You could be mine..

 

Daha önce de burada bahsettiğim gibi tarayıcı olarak Firefox‘ta karar kıldım. Sadece Firefox diyip geçemiyorum çünkü o Minefield. Görsel efektleri Maverick Meerkat ile birlikte hayata dönen kara şövalyemde tertemiz kurulum sonrası eksikliğini hissettirdi. Her ne kadar ön tanımlı tarayıcı Mozilla Firefox olsa da bir hayli fark atmış olacak ki mayın avcısı, buldum, indirdim ve test sürüşüne devam ediyorum hala. Ayarları önceki sürümden hemen aktarıyor,  Genellikle bir kaç önemsiz değişikliktir yapılan ama bu öyle değil. 4.0b3pre ile başlamıştım 4.0b8pre yeni durum. Güncellemelerle resmen boyut değiştiriyor bu program. O kadar akıllıca yenilikler eklendi ki. Tanımadığı eklentileri yavaş yavaş benimsemeye başladı önce. Sonra tab’lardaki değişiklikler, başta fonksiyonu olmayan ileri-geri sekmeleri cana geldi. Tabcandy zaten canavar.  Hızı Chrome ile rahatlıkla yarışır. Üstelik Chrome‘dan daha sempatik.

Bilmiyorum ben çok sevdim ve alıştım. Üzerinde çalışanların beyinlerine sağlık.

Reklamlar

Ne şifresi??

 

Bu daha önce Lucido ile de başıma dert olmuştu. Nasılsa günleri sayılı diye üzerinde durmamıştım. Ama sevgili suricata suricata aynı şeyi yapınca çözmek zorunda kaldım. Kablosuz modem kullanıyorum. Nedense her bağlantıdan önce “enter password for keyring ‘default’ to unlock ubuntu” şeklinde bir uyarı peydah oluyor. Root şifremi beğenmiyor, boş geçsem ayarları değiştirmeme izin vermiyor. Her seferinde tekrar, tekrar.

Sinirlendim. Sinirlenince ya sistemi bozuyorum ya da sorunları çözüyorum. Ortası yok:)

Çok eski ve artık geçerliliğini kaybetmiş pek çok tavsiye okudum. Ama en pratik ve gerçekçi çözüm nerden çıktı hatırlamıyorum. Tüm kaynaklar birbirine karıştı uğraşırken o yüzden kaynak veremiyorum.

Sistem > Ayarlar > Parola vs.

default görünümlü seçenek silinir.

Ardından home altında gizli klasörlerden (ctrl+h) .gnome2 içerisinde ne var ne yok silinir.

ctrl+alt+backspace

Kımıltı olmazsa burada anlatmıştım daha önce. Çok yararlı bir kombinasyon. Özellikle masaüstü çakılınca kurtarıcımdır.

Ve artık o saçma pencere görünmez daha.

простоту, удобство и функциональность=Ubuntu

Ve Nihayet Maverick Meerkat!!

Ben bir türlü Lucido‘yu sevemedim. Olmadı, ısınamadım bir türlü. Üstüne bir de daha önce bir kaç kişiden toparlamak için yardım istediğim ama bir türlü çözemediğim “compiz (core) – Warn: Unable to parse XML metadata from file “core.xml” olayı eklenince iyice soğudum diyebilirim. Bu sürede zamanımın çoğunu gNewSense üzerinde geçirdim. Ve günleri saymaya başladım yeni sürüm için. 10.10.2010 tarihinde yayınlanan Maverick Meerkat <<sonundaaa!!<< neşesiyle karşılandı tarafımdan. Yaklaşık 10 aydır devam ettiğim GNU/Linux yolculuğunda 3. Ubuntu sürümümü de böylece görmüş oldum. Açıkçası gelişiminin ivmesi beni inanılmaz şaşırttı. Ve bilgisayar kullanımında bu kadar esnek bir sistemin varlığının öncelikle benim algıma büyük katkısı oldu. Ne yazık ki aradaki farkı her gün hissetmek zorundayım. Çünkü iş hayatım Windows‘a bağımlı. O pek beğenilen Windows 7 kurulu iş yerindeki bilgisayarımda. Bildiğin nefret ediyorum. Kavramakta güçlük çekiyorum. Bir işletim sistemi sadece makyajla nasıl beğeni kazanabilir. Değişen pencere kenarlıkları, ikonlar ya da gereksiz masaüstü temaları. Bu mudur? Limit bu mu? Herkese yettiğine göre bu demek ki.

İş arkadaşlarımdan biri bilgisayar hakkında bildiklerimi şaşırtıcı buluyormuş, dün söyledi. Bunları bilmem/ilgilenmem enteresanmış. Hem de bilişim sektörüyle alakası olmayan bir mesleğe sahipken. Meslektaş olduğumuzu ve onun da aynı şeylere ilgi duyduğunu hatırlattım. “Ama ben erkeğim” dedi. Bu kadar kesin ve net. Yani ilgisiz bir mesleğe sahip kadının, Türkiye’de böyle şeylerden bahsediyor olması öncelikle şaşırtıcı. Yadırganıyor demek ağır olur belki ama benim zaten bu konuda çok sınırlı bilgiye sahip olduğum düşünülürse bu şaşkınlığı anlamak kolay değil. Sonuçta ben zaten bir mühendisim. Ve çalışma alanım ne olursa olsun bir mühendisin bu alana ilgi gösteriyor olması her şekilde makul ve anlaşılabilir olmalı. Sonuçta mesai süresince yaptığım iş terminalden bir program derlemekten daha az karmaşık değil ki. Bunun cinsiyet boyutuna indirgenmesi ise aslına bakılırsa sürekli kendi sınırlarını daraltan ülkemiz kadınlarının suçu. Özellikle bilgisayar kullanımında hep geri planda olmayı tercih ediyorlar. Bir kadın da bilgisayar kasasını açabilir, format atabilir, programlama dillerinden birini öğrenip bir şeyler yazabilir. İnterneti şu ankinden çok daha verimli kullanabilir, güzergahını sadece Facebook, Twitter ve MSN‘den ibaret olmaktan kurtarabilir. Herhangi bir GNU/Linux dağıtımına geçmeye karar verebilir.

Zor olan çok şey var hayatta, bunlar o kadar basit ki bahsediyor olmak bile gülünç.

Neyse, bu da yeni evcil hayvanım

3. nesil Ubuntu🙂

 

 

Здравствуй

Madem yeni ve güzel bir telefonum olmuş işe giderken geçen o sinir bozucu zamanı bir şekilde değerlendirmeliyim dedim. Önce müzikle oyaladım kendimi, sonra videolara sardım. Bir sürü film izledim. En sonunda bu hafta ciddi ciddi hevesten öte karar şekline dönüşen “Rusça öğreneceğim.” cümlesi..

Alfabe zorlamadı açıkçası. Vurgular tam oturmadı henüz elbette ama en azından küçük yanlışlarla okuyabiliyorum artık. Fiil çekimlerine bakıyorum, grameri ufak ufak anlamaya çalışıyorum. Ve neyse ki yardımcı olan pek çok online site var.

Ama şu yolda geçen zamanı değerlendirmek demiştik. Siteyi komple telefona atsam dedim. Attım da..

Programın ismi HTTrack. Oldukça kullanışlı ve hızlı.

Terminalden,

sudo apt-get install webhttrack

komutuyla hızla kurulur.

sudo webhttrack

ile açılır.

Dil seçiminin ardından programın yönergelerini izleyerek kolaylıkla istediğiniz siteyi kopyalayabilirsiniz.

İşlem tamamlanınca depolama adresi görüntülenir.

Aslında bu çevrimdışı kullanım fikri bilgisayar için geçerli ama ben modifiye ettim telefona uyarladım işte:)

Her dakika nete bağlanmaktansa elimdeki verileri kullanmak daha akıllıca geldi.

Спокойной ночи Ubuntu!

Kablosuz gNewSense

Beni ve benim gibi pek çok insanı çileden çıkaran gNewSense ile kablosuz bağlantı kurmakla ilgili sıkıntıyı burada anlatmıştım.

Ama bir şey eklemeyi unutmuşum. Ve bir güncelleme sonrası bağlantım bozuldu. O basit ayrıntıyı atladığım için bağlantıyı uzun süre düzeltemedim. Yetmiyormuş gibi bulabildiğim tek kahrolası yardım dosyasındaki konfigürasyon hiç bir şekilde işime yaramıyordu.

Getting Started” denilmiş ama olmuyor, sinirleniyorum.

En sonunda çözdüm.

Paneldeki simge üzerine tık

Connect to Other Wireless Network

bağlantının ismi, şifreleme methodu ve şifre belirlenir.

Ardından açıl terminal

network-admin

Network settings penceresi çıkar önce Unlock tıklanıp root pass girilir.

Ve Wireless connection için Roaming Mode, Wired connection için ise dhcp seçilir.

Location başlığının yanındaki ilk simge ile kaydedilir. Üçüncüsü ile de uygulanır.

Çevrimiçi daha da güzelsin gNewSense.

wızzz

Bir kaç gündür RMS‘in Political Notes etiketli yazılarına sarmış durumdayım. Özellikle “Turkey” şekilli bir arama yapıp yakaladıklarım oldukça ilgi çekiciydi. Siyasal tartışmalardan uzak kalma eğiliminde olmadım hiç. Genellikle tartışmalarda yemleyen taraf olmayı tercih ederim. Paralel düşünceler karşı tarafı coşturur. Bunu bildiğim için sınırları görmek adına pek çok defa aslında onaylamadığım saptamalarla yüreklendirim insanları. Ama bu nabza göre şerbet hikayesi değil elbette. Her şey tamamen ortaya çıktığında karşı tarafa aynı düşünceleri paylaşmadığımı fark ettiririm. Ve konuşmayı bir şekilde sonlandırırım.

Yine böyle bir konuşmanın sonunda tellerden istediğim ses çıkmadı, biraz daha zorladım ve koptu. Kaldırıp duvara vurdum.

Bu yüzden tükendi tüm suyum, yalnız ve insansız bu halimle çok daha mutluyum.

Biraz eğlendik, biraz öğrendik.

Zamanı geldi söylendi.

Addio Ubuntu-Tr.