Wake Me Up Before You Go-Go

Gerçekten bu kadar zor olabileceğini tahmin etmiyordum. Önceki yazımda bahsettiğim merak dalgasının son parçacığı WeChat(微信) sonunda hayatıma dahil oldu. Konu teknoloji olduğunda gerçekten son çare olarak gördüğüm şeyi yaptım. Birinden yardım istedim. Ve bunu bir çeşit sosyal mühendislikle süslemem gerekti. Açıkçası bildiğim ama tercih etmediğim bir yöntem bu. Neyse sonuçta takıntıya dönüşmeden halloldu, mutluyum.

Yalnız şöyle bir şey var merak dalgası okyanusa açıldığı için ilerlemeye devam ediyorum. WeChat oyunları çok övülmüştü. Bi kere şöyle düşünüyorum hep. Ben tek onlar yaklaşık 1.4 milyon! Latin alfabesi haricine oldukça yabancıyım elbette. Mühendislik eğitiminden biraz Yunan alfabesi biliyorum, Harfleri tanıyacak kadar Kiril’e aşinayım. Hatta çok az hiyeroglif bile tanıyorum. Ama Çince bambaşka bir olay. Bir tanıdık görme umuduyla oyunlar arasında gezinirken fark ettim. 你好 圍棋!!

Yeterince eski bir yazıdan çok daha eskilere tarihli bir mektuba ulaştım biraz önce. Oldukça uzun zamandır GO oynamamıştım. Zaten çok da süpersonik bir oyuncu değilim. Ama heyecanla yükledim. Çin programları muhteşem, her şeye erişim istiyor. Aklıma gelen gelmeyen tüm izinleri veriyorum. Reddetmek aklımdan bile geçmiyor.

Zaten telefonumdan kolumdaki saate kadar her yerdeler ve artık tamamen Çin Halk Cumhuriyeti tarafından ele geçirildiğime eminim:)

Bu rahatlıkla kesinlikle tek kelime anlamanın mümkün olmadığı GO oyununu açtım. Kendime bir rakip bulmayı başardım. Bence buraya kadar bile bir alkışı hakediyorum fakat bununla kalmadım. Oyunlarda kazanma hırsı ile dolu biri değilim, zaten genel anlamda hırs dolu da değilim. Fakat bazı şeyler gerçekten zafer tadında benim için. Bir uzakdoğuluyu GO‘da yenmek? 我能

“Çünkü her dileyen alır, arayan bulur, kapı çalana açılır.”