Elementary Os? Yapma bunu..

Sevgili Ubuntu her yeni sürümde bir miktar daha antipatikleştiği ve sonunda az da olsa kafayı sağdan sola çevirecek zamanı bulabildiğim için bir iso daha kattım arşive.

Kullanan birilerinden duyduğum sempatik, cici güzel işletim sistemi Elementary Os

Aydınlık ama bulutlu ekranıyla açıldı, önce bir deneme sürüşü dedim.

Çalışan cd mutluluğuyla biraz turladım. Evet hoş, denemeliyim. Restart ardından açılır sistem ve hadi install.

Ya sonra?

Tam bu cümle kendime aldığım bir yılbaşı hediyesidir.

Ama, fakat?

Nasıl olur??

Çok da güzel olur.

Müzik kesilir bir anda..

Sonrası pek iyi bildiğimiz gibi, her zaman bir ihanet hikayesidir..

AutosuggestioN

 

 

Dedim ki bir online depolama alanı bulsam, Dropbox, Wuala, Ubuntu One gibi, bana 100 Gb senindir dese.

Yollasam karşılığında 100 Gb müzik. Herkes dinleyebilse, benim zorla toparladığım her şarkıyı.

Olmuyor elbette.

Olacağı varmış meğer:)

Şimdilik <Only support US<  ibaresi bulunsa da biz onu atlattık tabi bir şekilde.

Böylece sevgili Google Music kalbimizdeki ve Android telefonumuzdaki yerini sabitledi.

doubleTwist gibi, Linux desteği vermeyi düşünüp düşünmedikleri sorulduğunda size utanmadan ayaküstü bir maliyet analizi çıkarıp neredeyse Linux kullanıcılarının buna değmeyeceğini ima edecek geliştiricileri yok. Sanırım bu en büyük artısı.

Bir anda “tüm arşivimi yakala!!” denildiğinde sarsılıyor ne yazık ki Google Music.

Ama tabi 10.000’in üstünde şarkıdan bahsediyorum. Hakkıdır sarsılmak.

Peki Rms ne derdi bu duruma? Cloud computing hakkındaki görüşlerini okumuş hatta direkt kendisinden dinlemiş biri olarak ihanet içinde miyim?

Biraz öyle oldu evet..

Aslında söyledikleri benim her daim çeşitli paranoyalarla dolup taşan kafamda yerleşik halde.

Ama konu müziğe gelince, bilemiyorum zaafım var galiba:)

Bir bilgenin dediği gibi,

Müzik öyle bir denizdir ki, ben paçaları sıvadım hala içine giremedim.

Ubuntu..

 

Nosferatu

Gün itibariyle tavsiye üzerine eski/yeni bir tarayıcı kurdum. Tertemiz 64 bit deb paketinden saniyelik kurulumla sorunsuz çalışıyor Iron..

Ama hep böyle olmadı elbette. Yine bugün depoda denk geldiğim GnuPG aylar önce nasıl gülünç işlerle uğraştığımı fark ettirdi.

Pişman mıyım? Asla:)

Hayır yani bunun bi arayüzle yapılabileceğini bilseydim uğraşmazdım. Mesele bu. Zamanında söylediğim gibi neyin ne kadarı eksik hiç fark edemediğim için sıfırdan girişiyorum.

Peki başka?

Dooble beni sinir stres sahibi yaptı ve uzun zaman önce denemeye çalıştığım ama defalarca üst üste çakılan sevgili x yüzünden çekilmez bulduğum bir başka tarayıcı kullanmaya başladım.

Depodaki tanıtımıyla

Luakit is a small web browser created by binding Lua to WebKitGTK.

Aman ne güzel.

Bi yükleyen bi de yüklemeyen pişman.

Tatlım bunun adres çubuğunu unutmuşsunuz..

Gerçekten hızlı mı?

Evet.

Kullanışlı mı?

Benim için oldukça mantıklı bir seçim.

Peki nerde konfigürasyonları? Hani GNU/Linux kullanıyoruz da her şey elimizdeydi, sınırsız özgürlük ve şu muhteşem istediğin gibi değiştirebilme ihtimalleri?

Yüklendi mi?

Beginner Guide yapılmış ki kurtarıcıdır benim gibi acemilere böyle açıklamalar..

cd /home/kullanıcıadi/.config/luakit

sudo gedit rc.lua

Buradan başlanabilir.

Konfigürasyonları anlatıldığı başlıklardan yakalanıp

sudo gedit /etc/xdg/luakit/binds.lua

gibi bir komutla düzenlenebilir.

Zaten o dosyayı açıp okumadan kısayolları tahmini bulabilirsiniz sadece.

Ama benim hoşuma gitmedi bu denilen her tuşa yeni bi alternatif seçme şansı veriyor.

Ben de buna bayılıyorum..

Meraklısına Gentoo, Archlinux, Ubuntu/Debian, Fedora gibi çoktan seçmeli bir download listesi sunuyor.

Bir süre de bununla gezinelim, yol bitince dururuz belki Ubuntu..

Fosforu gümüşü ve bakırı, dile getirebilmek, güzeldir.

People are strange.

Kendimi bir yere kapatmak istiyorum çoğunlukla.

Ya da boş sokaklarda akşam serinliğinde yürümek, tamamen insansız.

Kulaklarımda adımlarımla aynı hızda olan şarkılar.

Bi şekilde uyuşuyoruz ama ben mi müziğe uyuyorum, müzik mi benim adım seslerimden ilham almış çözemiyorum.

Don’t talk to strangers.

Sessiz kalmam gerekiyor, beceremiyorum.

Konuştukça bir şeyler düğümleniyor ya da düğümler çözülüyor.

Ortası yok.

Afraid to shoot strangers.

Önce ağlatmam gerekiyor ağlamamakta direnenleri.

Sonra gözyaşlarını silebilmek için.

Orada olacağım kesin.

Anı.

Kopup kaybolamıyorsam tek nedeni var.

Sevdiğim çiçek adları gibi.

Sevdiğim sokak adları gibi.

Bütün sevdiklerimin adları gibi.

Adınız geliyor aklıma.

Varsınız biliyorum.

İnsansız dünyamın zarif insanları.

Sayenizde yaşıyorum.

Ne mutlu size.