gözleri siyah kadın

o kadar güzelsin ki..

bundan yaklaşık yüz yıl kadar önce siyah ciltli bir kitap keşfettim kütüphanede.

okuduğum ilk şiir kitabı aslında tam olarak bir şiir kitabı değildi. çok daha nefisti.

çoğunluğu parçalanmıştı şiirlerin, aralara hikayeleri eklenmişti. bazılarının tamamını çok daha sonra okudum hatta, parçalar halindeydi genellikle kitapta. daha ilk gençlik yılları bölümünde, 22. sayfada bir şiir dikkatimi çekmişti.

sabiha’ya yazılmış aşk dolu bir şiir, çoğunluk bu ilk şiiri bilmez. çok özel ve etkileyici bir tarafı da yoktur aslında.

ama vali olan babasıyla birlikte bilinmedik bir ülkeye giden sabiha’nın ardından yazılan 2. şiirin özellikle son dizesi akılda kalıcıdır.

bence artık sen de herkes gibisin

yüz yıl sonra sonra bir pazar günü davet üzerine kadıköy’de bir mekana gidilir, garson gelir sorarım;

-nargile var mı?

-burada nargile, tavla, okey yok!

yani diyor ki bana burası entelektüel insanların nezih mekanı, kıraathane değil.

2. şiiriyle aşkının uçuculuğunu ispat etmiş aslında şair.

sonra başka kadınlar, aşklar, ayrılıklar.

bahçesinde bana “ayar” veren garson da 1 dakikada kendi yanılgısını ortaya koydu.

n.h. kültür merkezi’nin bahçesinde nargile dumanı, zeki müren kapısı ve okey taşlarının şıkırtısı zedeliyor..

çok bilmiş yanlarımızı, kraldan çok kralcılarımızı ve çarpıtılmış kültür algımızı.

sanırım erken uyandım, biraz daha beklersem

yüzyıl sonra sevgilim,

güneşli olacaktır.

Man From Manhattan


Şöyle bir tartışma dönüyor internette. Tartışma da denilmez aslında tek taraflı çekiştirme:)

Aman da bu Google+ ne berbatmış, Facebook ile aşık atamazmış. Sadece Geek, Nerd ve Looser tayfası kullanırmış. Benim Geek ya da Nerd olduğum söylenemez. Belki çoğu insanın tuhaf ve gereksiz bulduğu bir teknoloji merakım var. Ama bunu bir yere yerleştiremedikleri ve çevrelerindeki benzer örnekler hep erkek olduğu için durumu başka bir yöne kaydırıp erkeksi olduğuma karar veriyorlar. Tam bu yüzden G+ bana çok sempatik geliyor, çünkü gerçekten teknoloji meraklılarının istilasına uğramış durumda. Özellikle Linux ve Android kullanıcılarının paylaştıkları benim o tuhaf ve gereksiz bulunan işlerime yarıyor:)

Her neyse konu bu gece Linux ya da G+ değil. Gerçekten yaratıcı bir Launcher keşfettim, onu paylaşacağım. Dünyalar güzeli S2’mi rootladığımdan beri BM üzerinden pek çok uygulamaya ulaştım. Bir dönem kafayı SPB Shell‘e takmıştım ki çatır çatır kullanıyordum. Bir kaç gün önce yeni bir program keşfettim. Tamamen tesadüf elbette. Ama oldukça güzel görselleri.

İsmi TSF Shell, buradan incelenebilir. 16.80$ ücreti var programın, üstelik neredeyse tüm temaları da ücretli! Ve programın herhangi bir yolla edindiğiniz illegal kopyası lisans hatası verip kaybolacak 5 dk içinde. Bu da Google Play isimli güzel marketin tatlı süprizi.

O zaman?

Bir başka programdan daha bahsedeyim elim değmişken. Bunu terminal yardımıyla yaptım ben SPB için zamanında ama Google benden “uyanık” çıktı bir süre sonra yine başladığım yere döndüm. Çok nefis bir Firewall programı var bizim markette. Saçmalar saçması Droidwall programına nal toplatır. İsmi Root Firewall. Kendisini buradan inceleyebilirsiniz.

Tanıtımında görüldüğü gibi izinsiz internet erişimini önlemek ve denetlemek için kullanılabiliyor.

Parça parça bıraktım, dileyen birleştirsin:)

Son olarak bundan yaklaşık 2 sene önce bir yazı eklemiştim. Gün itibariyle o tanıdığım yeni telefonu Galaxy S3‘ü tanıttı bana. Android’e girişi bu telefonla yaptığı için bir miktar destek verdim. Güzel uygulamalar yükledik telefonuna. Root onu biraz sıkıntıya sokabilir, o yüzden bulaştırmayacağım. Ama Apple ürünleri kullanmasına gıcık oluyordum, o da fanatik derecesindeydi. Bu gelişme sevindirici.

Hala çok fazla merak ediyorum.

Ve başlıklarım güzel şarkılardır, biliyor musunuz?

Conky Tonkin!

 

Sizi bilmem ben bu conky olayını seviyorum:)

O yüzden bir deneme daha yaptım, yine internetten bulduğum bi konfigürasyonla.

Ama ufak bir düzenleme gerektiriyor. Dosyayı buradan indirin. Açın ve dilediğiniz dağıtıma göre içerisindeki ikinci tar.gz klasörünü de arşivden çkarın.

Alternatifler Debian, Fedora, Mint, openSUSE ve Ubuntu şekilli. Güzel değil mi?:)

Bi hata var ama. Çözümü İki şekilli yapılabilir diye düşünmüştüm ben aslında. Konfigürasyon dizininin ismini .lua yapar içine bir de scripts klasörü oluştursak hatalı satırı atlatırız diyordum. Bu dizine  clock_rings.lua dosyasını attım. ve /home/kullaniciadi dizinine düzenlediğim .lua klasörünü kopyaladım.

-c /home/irmak/.lua/conkyrc

dedim.

Olmadı. Scripts klasörü işi karıştırıyor sanırım.

Öyleyse 2. alternatif

Şimdi istenen dağıtım dosyasını /home/kullaniciadi dizinine kopyalayın ve klasör adını .conky olarak değiştirin. Madem editliyoruz kitaba uyduralım:)

Klasör içindeki conkyrc isimli dosya açılsın.

 

# Lua Load #
satırının hemen altı silinip yerine

lua_load ~/.conky/clock_rings.lua

yazılsın.

ve yeni terminal komutumuz

-c /home/irmak/.conky/conkyrc

oldu elbette.

Nasıl mı oldu?

 

Yine emek veren insana teşekkürlerimi sunuyorum.

Yakıştı bu conky sana Ubuntu🙂