Oh mountains o' things!!

 

Kötü müziğe karşı koyma yeteneğim yoktu aylardır. Tek bir bilgisayara kolon bağlıydı ve Türkçe Pop dinlemekten usandıran sevgili iş arkadaşımın “Ne açayım?” sorusuna ilk defa “Fark etmez..” demedim. Yanına gittim ve klavyenin tuşlarına dokundum. Tam 1 haftadır deliler gibi Tracy Chapman dinliyoruz. Arkadaş çok sevdi. 🙂

Heyecanımı kaybetmeden 60 bölümünü de metrobüste(!) izlediğim FMA’in son 3 bölümündeyim. Ama telefona mükemmel convert sağlayan anlatımı ve yine beni Windows’a mecbur bırakan Total Video Converter programını anmam gerek mutlaka. Her telefona uymayacaktır ben Samsung kullanıyorum ama biraz kurcalanırsa sanırım herkesin işini görür.

Anlatımı hazırlayan her kimse teşekkürlerimle. Yolda boşa geçen zamanımı videolarla değerlendirmeye uğraşıyordum. Ama hep sağdan soldan indirdiğim dosyalardı. Ne sesleri tam duyuluyordu ne de makul bir çözünürlükteydi. Sonunda tertemiz bir görüntü, kalabalıkta bile gayet rahat duyulabilen bir ses almamı sağladı anlatım.

Buradan ulaşabilirsiniz.

Alt yazı gömme olayını bile açıklamış, sağolsun.

Mutlu yıllar Ubuntu, zor bir seneyi atlattık..

“mendokusai”

Reklamlar

Böyleyken Böyle

 

Rhythmbox gerçekten çok rahat bir müzik çalar. Ama o da ne? Irmak sıkılmış.. Ubuntu Yazılım Merkezi’nde Bangarang isimli player gözüme takıldı. Bir kere de düzgün çalışan programlar beni bulsun, yok arkadaş.

Bangarang is unable to access the Nepomuk Semantic Desktop repository. Media library, rating and play count functions will be unavailable.

KDE işte..

Nepomuk nedir bilmiyorum ki, Synaptic‘ten arattım buldum, yükledim. Hayır, çalışmıyor. Sanırım KDE programlarını GNOME üzerinde çalıştırmak konusunda zorluyorum inatla. Ama zorlamamalıyım. Komik olan depodaki programın çalışmaması sanırım. Derlesem ne eksik anlıyorum en azından ama kurulum sonrası çıkan bir hata kutucuğu yararlı olmuyor. Neyse lanet edilip yeni player arayışına devam edilir.

2. durak Bluemindo, çok hafif. Hatta fazla hafif bile denilebilir. İkonu hoş ama. Direkt concentration camp‘i yani WC dilinde D: sürücümü ekletti bana. İçinde kayboldu ve kapandı birden bire. Bir süre kullanacağım bakalım ne derece iş görür.

3. denemem Decibel Player arşivimi görünce derhal çöktü. Klasör yerine dosya eklemekten bahsediyor utanmadan.  Ağlata ağlata yükledim arşivin bir kısmını. Gerisine uğraşamayacağım bir süre daha. Bir kaç eklentisi var, last fm scrobber şarkı çalınca kimlik soruyor(muş).  Tag’ler düzenlenmiyor. Tag editing şekilli açıklamaların değerini anladım bir anda.

Ve sonunda istediğim player belirdi.

gmusicbrowser.

Gtk+ candır, canandır, canımdır.

Merak edilirse mutlaka denensin, buradan buyrun hatta.

Ve 1. Yıl:)

Sorulduğunda daha bir kaç ay oldu, yeniyim, acemiyim diyordum. Hala acemiyim ama kendime geçen sene doğum günü hediyesi olarak seçtiğim Ubuntu’mla 1. senem bugün kutlu oldu.  Başta heyecanla karışık bir korku vardı.  Her sorunla birlikte o korku biraz daha ortadan kayboldu.

Yeteneğim sınırları dahilinde bir blog tuttum bu süreci anlatan. Zaman zaman dönüp baktığımda halime gülüyorum, bazen bir başkasına yardımı dokunduğunu görüyorum.  Sevindirici.

Bu hafta kimliği “belirsiz” biri benim ve erkek arkadaşımın maillerine sızdı. Tebrikler!!  Görmek istediklerini görmüş, bilmek istediklerini bilmiş. Böyle mail atmış bana, kendi mail adresimden diğer bir hesabıma. Yeni şifrelerimizi de bu mailde belirtmiş. Teşekkürler!!

Ben ilk Hotmail adresimi erkek arkadaşımın şifresini ele geçirmek için almıştım. O zaman daha çocuktu hotmail:) Hatırlıyorum defalarca çocuğa mesaj attım. Sana mail attım, okudun mu? okusana! oku artık!! Zavallının haberi yoktu bir şeyden. Bilgisayarı bozuldu, interneti çalışmadı, zamanı olmadı. Benim gibi meraklısı değildi bu saçmalıkların. Hiç açmadı o maili. Şifreyi hiç öğrenemedim. Zaten sevmiyordum da, terk ettim.

Seneler sonra bir arkadaşım telefonda “kızım senin doğum tarihin ne be!!” dedi. Niye kızmış ki? Mail şifremi kıracakmış o meşhur doğum tarihli gizli sorulu kısımdan. Bir programla uğraşmış tarih kısmına. Yememiş. 1980’den itibaren gün gün deniyormuş. Çok güldüm. Ekim devrimine selamı 17 Ekim 1968 tarihli bir doğum tarihiyle çakan delinin gizli sorusunu nasıl bileceksiniz peki? Hayır,  güvenlik derdinde değildim. Sadece aklıma ilk gelendi. Öylece kaldı.

İşin en komik yanı bu hafta Yahoo ile cebelleştim de mümkün değil hatırlamıyorum ki gizli soruların cevabını.

İlki tırmandırdı resmen.

1- Nedir?

Her şey bir yana kendim yazmışım sorumu. Aferin:)

Cevabı kendisinden komik.

Budur.

Buldum tamam ama 2.de iptal oldum.

2- En sevdiğim öğretmeninin soyadı?

Bir kaç deneme ve hesap kilitlenir.

Şimdi kim bilir ne zaman açmıştım o hesabı. Ve o zaman 4 haneli şifreler kabul ediliyordu. Hiç değiştirmedim.

Senelerce 1010 olarak kaldı şifrem. Her şeyden tuhafı sorulsa söyleyeceğim bir şeyi saçma sapan oyunlarla ele geçirme denemesi bunu yapanın beyinsizliğinin ispatıdır bana göre.  Saklayacak ne var sanıldı acaba. Ben buradayım. Tam 1 senedir.

Artık şifrem 4 haneli olamayacak diye kızdım, rahattı.

Ötesi umrumda bile değil.