Pidgin sorunu

Ne ekledim, ne değiştirdim ya da ne çıkardım tam olarak bilemiyorum. Ama bir süredir Pidgin’de bağlantı sorunları yaşıyordum. İnternet bağlantım kesilmediği halde Pidgin kapanıyor, farkına da varmıyorum. Dosya transferleri hep yarım kalıyor. Üstüne bir de açık pencereleri kapatırken yaşadığım tuhaf bir sorun eklendi. Konuşma penceresini kapatıyorum. Penceredeki yazılar kayboluyor ama hala açık görünüyordu. Hep 2. seferde kapatıyorum. Sonunda .purple dosyasını sildim. Tekrar yükledim Pidgin’i. Artık sorunsuz.

Reklamlar

Livestation-Online Tv

Yine forum öğretilerinden elde ettiğim bir bilgi tv kartı olmayanları sevindiren bir olay, online tv.

Anlatım için Ubuntu-tr’den bytana teşekkürler
Programın adı Livestation.

Sitesinden indiriyoruz.

Terminalden;

cd /x/y/z

gibi dosyayı indirdiğimiz yolun adresini yazıyoruz.

İlk adım

chmod +x Livestation-[version].run

Benim indirdiğim versiyon numarası 3.1.0 bu nedenle komutu;

chmod +x Livestation-3.1.0.run

şeklinde düzenledim.

q harfine basıp sıralanan yazıları atlatıyoruz. y harfi ile de onay veriyoruz.

Arada bir şeyler çıkıyor.

Enter’a basıp atlıyoruz.

Kurulum bitince iddialara göre terminale livestation yazınca çalışıyormuş.

Bende nedense çalışmıyor bu komut.

/usr/local/Livestation

yolundan açıyorum ben programı.

Görünümü de şu şekilde;

Ich küsse dich Ubuntu:)

Pilli Linux

Bir sıkıntıyla karşılaşabilecek kadar uzun süre pille kullanmadım bilgisayarımı.
Ev içi gezici bir masaüstü gibi. Dışarda bile bir güç kaynağına yakın olunuyor hep. Ama bir şeyler ters giderse nereden anlayabileceğimi öğrendim az önce. Yine forum, sağolsun ğnome🙂

Ben yine dan-dun giriştim anlatımı tam okumadan. Öyle bir dizin yok diye payladı beni terminal.

Bu nedenle önce efendi gibi

/proc/acpi/battery

yolundan pil dosyasının adı öğrenilir.

Ardından terminal açılıp

cd /proc/acpi/battery/BAT1

komutuyla dizine girilir. BAT1 benim dosyanın adı, sizinki neyse onu deneyin.

Ardından

cat info

ve bu komutla benim çıktılar burada biter.

İlk anda bir şaşkınlık yaşadım. Kaptırmışım ne yaptığımdan soyutlamışım kendimi, pile bakıyoruz ama benim pil takılı değil ki.

Sonrası pilli Linux’lar için;

design capacity: 4400 mAh

last full capacity: 4334 mAh

şekilli bir çıktı vermiş ve

Üretim/tasarım kapasitesi : 4400 mAh
Son dolu kapasite: 4334 mAh

şeklinde izah etmiş bunu ğnome.

Son olarak

cat state

komutuyla görülen verileri Laptop Pilleri ile ilgili bir adresteki verilerle kıyaslayarak yorumlamış.

Temel Linux Komutları

Terminalle aramı düzeltmek için sonunda hep istediğim fırsatı yarattım. Yaklaşık 1 aydır bilgisayarımda açılacağı günü bekleyen 13 sayfalık bir komut listesi var elimde. Biraz daha kafamın rahat olacağı ana kadar bekledim ve sonunda çıktısını aldım biraz önce. Basılı sayfalarla öğrenmeye daha yatkınım. Her ne kadar kitapları e-kitap şeklinde okumaktan müthiş keyif alsam da öğrenirken özellikle üzerine karalamalar yapabileceğim sayfalara ihtiyaç duyuyorum. Daha önce çıktıların kayıt edilip edilmediğini merak etmiştim. Otomatik bir kayıt yokmuş. Ama komutların listesi bulunuyormuş.

Her denemede işaret kalemiyle çizeceğim listemdeki komutun üzerini. Kağıtlar yeterince renklendiğinde terminale, kopyala-yapıştır yapmak yerine klavyeden yazmaya başlayacak kadar ısınmış olacağım muhtemelen.

Başlıyoruz;

1- rm –rf / * **

🙂

*Güvenilirliği kanıtlanmamış kaynaklardan öğrendiğiniz hiç bir komutu başka kaynaklarla sınayıp düzgün çalıştığına emin olmadan asla denemeyin.

**http://susuzirmak.blogcu.com/ ve http://susuzirmak.wordpress.com acemi bir Linux kullanıcısının deneme-yanılma defteridir ve kesinlikle güvenilir bir kaynaklar değildir!..

Çoktan Seçmeli

Forumun bakıma girmesi ve yüksek lisans sınavının tedirginliğinin hala üzerimde olması nedeniyle tamamen alakasız bir şeyler karalama hakkını kendimde görüyorum bugün.

Kabataş-Üsküdar arası okuldan aldığım “urban bug” isimli bir küçük dergicik okuyarak geçtim. Her çeşit toplu taşıma aracını hareketli okuma salonları olarak görenlerdenim. Dergideki bir yazı üzerine fark ettim ki hayatım boyunca neredeyse hiç dinlemediğim bir müzik türü var. Funk. Üstelik neredeyse her tür hakkında çok detaylı olmasa da sohbet edebilecek kadar ilgim oldu müziğe. Rock ve metal türevleriyle şekillenen bir dönemin ardından punk bir kırılma noktasıydı benim için. Özellikle ön yargılarımdan kurtulmama yaradı ve yeni bir ufuk açtı bana. Madem tavsiye edilmiş, öğrenmemek olmaz diye düşündüm ve başladım araştırmaya.

Listede Yeah Yeah Yeahs dönerken günü özetlemek istiyorum.

Üsküdar’a adımımı atar atmaz bir genç kız yaklaştı.

Genç Kız-İç ses1-İç ses2-Irmak

G.k: Üsküdar’a gitmek istiyorum. Yardım edebilir misiniz?

İ.s1: Bu noktadan sonra size nasıl yardım edilir ben de bilemiyorum.

İ.s2: Karıştırdı, belli ki yabancı dalga geçme sakın.

Irmak: Burası Üsküdar. Siz nereye gidecektiniz?

G.k: Bağlarbaşı, dolmuş varmış, ben Kuruçeşme’de inecektim. Parkta.

İ.s1: Şu caminin arkasında dolmuş var diyip geç, tam ters yöne gideceğiz biliyorsun.

İ.s2: Gördüğün gibi kız daha Üsküdar’da olduğunun farkında değil, yüzüme nasıl bakıyor hem.

I: Şurda dolmuş olacak, ben götüreyim sizi buyrun.

(Kız dolmuşa bindirilir, şoföre Kuruçeşme Parkı’nda haber vermesi tembihlenip ters istikamete doğru yürünür.)

Annemin yurtdışı seyahatinde taşınacak paraları boyna asılan ufak bir cüzdana koyma fikri üzerine mini çakal olan ben cüzdanı asker malzemeleri satan bir dükkandan alabileceğimi söyledim.

Üsküdar’da bir iş merkezinde askeri malzemeler satılan bir dükkan buldum. Girdim. Tarif ettim istediğim şeyi. Güler yüzlü bir adam, muhtemelen siftah olacak aldığım üç kuruşluk cüzdan.

Satıcı-İç ses1-İç ses2-Irmak

S: Nereye gitti?

İ.s1: Ha yok biz turla Mısır’a gideceğiz de para bol işte biliyorsun, birazını da boynumuza asalım dedik ondan yani.

İ.s2: Saçmalama, öyle söylenir mi.

I: Diyarbakır.

İ.s1: Harika, şimdi bölük birlik sorarsa ne diyeceksin acaba.

İ.s2: Mekanize Tugay

İ.s1: Mekanize Tugay’ın ne olduğunu biliyor musun?

İ.s2: Hayır, hiç bir fikrim yok. Ama karizmatik bir ismi var.

S: Yeni mi gitti?

İ.s1: Yeni evet.

İ.s2: Bir kaç ayı kaldı.

I: Aaa evet yeni gitti, ne kadardı borcum? Teşekkürler.

S: Para üstünü unuttunuz bir saniye, öbür tarafta bir de sizle uğraşmayalım:)

İ.s1: Öbür taraf?

İ.s2: Bu iyi olmadı.

I: Teşekkürler.

Ve ben tam penaltılara kaldık yine diye düşünüp evin yolunu tutmuşken bir yaşlı adam yanaştı yanıma, koca bir çeşme vardır iskelenin karşısında tam orada.

Yaşlı amca-İç ses1-İç ses2-Irmak

Y.a: Hanım kızım bir yardım edebilir misin, Üsküdar’a gidecektim ben.

İ.s1: Yine? Hem de aynı cümleyle?

İ.s2: Yaşlı adam yazıktır yardım et bakma öyle suratına.

I: Burası Üsküdar amca. Sen nereye gidecektin?

Y.a: Karşıya, Eminönü otobüs, dolmuş yok mu nereden bineceğim?

I: Vapur var amca gel götüreyim seni.

Y.a: Sen de mi karşıya geçeceksin kızım? Beraber mi gideceğiz?

İ.s1: Bu bakışı tanırım ben, parası yok vapur için. Para ver adama.

İ.s2: Öyle direkt verilmez ayıptır, utandırırsın.

I: Yok ben o taraftan geldim zaten eve dönüyorum.

Y.a: Yaa…

İ.s1: Demiştim.

İ.s2: Yazık..

I: Gel şöyle amca, geç şurdan, heh tamam. Para? Ha yok akbil bastım ben. Hadi sağlıcakla:)

-fin-

Şablon değişimi

Bir blog yazacak insanın Blogcu‘yu tercih etmesi için tek bir mantıklı neden göremiyorum. Ama oldu bir kere. Birbirinden iğrenç şablonlar arasından seçim yapmak zorunluluğuna bir yere kadar katlandım. Herhangi bir tasarım deneyimim-bilgim ve becerim olmadığı için kardeş sitelerin kaynak kodlarından banner falan araklayıp siteyi şekle sokmaya çalıştım biraz. İçime sinmedi. Farklı şablonları taradım Blogcu‘ya uyacak. Beğenmedim hiç birini. Sonunda Css Templates diye bir şey buldum. Ve en iyi yaptığım şeyi tekrarladım hemen. Kopyala-yapıştır? Ve templates sayfası aynen karşımda. Blog kayıp. WordPress temasıymış, Blogcu’ya uyarlamak gerekecekmiş. Taktım ya bir kere sıfır kod bilgimle bunu bir şekilde yapacağım. Kullanımdaki şablonu yedekledim. Ardından bir süre tek satır anlamadan baktım dizilimine. Biraz internetten araştırdım, biraz deneme-yanılma yaptım. Defalarca beceremedim, tam oldu zannettiğim anda sayfadaki hiç bir linkin çalışmadığını fark ettim. Bu sefer tamam cümlesinin ardından yazı başlıklarını ekleyemediğimi gördüm. Çok zeki olmadığım için çok uğraştım. Ama yeterince zeki olduğum için sonunda başardım.

Bugünün ilk mutluluğu Banshee oldu, ikincisi de bu yeni şablon.

Yarın bugünden daha yaratıcı olabilmek dileğiyle Ubuntu..