yavaslari sevimsizlesti, zaten hep bi Arch tavsiyeleri gelirdi bana dedim deneyeyim. Oncelikle Arch wifi kartimi tanimadi. Ya da ben oyle sandim. acikcasi bu kisimdan tam emin degilim hastaligin basiydi toparlayamamis olabilirim. Gittim bi kablo aldim bugun, Hani bolca saydiriyorum ya Linux’a gercek hayat cok mu nefis acaba? Bok nefis afedersiniz. Kablo ottu dukkandan cikarken. Kasaya dondum dedim alarm kalmis uzerinde. Yavsak bunda alarm olmaz hanimefendi dedi benimle kapiya yurudu. Gecirdi kabloyu, Ottu. Yavrum zaten ben manyak miyim sana diyorum ki baska bi sey almadim. Olacagi var ya tabi kutuyu parcaladilar torenle. Kabloyu oylece tuttu kapiya, Hala otuyor. Butun her yeri ote ote gezindim sonuc olarak, Neyse neyse.

Simdi Archlinux kurulum gibi bi aramayla zaten pek cok Turkce kaynak da dokuluyor. Ben iki yazidan yararlandim. Biri daha aciklayiciydi ne yaptigimi da bildim. Digeri de dogru siralamadaydi, Evet o siralama olayi onemli. Bi kac hamle once verilen komut calismazken bi kac hamle sonra duzelebiliyor. Tabi ben yine bi kac kez deneyip yanildim. Benim acimdan kurulumun en delirtici kismi vi oldu. Aslinda vi’den nefret ediyorum diyebilirim. Niye inatla vi kullandigim sorulacak olursa belki biraz anlatimi yapan arkadasa saygim belki de zor da gelse cozebilme istegi. Hayir cok zor degil ama onemli bi dosya editlerken urkutuyor beni, Ve cok nadiren kullandigim icin kullanmam gerektiginde hep komutlarina bakma ihtiyaci duyuyorum.

Neyse yenilik hep iyi gelmistir bana.

Biraz da boylece devam edelim Linux hikayesine.

screenshot-from-2016-10-16-01-21-34

 

No More Regrets

160-34510Bir yandan Fedora bir yandan kullanıcı dostu Ubuntu sürüm, uygulama, yenilik haberleri ile sanki gözüme girmek istercesine sağdan soldan çıkıyor:)

Ama ben kararımı verdim. Kurulum ile ilgili yayınlanmış dökümanlara burdan göz attım. Misler gibi iso indirdim daimi torrent programım KTorrent ile. KDE kullanmasam da bu programdan hiç vazgeçemedim. Her neyse çok heyecanla kuruluma başlamak istesem de 2009’da aldığım zavallı kara şövalyem artık çöp tenekesine döndü diyebilirim. Hala Vista Home Edition ve elbette o zamanın kapasitesi düşük hard diskleri artık bana yer bırakmayacak hala geldi. O yüzden dosya transferi gibi bir meselem var. Elbette daha korkuncunu iş yerinden biri fark etti, bir kopyalama işi için harici disk gerekti. 1TB hard disk almıştım, üzerinden yıllar geçti. Onu uzattım. Kopyalayamadı. Ama bu FAT32 dedi. İnanamadım, içinde bilmem kaç yüz GB dosya var. Yıllardır böyleymiş, fark etmemişim. 1TB arkadaş! Ben her şeyi ona atacak kafam rahat kuracaktım ARCH Linux. Peki böylece yeni bir sorunumuz var. Peki data kaybı olmadan formatları dönüştüremez miyim Linux‘ta? Elbette bu soruyu benden önce soran birileri çıkmış. Sonuca vardım mı? Vardım, mecburen almam gereken yedekler var diskten. Onları toparlayıp Windows‘a geçeceğim. Garip tabi.

Neyse döndüğümde devamı gelecek:)

 

 

Stabilize Yol

 

pusio-cristux-18632

Şöyle bir durum var ki Fedora sürekli güncelleme yayınlamıyor. Fazlasıyla stabil çalışıyor. Linux‘un Türkiye’de kullanıcı sayısı az bunu biliyoruz. Ama Fedora kullanıcı sayısı ise yok denecek kadar az:)

Topluluğu kalabalık değil, bu da elbette değişik işlere ulaşma ihtimalini kısıtlıyor. Her şey sorunsuz çalışıyor. Fonda torrentler iniyor, Foobnix müziğimi seslendiriyor. Terminal ufak tefek güncelleme işlerini hallediyor. Ve bu durumun mükemmelliği benim hoşuma gitmemeye başladı sanırım.

Çünkü sıkılıyorum, oyalamıyor böylesi beni. Keyfimi kaçırıyor. Sorun olmayınca çözüm aramak zorunda kalmıyorum. Bu döngü sinirimi bozuyor.

Sanırım bilgisayarda ciddi bir temizlik yapacağım. Sistemimde yer bırakmamışım. Ortalığı ferahlatmam lazım.

Sonrasında galiba başka bir dağıtıma geçeceğim. Şiddetle önerilen bir Arch vardı mesela. Bence denemeye değecektir.

“O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması
mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.”