AOKP-I9505:)

aokp-logo-large

Benim daha önce bir Rom yükleme denemem olmuştu eski telefonumda. Nedenini hala bilemediğim şekilde başlamadan bitti bu heyecan çünkü .zip dosyası sürekli hata verdi.  Belki o kırılmış heves yüzünden bilmiyorum başka da deneme yapmadım. Hep Stock Rom güncellemelerini takip ettim, yeni versiyon çıktıkça güncelledim, rootladım. En azından istediğim şekilde özelleştirebiliyordum telefonu, sorun da çıkmıyordu.

Teknolojiyi bir savunma mekanizmasına çevirebildiğimi fark ettiğim günden beri yapıyorum bunu. Linux ilk adımdı, arkasını da getirdim. Keyifsiz zamanları daha kolay atlatabilmek için sevdiğim bir şeylerle oyalanma ihtiyacının diğer ayağı da Android benim için. Her şeyi bir hamlede silebilmek bir miktar ferahlatıyor üstelik.

Ara ara yokladığım Sammobile sonunda güzel telefonun Samsung Galaxy S4-I9505 için güncelleme yayınlamış. Bunu akşamın geceye yaklaşan bir saatinde fark ettim.  4.4.2 güncellemesinin inmesi, nedense her yüklemede ruh hastası gibi tekrar tekrar sildiğim Odin‘in düzgün çalışan bir versiyonunun bulunması, uyumlu Root dosyası vs derken gecenin sabaha yaklaşan saatlerine gelmeye başladı. Ufak tefek ayar, program kurulumları vs derken sabah 04:30 olmuş, uykuya 3 saatim kalmış.. O ara telefon bi reboot etti ayrıca, önemsemedim. Meğer çok ciddi bir derdim varmış bilmiyormuşum henüz.

Sonraki günlerde öğrendim ki bazı telefonlarda 4.4.2 güncellemesi ile birlikte gelen random reboot yani kafasına göre açılıp kapanma sorunu varmış. Günlerce forumları gezdim, factory resetlerden wipe cachelere koştum. Satır satır dmesg çıktısı okudum belki nedeni ile ilgili bir ipucu bulurum diye. Yetmedi Trust-Event Logger yükledim, kesinlikle çok başarılı tavsiye edilir. Ama benim sorunu anlamamı sağlayamadı. Launcherlardan şüphelendim önce, sonra data-wireless bağlantısına suç attım. Farklı kombinasyonlarla pek çok deneme yaptım ama sorun aynı kaldı. Yine yetmedi Reboot Logger yükledim. Gayet basit bir ara yüzle yeniden başlama zamanlarını kaydeden bir güzel program. Bütün bu zamanda neredeyse 100’e yakın kez yeniden başladı telefon.

Ne yapacağımı bilemeden çırpınırken bir kaç gün önce, AOKP tavsiyesi geldi.

AOKP yani Android Open Kang Project, bunu AOSP‘ten yani Android Open Source Project olayından biliyordum ama denemeyi hiç düşünmemiştim. Ve yine dosyaları indirmeler başladı. Rom+Gapps sonra bir Rom Manager derken bir kaç dakikaya yeni Rom diyorduk ki bu kadar yolunda gitmez benim işlerim. Biri bunu hatırlamış olmalı. Rom Manager, CWM Recovery güncellemesini yapamadı, telefonumu tanımadı. Geriye bilgisayardan güncel dosyayı flashlamaktan başka seçenek kalmadı. Dün akşam internetten buldum bir tar dosyası, hazır .tar varsa ne uğraşayım ki dedim. Attım, sorunsuz yüklemiş gibi yaptı. Ama iş recovery mode ile telefonu açmaya gelince olmadı, olamadı.

Bugün eve girer girmez kadim dost Fedora‘yı açtım. En güncel .img dosyasını siteden indirdim. Adını recovery.img olarak değiştirdim. İsmi uzun diye yapılıyor bu galiba, emin değilim. Tüm .tar dosyalarının içinden bu isimle çıkıyor imaj dosyası, ona güvendim:)

Hangi dizine indirildiyse .img dosyası terminalden o dizine geçip

tar -H ustar -c recovery.img > recovery.tar

md5sum -t recovery.tar >> recovery.tar

mv recovery.tar recovery.tar.md5

yapılırsa .tar dosyası oluşmuş olur.  Bunu root altında denedim ilk, sonra dedim ne gerek var. Normal kullanıcıyla tekrar oluşturdum. Download Mode-Odin-PDA-Start!

Bu anlatımlar onlarca sitede var, hiç girmiyorum.

Sorunsuz açıldı recovery mode. Gerisi çok kolay zaten.

Çok hızlı bir özetle

USB Debug On

Wipe dalvik

Wipe Cache

install aopk.zip

install gapps.zip

reboot.

O kadar tatlı geldi ki bana Stock Rom sonrası anlatamam.

Şimdilik böyle görünüyor ve beni gülümsetiyor:)

AOKP tavsiyesinden başlayıp, alakalı alakasız sorularıma saatlerce sabırla yanıt veren, bana en güncel ve düzgün dosya bağlantıları gönderen, sanki karşısında her anlattığını anlayacak biri varmış gibi konuşan, anlamadığımda benim için aynı cümleleri basite indirgeyen nazik adama teşekkürlerimle!

Screenshot_2014-08-02-15-48-18

Reklamlar

Man From Manhattan


Şöyle bir tartışma dönüyor internette. Tartışma da denilmez aslında tek taraflı çekiştirme:)

Aman da bu Google+ ne berbatmış, Facebook ile aşık atamazmış. Sadece Geek, Nerd ve Looser tayfası kullanırmış. Benim Geek ya da Nerd olduğum söylenemez. Belki çoğu insanın tuhaf ve gereksiz bulduğu bir teknoloji merakım var. Ama bunu bir yere yerleştiremedikleri ve çevrelerindeki benzer örnekler hep erkek olduğu için durumu başka bir yöne kaydırıp erkeksi olduğuma karar veriyorlar. Tam bu yüzden G+ bana çok sempatik geliyor, çünkü gerçekten teknoloji meraklılarının istilasına uğramış durumda. Özellikle Linux ve Android kullanıcılarının paylaştıkları benim o tuhaf ve gereksiz bulunan işlerime yarıyor:)

Her neyse konu bu gece Linux ya da G+ değil. Gerçekten yaratıcı bir Launcher keşfettim, onu paylaşacağım. Dünyalar güzeli S2’mi rootladığımdan beri BM üzerinden pek çok uygulamaya ulaştım. Bir dönem kafayı SPB Shell‘e takmıştım ki çatır çatır kullanıyordum. Bir kaç gün önce yeni bir program keşfettim. Tamamen tesadüf elbette. Ama oldukça güzel görselleri.

İsmi TSF Shell, buradan incelenebilir. 16.80$ ücreti var programın, üstelik neredeyse tüm temaları da ücretli! Ve programın herhangi bir yolla edindiğiniz illegal kopyası lisans hatası verip kaybolacak 5 dk içinde. Bu da Google Play isimli güzel marketin tatlı süprizi.

O zaman?

Bir başka programdan daha bahsedeyim elim değmişken. Bunu terminal yardımıyla yaptım ben SPB için zamanında ama Google benden “uyanık” çıktı bir süre sonra yine başladığım yere döndüm. Çok nefis bir Firewall programı var bizim markette. Saçmalar saçması Droidwall programına nal toplatır. İsmi Root Firewall. Kendisini buradan inceleyebilirsiniz.

Tanıtımında görüldüğü gibi izinsiz internet erişimini önlemek ve denetlemek için kullanılabiliyor.

Parça parça bıraktım, dileyen birleştirsin:)

Son olarak bundan yaklaşık 2 sene önce bir yazı eklemiştim. Gün itibariyle o tanıdığım yeni telefonu Galaxy S3‘ü tanıttı bana. Android’e girişi bu telefonla yaptığı için bir miktar destek verdim. Güzel uygulamalar yükledik telefonuna. Root onu biraz sıkıntıya sokabilir, o yüzden bulaştırmayacağım. Ama Apple ürünleri kullanmasına gıcık oluyordum, o da fanatik derecesindeydi. Bu gelişme sevindirici.

Hala çok fazla merak ediyorum.

Ve başlıklarım güzel şarkılardır, biliyor musunuz?

AutosuggestioN

 

 

Dedim ki bir online depolama alanı bulsam, Dropbox, Wuala, Ubuntu One gibi, bana 100 Gb senindir dese.

Yollasam karşılığında 100 Gb müzik. Herkes dinleyebilse, benim zorla toparladığım her şarkıyı.

Olmuyor elbette.

Olacağı varmış meğer:)

Şimdilik <Only support US<  ibaresi bulunsa da biz onu atlattık tabi bir şekilde.

Böylece sevgili Google Music kalbimizdeki ve Android telefonumuzdaki yerini sabitledi.

doubleTwist gibi, Linux desteği vermeyi düşünüp düşünmedikleri sorulduğunda size utanmadan ayaküstü bir maliyet analizi çıkarıp neredeyse Linux kullanıcılarının buna değmeyeceğini ima edecek geliştiricileri yok. Sanırım bu en büyük artısı.

Bir anda “tüm arşivimi yakala!!” denildiğinde sarsılıyor ne yazık ki Google Music.

Ama tabi 10.000’in üstünde şarkıdan bahsediyorum. Hakkıdır sarsılmak.

Peki Rms ne derdi bu duruma? Cloud computing hakkındaki görüşlerini okumuş hatta direkt kendisinden dinlemiş biri olarak ihanet içinde miyim?

Biraz öyle oldu evet..

Aslında söyledikleri benim her daim çeşitli paranoyalarla dolup taşan kafamda yerleşik halde.

Ama konu müziğe gelince, bilemiyorum zaafım var galiba:)

Bir bilgenin dediği gibi,

Müzik öyle bir denizdir ki, ben paçaları sıvadım hala içine giremedim.

Ubuntu..

 

Baby you can drive my car!!

 

Bundan yaklaşık yarım asır kadar önce bir kitap okumuştum. Bir yere kadar o kadar çok katıldım ki roman kahramanının düşüncelerine şu pek sevilen nihilizm kavramının tam göbek deliğinden içeri girmek üzereydim. Ama bir yerde aniden el frenine asılmam gerekti. Çünkü her şeyi göz ardı etmem mümkün olsa da insana dair bazı gerçekler olmayacak bir yerlerden yakalıyor beni.

Sırf karıncalanan beynim bir miktar uzaklaşsın bulunduğu yerden diye haftasonu kendimi abuk bir alışveriş merkezine bıraktım. Her karmaşık zamanda olduğu gibi yalnız ve düşünceli vitrinlere baktım. Ve yine, yeniden.. Umudumu tekrar ruhumun orta yerine yerleştiren bir şey oldu. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü Mozaik Atölyesi öğencilerinin sergisi. Beklenmedik bir anda, tam karşımda. Yine savunmasız yakalandım. Hepsi birbirinden güzel pek çok eser içinden bir tanesi tam tepede.  Her şeye sırtını dönebiliyor insan zaman zaman. Ama sanat desem, bunun müziği ve edebiyatı da kapsayacak kadar geniş olduğunu belirtsem, işte tam bu noktada elimi kolumu bağlıyor hayat.  Vazgeçilmez oluyor.

Ve ardından…

Bu kadar ileri gitmeyi hayal etmiyordum. Ama madem yolun devamı önümde duruyor, adımlamalı.

Dedim ve ertelediğim bir eğlenceyi en üst perdeden avucuma aldım.

Galaxy S 2

🙂

Kesinlikle bir telefon falan değil bu. O bir Android. İçimi mutlulukla dolduracak kadar güzel bir şey.

Sarılıp öpesim geliyor evet, aşk bu olsa gerek.

Bazarov onu görse

Nihil est in intellectu quod non prius fuerit in sensu

derdi muhtemelen öyle değil mi Ubuntu🙂

Window gadget = Widget

Geçen gün buradan güzel telefonum Monte için bir Widget indirdim. Mantıken kullanışlı bir şey.  Ana ekrandan 3 adımda ulaştığım yeni mesaj gönderme kısmına bir ikon üzerine tıklayarak tek hamlede ulaştıracak. Monte diğer modeller gibi değil. Widget dosyalarını yüklemek için bir install.html dosyası bir de .wgt bulunması gerekiyor. İndi mi? İndi. Attım telefona, yükledim. Bir hevesle tıkladım. Çalıştı mı peki? Hayır..

Bir forumda Widget tasarımı ile ilgili

“Özellikle java bilgisine sahip olan web tasarımcılar için çok kolay olacağını belirteyim. Web kodlama bilgisi olmayan arkadaşlar malesef bu işi yapamazlar. Tabi öğrenmedikçe..”

denilmiş.

İçimdeki o neye dayanarak konuştuğunu bir türlü kestiremediğim ses 1

1: install dosyası yanlış yere mount ediyor. Bunu editlerim ben düzelir.

dedi. Gerçekçi ve kendini bilen 2. ses

2: Mount? install?? html biliyorsun da benim mi haberim yok? Hem neyi neyle editliyorsun java ile yazılıyor Widget dediklerin. Java’dan ne anlarsın sen.

diye cevap verdi.

Soytarı ses araştırmaya başlamıştı bile. Forumlardan Samsung sitelerine döndü bir kaç tur. Sonunda Eclipse programına ulaştı. Öncesinde .wgt dosyasını notepad’le açmaya çalıştığından, uzantısını değiştirip js yaparsa editleyebileceğini sandığından bahsetmiyorum bile.

İlk kez denediğim bir işin başında inanılmaz zorlanırım ben. Ama yapılabilecek her hatayı yapıyorum, inanılır gibi değil. Saatlerce uğraşıp koca sıfırlarla kaldığım oluyor. Ve yine böyle oldu. Saatlerce uğraşıp Eclipse içine SDK mevzusunu entegre etmeyi başaramadım.

Çünkü?

Anlatımlarda bir adım atlanmış. Ve ben bilmiyorum işte, hiç bilmiyorum. Orada bir adım olması gerektiğini bile bilmiyorum. Aldığım hataları Google‘da aratıyorum. Benim gibi başkaları da var üstelik olayı çözememiş. Sonunda ev ortamında sakin kafayla bir yükleme kılavuzu buluyorum Samsung sitesinde. Yaklaşık 10dk’da halloluyor sorun. SDK sadece bir yükleme linki değilmiş ki. Nerden bilebilirim. Samsung Development Kit olayının kısaltmasıymış. Önce onu bilgisayara kurmak gerekiyormuş.

Ve nihayet projeyi açıyorum. Açınca anlıyorum tabi, o zamana kadar kavrayamamışım. .wgt bir paketleme formatıymış. Zaten düşününce böyle olması gerekiyor. Ama her zamanki gibi sonradan dank ediyor benim kafama. Neyse.  Editlenecek satır karşımda. Düzeltiyorum. Elim değmişken ikona da bir değişiklik yapıyorum. Mükemmel. Atıyorum telefona. Çalışmıyor elbette. Yanlış yeri editlemişim. Bir kaç deneme daha. Ve sonunda.. Hemen mesaj attım sevgilime, büyük sevinç. 3 satırlık bir kod, üstelik benim marifetim bile değil. Ama çalışmıyordu işte, düzelttim, çalıştı. Yetmez mi sevinmeye:)

Tamam sıfırdan bir şey yazamam ama var olanları biraz kurcalasam..

Mesela şu Yahoo finans sayfasına yönlendiren Stock‘dan bir Tuxweet Widget‘ı yaratılamaz mı?

Yaratıldı bile:)

Çoğunluk telefonunu ön tanımlı ayarlarıyla kullanırken, hem de bu beceriksizliğim ve bilgisizliğimle böyle aksiyonlara kalkışmak benim neyime gerçekten bilemiyorum. Web kodlama ya da Java bilgisi olmadan nasıl bir inançtır ben bunu yaparım demek? Onlar yapmışsa ben yaparım mı? Sanırım doğrusu bu. Çok nadiren bana uğrayan bir duygu hırs. Ama uğradığında başaramamak gibi bir seçenek sunmuyorum kendime.

Belki de bu duygu olmasa hala Windows‘un emniyetli görünen sahte sularında yüzüyor olacaktım. Bilene çok uyduruk ve komik geliyor olabilir çabam. Zerre kompleks yapmıyorum, o günler çoktan geçti. Ben böyle mutlu oluyormuşum, bunu anladığımdan beri hiç vazgeçmedim.

İyi ki cesaret etmişim değil mi Ubuntu?

Здравствуй

Madem yeni ve güzel bir telefonum olmuş işe giderken geçen o sinir bozucu zamanı bir şekilde değerlendirmeliyim dedim. Önce müzikle oyaladım kendimi, sonra videolara sardım. Bir sürü film izledim. En sonunda bu hafta ciddi ciddi hevesten öte karar şekline dönüşen “Rusça öğreneceğim.” cümlesi..

Alfabe zorlamadı açıkçası. Vurgular tam oturmadı henüz elbette ama en azından küçük yanlışlarla okuyabiliyorum artık. Fiil çekimlerine bakıyorum, grameri ufak ufak anlamaya çalışıyorum. Ve neyse ki yardımcı olan pek çok online site var.

Ama şu yolda geçen zamanı değerlendirmek demiştik. Siteyi komple telefona atsam dedim. Attım da..

Programın ismi HTTrack. Oldukça kullanışlı ve hızlı.

Terminalden,

sudo apt-get install webhttrack

komutuyla hızla kurulur.

sudo webhttrack

ile açılır.

Dil seçiminin ardından programın yönergelerini izleyerek kolaylıkla istediğiniz siteyi kopyalayabilirsiniz.

İşlem tamamlanınca depolama adresi görüntülenir.

Aslında bu çevrimdışı kullanım fikri bilgisayar için geçerli ama ben modifiye ettim telefona uyarladım işte:)

Her dakika nete bağlanmaktansa elimdeki verileri kullanmak daha akıllıca geldi.

Спокойной ночи Ubuntu!

Todas as noites

3G ile beraber patlayan bir slogan;

Merak etmiyor musun?

Gülümsüyorum sadece.

A1018 kullandım ilk, sonra üniversite kazandım. Yenilendi telefonum. Bir bilgisayar dergisinde okumuştum Gprs/Wap diye yeni bir teknolojiden bahsediliyordu.

Merak ettim.” ve Gprs/Wap destekleyen bir telefon aldım.

O zaman telefondan internete bağlanmak hakkında bir şey bilen pek yoktu. Uğraştırdı biraz. Yine de telefonumun ekranında ilk kez görünen Google gerçek bir mutluluktu. Maillere baktım, monofonik melodiler indirdim tek kelimesini anlamadığım rus wap sitelerinden, siyah-beyaz gif resimler buldum, anlık mesajlaşma programlarına bağlandım. 7 yıl oldu. Bunu nasıl yaptığımı “merak” eden arkadaşlarım yoktu. Ama şaşırmışlardı. Telefonu sadece konuşmak ve mesaj atmak için kullanılabilecek bir şey sanıyorlardı. Bir söylenti çıkarmıştım eğlenmek için, hesap makinamdan bile internete bağlanabildiğimi söylemiştim. İnandırmak değildi zaten amacım sadece “Acaba?” dedirtebilmekti. Bir sıranın üzerindeki makinaya bir bana bakıyordu ilk başta bunu duyan herkes. Eğleniyordum.

Sonra bir kameralı telefon devri açıldı. Arkadaşlarım yeniledi telefonlarını. Hepsi fotoğraf çekme tutkusuna kapıldı. Çünkü çok kolaydı, fotoğraf makinası gibi tek tuşla çekiliyordu. Ama kimse internet ayarlarıyla uğraşmadı. Sadece fotoğraf çektiler uzun zaman. O ara bir harici kamera bulmuştum alttan telefona takılan.
Ama ekranım siyah beyazdı, renkli ekranları görmek istiyordum. Ve telefonum bozuldu. Tamir edilemedi. Telefonum artık üretilmediği için bir üst versiyonla değiştirmek zorunda kaldı garanti servisi.

Yeni telefonum renkliydi ama kamerası yoktu. Harici kamerayı denedim, çalıştı. Gprs/Wap eğlencelerimin yanında çok uyduruk fotoğraflar da çekebiliyordum artık. Renkli duvar kağıtları bulmuştum yüzlerce. Ve internete bağlanmanın daha ucuz “çok ucuz, neredeyse bedava:)” yollarını keşfetmiştim. Bir transfer kablosuyla bilgisayardan içerik yüklemeyi, kendi wap sitemi yapıp telefondan buraya ulaşmayı, polifonik melodileri keşfettim.

Bir süre sonra bu telefon da bozuldu, yeni bir Se aldım o da bozuldu, yıprandılar aslına bakılırsa, biliyorum bunu:)

En son Lg Ke7700 aldım. Hala kullanıyorum. Çok seviyorum, bozulacak kadar yıpratmadan kullanıyorum. Hevesimi aldım sanırım.

Ve sonuç ;

Bir kaç ay önce bir tanıdığım Iphone almış, heyecanla anlattı bana, şurası böyle, burası şöyle. Çok güzel görünüyordu. 3G dedi.

Bu bir yazı yazdırmaz işte.

“Bir Iphone aldım, her şeyi yapabiliyor.”

ötesi yok.

Merak? Tahmin edemeyeceğiniz kadar merak ediyorum.

Ya siz?

En azından hangi dilde başlık attığımı merak etmiyor musunuz?