我們不一樣

Bu ara site istatistiklerimde ismen bildiğim ama hiç araştırmadığım bir arama motoru karşıma çıkıp duruyordu, Baidu. Pandemi ile birlikte Çin’e duyduğum merak da bir miktar daha artmıştı. Üzerine bu rastlantı ile araştırmaya başladım. Çok kabaca söylemek gerekirse Baidu çılgın bir arama motoru. Sitenizi ekleyin! şekilli anlatımlar nedeniyle araştırmaya başladım. Ve bu güne kadar sadece söylenti şeklinde duymuş olduğum Çin’deki internet denetiminin nasıl bir şey olduğunu tecrübe etmiş oldum.

Başta çeviri programlarıyla çözülemeyecek sorun olmadığını düşünüyordum. Büyük yanılgıymış. Bi kere QQ‘dan bi mail adresi alabilmem yaklaşık 1 saat sürdü. Her yerden bi barkodlar çıkıyor. Telefon doğrulama kodu mesajlarıyla doldu. Neden bi QQ mailine ihtiyacım vardı peki? Çünkü Baidu belirli mail servisleri dışında mail adresi kabul etmiyor. Nerde mi? Hah ilk deneme aslında bir Baidu hesabı açabilmekti. O ara anladım bu gerçeği. Normalde farklı dillerdeki sitelerde ‘kas hafızası’ yardımıyla doğru yolu buluyorum. Fakat Çince beni sadece tamamen anlaşılmaz olan karakterleriyle zorlamadı. Sitelerdeki dizilişler de alışılmıştan farklıydı. Giriş olması gereken yer Şifremi Unuttum ‘a denk getirilmiş. Kayıt olmaya çalışıyorum. İleri, yok o İptalmiş.

Arada bi de WeChat olayına bakınayım dedim. Tavsiyesiz giremiyosunuz. Baya garip işler, sizi bu programın en az 6 aylık kullanıcısı olan ban yememiş birinin onaylaması gerekiyor. Hatta detaylandırayım bunu 40$ karşılığında hesabımı onaylamayı teklif etti biri, bunun bi piyasası olduğunu gördüğüme baya şaşırdım açıkçası.

Sonunda her şeyi başardım bir mail, bir hesap. Log tutuyorlar evet, tüm kayıtlarım ortada. IP‘den sistemime kadar. VPNlemedim. Bi sürü de yeni uygulama oldu telefonumda, değişik, geniş ve birbiriyle oldukça sıkı bağlantılı bir dünya. Gördük birazını bugün Ubuntu.

没有水的河

Python Re

Eve kapranışımın 1. ayına yaklaşırken bilgisayarlı denemelerimi çeşitlendirmeye çalışıyorum. Boşluk pek yok ama akşamı var, hafta sonu var. Kendimce değerlendiriyorum.

Eski dost hep dost kalsın diye bir interaktif kurs eşliğinde Python çalışıyorum bu aralar. Bu sefer ek olarak Virtual Environment ile başladım. Tam bir deneme tahtası havasında yaza boza ilerliyorum.

Bazen kod-görselleştirme ikileminde kalıyorum açıkçası, iş için kullandığım görsel ara yüzü şahane bir programlama sistemi öğrendim. Tam olarak uzmanlıktan bahsetmiyorum elbette ama işimi görebilecek kadarlık bir kısmına hakim olmayı başardım. Bu deneyim bana koddan görsele gitme konusunda ilham verdi hatta ciddi bir teşvik yarattı.

Biraz daha ilerlediğimde pitonik kodlarımı sunmayı planlıyorum, bakalım. Henüz erken bir hayal ama kafamda güzel fikirler var.

Bir de Philips Hue olayını Linux‘ta çalıştırmayı başarabilsem..

Şimdilik idare et beni Ubuntu, şimdilik.

Matte Kudasai

Bu ara müzik tekrar gündemimde, hala hem Windows hem Linux üzerinde aynı müzik çalar ile devam ediyorum. Foobnix benim için alışkanlık oldu sanırım. Özellikle Windows üzerinde hata verip kapanıyor zaman zaman. Ama sadık bir kullanıcıyım. Bunun haricinde 4 koldan değişik haberler ve paylaşımlar geliyor diyebilirim. Hafta içinde telefonum için güzel bir program önerisi geldi. Şimdi aslında bir elektronik eşya alındığında kullanım klavuzunun her satırını okuyan bir insanım. Ama burdaki standart anlatım hoşuma gidiyor sanırım. Yoksa yapım yönerge izlemeye pek uygun sayılmaz. Genel olarak bir şeyi ilk deneyerek çözmeye çalışırım, ambalajına bakmam. Mecbur kalırsam kabaca ve atlaya atlaya okurum. Hala eksik kaldıysa lanet ederek bu kez dikkatli şekilde tekrar okurum. Ne diyordum, bir program önerisi geldi. Viber4Android. Android kullanmaya başladığımdan beri XDA konularını takip ediyorum. Bir apk linki ve konu anlatımı eş zamanlı düştü. Elbette programı kurdum, çalıştırdım. Çalışmadı:)

Denemeler yaptım, yaptım, yaptım. Yine çalışmadı.

İlk mecburiyet burdan konuyu atlaya zıplaya okuttu. Bir denemeler silsilesi, başarısız. İkinci mecburiyetle öğrendim hemen özetle kolay yolu göstereceğim elbette:)

Rootlu güzel telefonumuza burdan programı indirip kuruyoruz. Driver yüklemek istiyor, izin veriyoruz. Yeniden başlamak istiyor, kırmıyoruz. Programı açıyoruz Master Power diye başlıyor seçenekler, en tepedeki V4A-FX mevzusunu aktifleştiriyoruz.  Öncelikle adamı kanser eden Convolver etkinleştirme olayı program içindeki UI Settings içerisinden Expert seçilince gözüküyor. Bunu bir yapalım, sonra  menüden bulup Convolver zımbırtısını aktif olarak işaretleyelim. 2. büyük nane ise IRS. Nedir IRS? Impulse Response Sample. O nedir? Umrumda değil. Burdan bir kaç versiyon indirin. Kullandığınız hangi dosya yöneticisiyse Viber4Android klasörünü bulun. İçinde Kernel isimli bir klasör oluşturun. Zipli dosya içeriğini buraya çıkarın. Sonra tekrar programı açın, Convolver etkinleştirdiğiniz yerde Impulse Response diye bir menü var. Tıklayın açılsın. Zipten çıkardığınız .irs dosyaları burda işte. Seçin birini. Açın şimdi Google Music’den bir müzik. Değişiklik var mı? Yok! Bir de normal telefon  ayarlarından sound>music effect kısmına gelin, burdan Viber4Android FX seçin. Bu kadar basit:)

Yazının bir devamı vardı ama sildim.

Zamanında çok sevmiştim bu şiiri, bu ara sürekli aklıma geliyor. Tam olarak böyle galiba düşündüğüm.

“Kopan çığlar altında kalanlar olduğu
Oysa görülüyordu.

Bir kadının ileride
Bir şeyler hıçkırdığı;
Bir erkeğin, birine,
Görünmeyen birine bir şeyler seslendiği
Oysa görülüyordu.

Ama duyulmuyordu. -Ses!
Sanki ses olmayınca hiçbiri olmuyordu.”

 

 

 

 

8

20130308_220321

Yıllar önce kim bilir nereden elime geçmiş bir kartpostal..

Desen: İsmail Şahmut

O zaman kimdir bilmiyordum, desenin arkasına bir şiir bulmuş yazmışım..

Şimdi? Deseni Google buldu bana, anahtar kelime tahmin ettim, kolay oldu.

Hala bilmiyorum İsmail Şahmut kimdir, bulamıyorum.

Çünkü aslında çok zaman önce fark ettiğim gibi internet hayallerime ulaşabilecek zenginlikte değil.

Günün logosunda Google kadınlar dizmiş. Farklı ırklarda, görünüşlerde çizgi kadınlar.

Benim için 8 Mart bir çeşitlilik değil. Daha doğrusu çeşitliliği kutlama günü değil. Elbette ayrımcılığın her türüne karşıyım ama bu şekilde bir indirgemeyi aşağılayıcı buluyorum.

Bugün Dünya Emekçi Kadınlar Günü.

İşi, ekmeği, geleceği ve özgürlüğü için savaşan kadınların onurlandırıldığı,

Zulme uğrayan, ezilen, baskı ve şiddet gören kadınların yaşam koşulları iyileşmediği sürece eksik kalan bir gün..

Umudumuz taze kaldıkça, kutlu olsun..

 

Çift Jandarma!!

Tatili avantaja çevirme çabasıyla günü Ubuntu‘yla devam ettirdim. Önceki yazıda bahsettiğim gibi Unity pek civcivli olmuş. Ama hala beni yakalayıp duvara çarpmayı başaramadı. Ben masaüstü küpünü bir görsel heyecandan çok ekranlara sığdıramadığım uygulamaları düzenlemek için kullanıyordum. Bu çıktı belki GNOME 3 ile alışkanlıklarımdan. Ama ekranın sol üst köşesine uçuşum geldi, uygulamalara pıtır pıtır ulaşmalarım geldi ki sırf bu nedenden GNOMEDo bana evrenin yarısını vermiş gibiydi bi ara. Sonra MONO dediler, hem üzüldüm, hem sildim.. Yerine beni yavaşlatmayan güzellikler geldi ama. Çok aktif bi kullanıcı olduğumdan falan değil elbette ama nasılsa tüm uygulamaları enteresan bir hızda hata raporlarıyla donatmayı başarıyorum.

Her neyse, eve döndüm ve ufak tefek süsledim evimi bayram öncesi:)

Simgeler çok hoşuma gitti öncelikle

gksu nautilus

ile root değişikliklerine izin var tabi..

usr/share/themes

usr/share/icons

Hem bi shell teması buldum, hem simgeleri değiştirdim. Hem pencere kenarlıklarını yonttum.

Tam istediğim şekle girdi.

Sonra?

İşte bu hafta okuduğum bir kitap beni müzikleriyle de mutlu etti.

Umarım 1 kişiyi daha mutlu edebilir. Buradan buyrun..

 

gözleri siyah kadın

o kadar güzelsin ki..

bundan yaklaşık yüz yıl kadar önce siyah ciltli bir kitap keşfettim kütüphanede.

okuduğum ilk şiir kitabı aslında tam olarak bir şiir kitabı değildi. çok daha nefisti.

çoğunluğu parçalanmıştı şiirlerin, aralara hikayeleri eklenmişti. bazılarının tamamını çok daha sonra okudum hatta, parçalar halindeydi genellikle kitapta. daha ilk gençlik yılları bölümünde, 22. sayfada bir şiir dikkatimi çekmişti.

sabiha’ya yazılmış aşk dolu bir şiir, çoğunluk bu ilk şiiri bilmez. çok özel ve etkileyici bir tarafı da yoktur aslında.

ama vali olan babasıyla birlikte bilinmedik bir ülkeye giden sabiha’nın ardından yazılan 2. şiirin özellikle son dizesi akılda kalıcıdır.

bence artık sen de herkes gibisin

yüz yıl sonra sonra bir pazar günü davet üzerine kadıköy’de bir mekana gidilir, garson gelir sorarım;

-nargile var mı?

-burada nargile, tavla, okey yok!

yani diyor ki bana burası entelektüel insanların nezih mekanı, kıraathane değil.

2. şiiriyle aşkının uçuculuğunu ispat etmiş aslında şair.

sonra başka kadınlar, aşklar, ayrılıklar.

bahçesinde bana “ayar” veren garson da 1 dakikada kendi yanılgısını ortaya koydu.

n.h. kültür merkezi’nin bahçesinde nargile dumanı, zeki müren kapısı ve okey taşlarının şıkırtısı zedeliyor..

çok bilmiş yanlarımızı, kraldan çok kralcılarımızı ve çarpıtılmış kültür algımızı.

sanırım erken uyandım, biraz daha beklersem

yüzyıl sonra sevgilim,

güneşli olacaktır.

Conky Tonkin!

 

Sizi bilmem ben bu conky olayını seviyorum:)

O yüzden bir deneme daha yaptım, yine internetten bulduğum bi konfigürasyonla.

Ama ufak bir düzenleme gerektiriyor. Dosyayı buradan indirin. Açın ve dilediğiniz dağıtıma göre içerisindeki ikinci tar.gz klasörünü de arşivden çkarın.

Alternatifler Debian, Fedora, Mint, openSUSE ve Ubuntu şekilli. Güzel değil mi?:)

Bi hata var ama. Çözümü İki şekilli yapılabilir diye düşünmüştüm ben aslında. Konfigürasyon dizininin ismini .lua yapar içine bir de scripts klasörü oluştursak hatalı satırı atlatırız diyordum. Bu dizine  clock_rings.lua dosyasını attım. ve /home/kullaniciadi dizinine düzenlediğim .lua klasörünü kopyaladım.

-c /home/irmak/.lua/conkyrc

dedim.

Olmadı. Scripts klasörü işi karıştırıyor sanırım.

Öyleyse 2. alternatif

Şimdi istenen dağıtım dosyasını /home/kullaniciadi dizinine kopyalayın ve klasör adını .conky olarak değiştirin. Madem editliyoruz kitaba uyduralım:)

Klasör içindeki conkyrc isimli dosya açılsın.

 

# Lua Load #
satırının hemen altı silinip yerine

lua_load ~/.conky/clock_rings.lua

yazılsın.

ve yeni terminal komutumuz

-c /home/irmak/.conky/conkyrc

oldu elbette.

Nasıl mı oldu?

 

Yine emek veren insana teşekkürlerimi sunuyorum.

Yakıştı bu conky sana Ubuntu🙂